Hutbe: Mallarımız ve çocuklarımız bizim için imtihandır “Bilin ki, mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer fitne/denemedir. Allah katında ise büyük bir mükâfaat vardır.” (Enfal: 28) Kardeşlerim, bugün Zilhicce ayının 19’u 1447/Cuma Kur’an, insanın özüne hitap eder. Zira insanın yaratanı onun bileşimini, gizli, açık, iç dünyasının dönemeç, gedik ve eğilimlerini bilir. Allah, insanın zaaf noktalarını, mal ve evlât tutkusunun insanın en derin zaafı olduğunu bilir. Bu yüzden insanın dikkatini, mal ve evlât bağışı altında yatan gerçeğe yöneltiyor. Allah insanları imtihana tabi tutmak için mal ve evlât vermiştir. Çünkü bunlar, sınanma yeri olan dünya hayatının süsüdür. Allah kulun yaptıklarını görmek için bunları imtihana tabi tutar. Bunlara şükredip nimetin hakkını mı veriyorlar, yoksa onlarla oyalanıp Allah’ın hakkını unutuyorlar mı? “Bilin ki, mal ve evlatlarınız birer imtihandır.” Bu, kalbin imtihandan haberdar edilmesi, kendinden geçip unutmaması, imtihan sırasında başarısız olmaması için sakındırıp uyarma ve hazırlıklı olmasını sağlama amaçlı bir yardımdır. Allah insanı yardımsız ve karşılıksız bırakmıyor. Zira fedakârlığın ağırlığı ve sorumluluğun büyüklüğü nedeniyle -uyarılmış olmasına rağmen- görevini îfâ ederken insan, yine de zaaf gösterebilir, özellikle imtihan konusu, mal ve evlât ise… Bu yüzden Allah insana hangisinin daha iyi ve kalıcı olduğunu gösteriyor. Amaç; imtihanda zaafa düşene yardım ve onu korumaktır. “Büyük mükâfaat Allah katındadır.” Mal ve evlâdı bağışlayan Allah’tır. Mal ve evlâd imtihanını aşanlara O’nun katında büyük mükâfat vardır. O halde kimse emanetin sorumluluğundan ve cihadın fedakârlıklarından kaçmamalıdır. İşte bu, zaaflarını bilen yaratıcıdan insana yardım ve destektir. Bu; iman, düşünce, eğitim ve yönlendirmeye dair her şeyi bilen Allah’ın eksiksiz hayat sistemidir. Çünkü yaratan O’dur. “Yaratan bilmez mi?…” (Mülk: 14) Dikkat edin, mal ve çocuklarınız sizi meftun edip Allah yolundan saptırmasın! Mal ve çocuklarınız sizi Allah ve Resulüne hainliğe itmesin. Bunlar imtihan sebeplerinizdir. Onlarla ilişkilerinizi Allah’ın istediği gibi ayarlayın da imtihanı kaybetmeyin! Mal, çoluk-çocuk tutkunuz sizi Allah’a kulluktan ayırmasın. Fitne: Madeni, içindeki cüruflar ayrılsın diye potaya atarak eritip arıtmaktır. Demek ki bizler çoluk-çocuk, mal-mülk sahibi olmakla bir potadan geçiriliyoruz. Bunlar hakkında Allah’ın yasalarına uyup uymayacağımıza dair deneniyoruz. Madem bunlar imtihan konumuzdur, öyleyse bunlara sahip olmayalım da imtihanda başarılı olalım diyerek Allah’ın imtihanından kaçmaya da hakkımız yoktur. Bunlarla birlikte bu hayatı yaşamamız da Allah yasasıdır. Yani mü’min helâl rızık ve evlâd-u ıyal peşinde olacaktır. Unutmayın ki; ecirlerin en büyüğü Rabbiniz katındadır; hanım, çocuklar ve mallarınızın yanında değil diyor. Peki madem ki mallarımız, hanımlarımız, evlâtlarımız bizim için bir imtihan konusu ise, o zaman ne yapalım? Hemen tüm mallarımızı elimizden çıkarıp evlâtlarımızı evlâtlıktan reddedip, hanımlarımızı boşayalım mı? Rabbimiz bir başka yasası gereği bunlarla birlikte olmamızı istiyor. Evlilik yasasını koyan, kadını erkeğe, erkeği kadına muhtaç yaratan Allah’tır. Koyduğu bu evlilik yasasının sonunda çoluk-çocuğa ulaşılıyor. Mal-mülk de böyledir. Allah vermeseydi tüm bunlara ulaşma imkânımız yoktu. Yani bu yasayı koyan Allah, bunların bizim için fitne konusu olduğunu haber vererek bizi uyarısını şöyle anlayabiliriz: Malımız, eş ve çocuklarımız bizi Allah’a kulluktan alıkoyarlarsa, kulluğumuza engel olabilecek noktaya gelmişlerse, onlar yüzünden kulluğumuz engellenerek cenneti kaybetmeye yönelmişsek işte o an anlarız ki, onlar bize düşman olmaya başlamışlardır. Onlar için bu böyle olduğu gibi, biz kendimizi hayırdan şerre, kulluktan isyana, cennetten cehenneme doğru götürmeye başlamışsak bilelim ki, biz de kendimize düşman olmaya başlamışız demektir. Allah’a kulluk yolunda yürüyen mü’min kocaya, aksi istikâmette yürüyen karısı ve çocukları veya Allah’a itaate yönelmiş mü’mine bir kadına, aksi istikâmette yürüyen kocası ve çocukları büyük engel ve problem çıkarabiliyor. Allah için bir cihada çıkacak kocaların önünde en büyük engel hanımı ve çocukları olabilir. Yine; emanetimizdeki bize imtihan olmuş mallarımız, hanım ve çocuklarımızla ilişkilerimizi Allah’ın istediği gibi ayarlayıp ayarlamadığımız, onların hukuklarına riâyet edip etmediğimiz hakkında imtihana çekileceğiz. Eğer biz, onları Allah’ın istediği gibi Müslümanca eğitir, inandığımız yolumuza çekmeye çalışır, Allah’ın kitabı ve Resulüyle tanıştırıp onları Allah’ın iyi kulları yapmanın mücadelesini verebilirsek bu imtihandan başarıyla çıkarız. Rabbimiz o zaman hem bizi, hem de haklarında imtihan edildiğimiz yakınlarımızı bağışlayacaktır. Eğer imtihan sebebiyle bize verilen mal ve çocuklarımızla ilişkilerimizi Allah’ın istediği şekilde ayarlayamaz, onların altında ezilip dünya bize hakim olursa, bu sahip olduklarımız bize Allah’ı, âhireti unutturursa, Rabbimizin bize verdiklerini imtihan sebebi bilmez, mutlak gaye görmeye başlarsak kaybettik demektir. Ama tüm sahip olduklarımızı bize imtihan olarak Allah’ın verdiğinin bilincinde, Allah’a kullukta kullanabilirsek, eşimizi, çocuklarımızı Allah’ın istediği yöne yönlendirebilirsek imtihanı kazanmışız demektir. İşte o zaman, Allah’ın âhiret mükafaatı büyük olacaktır. Ama, biz onlara karşı görevlerimizi yapar da buna rağmen onlar yola gelmezlerse, o takdirde onlardan sorumlu tutulmayacağız.