Cumartesi, Mayıs 23, 2026
Ana sayfa CUMA KONFERANSLARI Ayan; Hacc Müslümanların yıllık kongresidir, Kurban ise Allah’a adanan canı temsil eder

Ayan; Hacc Müslümanların yıllık kongresidir, Kurban ise Allah’a adanan canı temsil eder

by İlkav Editor
8 👁
A+A-
Reset

Ayan; Hacc Müslümanların yıllık kongresidir, Kurban ise Allah’a adanan canı temsil eder

Emrullah Ayan, İLKAV Cuma Konferansında, “Hacc ve Kurban’ı Doğru Anlamak” başlıklı bir sunum yaptı.

Ayan,
sunumunda; önce hacc ibadeti ve gerekliliği üzerinde durdu ve şu konulara değindi:

Hilal tespiti ve güven sorunu: Hilal tespiti yapan teknolojik merkezlerin başındakilerin samimiyetine güvenilmediği için bayram gününün diğer İslam ülkeleriyle istişare edilerek teyit edildiğine,

Konferansın temel amacı: Hac ve Kurban ibadetlerinin fıkhi ve şeklî detaylarından ziyade, bu ibadetlerle Allah’ın neyi amaçladığını ve ilahi muradı anlamaya odaklanılması gerektiğine,

Haccın tarihsel kökeni: Hac ibadetinin Hz. Muhammed ile başlamadığına, kökeninin Hz. İbrahim’in insanlığa yaptığı ilana ve Hac suresi ayetlerine dayandığına,

Ekitap için tıklayın

Müşriklerin hac uygulamaları: Mekke müşriklerinin de tavaf, say ve kurban gibi ritüelleri uyguladığına ancak bu ibadetlerin içine sinsice şirket ve putperestlik unsurları yerleştirdiklerine,

Haccı Allah için tamamlamak: Bakara 196. ayetteki emrin, haccın eksikliklerini ve şirketle bozulmuş, tahrif edilmiş taraflarını temizleyip tevhit aslına döndürmek anlamına geldiğine,

Genç yaşta hacca gitmenin önemi: Haccın yaşlılığa, emekliliğe veya çocukları evlendirme sonrasına bırakılması şeklindeki toplumsal yanılgının ve “haccı tutamama” korkusunun yersizliğine,

Ka’be’nin ilk inşası ve dil inceliği:Ka’be’nin ilk olarak Hz. Âdem tarafından yapıldığına; âyette geçen “yükseltmek” (rafa’a) fiilinin, Hz. İbrahim ve İsmail’in var olan eski temelleri bulup binayı tekrardan yaptıklarını gösterdiğine,

Haccın evrensel hüviyeti: Irk, dil, renk ve statü farklarını ortadan kaldırarak tüm Müslümanların “bir tarağın dişleri gibi” eşit olduğunu gösteren küresel bir şuur olduğuna,

Suud yönetiminin baskıcı politikaları: Haccın Müslümanların küresel bir kongresi olma özelliğinin engellendiğine; insanların Gazze, Filistin ve Nijerya gibi ümmet sorunlarını konuşmaktan alıkonularak yalnızlaştırıldığına,

“Hac ayları” kavramının saptırılması: Bakara: 197. âyette geçen “Hac bilinen aylardadır” ifadesinin haccı diğer aylara yaymak anlamına gelmediğine, eskiden aylarca süren yolculuk ve hazırlık dönemini kastettiğine,

Hac’da ticaretin meşruluğu: “Hacda ticaret yapılmaz” inanışının toplumsal bir hurafe olduğuna, ibadet esnasında meşru ve helal ticaretin de yapılabileceğine,

Nüzul sırasına göre siyer okuma tavsiyesi: Tevhidin ve İslâm’ın gelişim sürecini doğru kavramak için Kur’an okumalarının mutlaka Peygamberimizin hayatıyla (Siyer) iç içe ve ayetlerin iniş (nüzul) sırasına göre yapılması gerektiğine,

Malcolm X’in (Malik El Şahbaz) dönüşümü: Malcolm X’in Hac sahasındaki o muazzam renk eşitliğini ve evrensel kardeşliği bizzat müşahede ederek eski ırkçı dini inanışından nasıl koptuğuna,

Hüseyin Beheşti’nin birleştirici tespiti:Ka’be ve Hac ibadeti olmasaydı, Şii ve Sünni dünyasındaki aşırıların (müfritlerin) birbirlerinin Müslümanlığına asla inanmayacakları gerçeğine dikkatleri çekti.

Ayan, hacc ibadetine dair sunumundan sonra Maide: 27. âyette anlatılan Âdem’in iki oğlu kıssası üzerinden kurban ibadeti hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu:
“Rasulüm! Onlara Âdem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuş, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, ‘Andolsun seni öldüreceğim’ deyince, kardeşi: ‘Allah ancak muttakîlerin takdim ettiğini kabul eder’ demişti.” (Mâide: 27)

Rasulüm, onlara, o hasedçi yahudilere, Rablerince açılan senin gibi bir rahmet kapısına ilgisizlere Âdem’in iki oğlu, Habil ile Kabil kıssasını hak olarak anlat. Bu kıssa ile onlara öğüt ver ki; şimdi, sen kardeşlerine karşı Kabil konumunda olan, Rabbinin seçip verdiği lütuflarını kıskanıp isyan edenler ne yaptıklarını iyi anlasınlar. Zira bu kıssa bu gerçeği anlatacak gerçek bir kıssadır.
Âdem’in oğulları Rablerine birer kurban sunmuş, birinin kurbanı kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Zira biri muttakî idi ve Allah’a kulluk şuurundaydı, malının Allah’a lâyık olanını kurban etmiş, diğeri en değersizini kurban etmişti.
Habil, mülk sahibinin bilincinde kurbanın en iyisini sunmuş, verdiğinin daha güzeliyle kendisine karşılık verileceğinin farkında olarak kurban sunmuş, Kabil ise, mülkü kendinin zannedip mülkün sahibine güvensizlik duygusuyla kurban sunmuştu. Onun için, zâhiren birbirine benzeyen ama niyet olarak birbirinden çok farklı bu iki amelden birisini kabul eden Rabbimiz, diğerini kabul etmemişti. Kurbanının kabul edilmeyen Kabil hatasını anlayıp tevbe etmesi gerekirken öyle yapmıyor da kardeşini kıskanıp hased ediyor. Kabul edip etmeyen Allah iken o kardeşini suçluyor, tıpkı Allah’ın takdirine kafa tutup Âdem’e secdeyi emreden Rabbine isyan eden şeytan gibi…
İlk hasîd şeytandır, ikincisi de Kabil’dir. Kardeşini kıskanıp öldürmeye teşebbüs eder. Habil sorar: Beni niye öldüreceksin? O da der ki: Senin kurbanın kabul edildi, benimki kabul edilmedi. Habil: Allah ancak muttakîlerin kurbanını kabul eder. Bu konuda benim bir suçum da, yetkim de yoktur. Bunu sen hak ettin. Beni suçlama yerine durumunu gözden geçir de muttakilerden olmaya çalış!
Kurban İbadeti
Kurban; insanı Allah’a yaklaştıran şeydir. Bu bir ibadet ve hürmet ifadesidir ki, kurbanla insan Allah’a yaklaşır veya kurban insanı Allah’a yaklaştırır. Elbette maddi anlamda bir yaklaşma değil, O’nun rızasına ve sevgisine yaklaşmaktır. Kurbanla insan, Allah’a karşı takvâsını zenginleştirir.
İslâm’a göre Kurban; belli hayvanlar, belli günlerde kesilerek îfâ edilir. O, ne basit âdettir, ne de tüm malı-mülkü belirsiz amaç uğruna bir tarafa atmaktır.
Kur’an, Kurbanı ayrıntısıyla şöyle anlatır:
“Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah’ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üstlerine Allah’ın adını anın! Yanları üzere düşüp canları çıkınca onlardan siz de yiyin, istemeyen fakire de, istemek zorunda kalan fakire de yedirin. Şükredesiniz diye onları böylece sizin hizmetinize verdik.
Onların etleri de kanları da Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele!”
(Hacc: 36, 37)

Kurbanın sembolik derinliği ve takva:
Kurbanın bir “et şöleni” değil, Habil ve Kabil kıssasındaki gibi bir takva meselesi olduğuna; Ali Şeriati’nin aktardığı üzere insanı Allah’tan ve sorumluluklarından alıkoyan her şeyin aslında kurban edilmesi gereken birer “İsmail” olduğuna işaret eden değerlendirmelerini sundu:

“Şimdi, İbrahim’in Mina’sındasın, onun gibi yapmalısın. O, oğlu İsmail’i kurban için Mina’ya getirmişti. Senin İsmail’in kim veya ne? Mevkiin, şerefin, mesleğin, paran, evin, araban, aşkın, ailen, bilgin, sosyal sınıfın, gençliğin, güzelliğin mi? Hangisi? Ben bilemem, ama sen bilirsin. Kim ve ne olursa olsun, onu buraya kurban etmek için getirmelisin. Bunların hangisi olduğunu söyleyemem, ama yardımcı olmak için ipuçları verebilirim. İmanını ne zayıflatıp harekete geçmekten alıkoyuyor, sorumluluk kabul etmekten ne engelliyorsa, çağrıyı duyup hakkı itiraf etmene ne mani oluyor, kaçmaya ne zorluyorsa, rahatın için bahaneler bulmana ne yol açıyorsa, seni ne kör ve sağır ediyorsa, işte odur kurbanın!
Zayıflığı oğlu İsmail’e olan sevgisinden kaynaklanan İbrahim’in durumundasın. Şeytan onu rahat bırakmadı. Kendini şerefin zirvesinde, gurur dolu ve uğrunda her şeyden geçebileceğin ve sevgi için diğer tüm sevgileri kurban edebileceğin tek şey olduğunu düşün; işte bu senin İsmail’indir! İsmail’in, bir kişi olabilir, bir nesne, rütbe, mevki ve zayıflık da olabilir! Ama İbrahim için o oğlu idi!”

Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.   

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar