Cuma, Temmuz 17, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe : Hurafeleri din edinmek

Hutbe : Hurafeleri din edinmek

by İlkav Editor
10 👁
A+A-
Reset

Hutbe : Hurafeleri din edinmek
“Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde, ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!’ derler. Peki ya ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?” (Bakara: 170)
Kıymetli mü’minler bugün Hicri safer ayının 3’ü 1448/Cuma.

Bugünkü hutbemizin konusu hurafe ve bidatler üzerine olacaktır.Hurafe; dinin özünde, Kur’an’da ve sahih sünnette olmayan, akla, mantığa ve gerçeğe aykırı, genellikle eski kültürler veya yanlış yorumlardan dine sonradan eklenmiş asılsız inanış ve uygulamalardır. Kelime anlamı olarak “akla ve gerçeğe aykırı düşen aldatıcı söz, masal” demektir.
İslam’daki Yeri: Dinin temel inanç esaslarıyla (tevhid, âhiret vb.) çelişen, Allah’tan başka güçlere (eşyalara ve kişilere) etki gücü atfeden her türlü ritüel hurafe, batıl inanç olarak kabul edilir. Geleneksel hurafelere falcılık, büyü, türbelerden medet umup bez bağlamak, kurşun döktürmek, nazar boncuğu gibi objelerden medet ummak, fal bakmak, eşyaya veya kadına uğursuzluk atfetmek ve üçler, yediler, kırklar inancı gibi kimi kültürel adetlere, kimi de uydurma rivayetlere dayalı anlayışları örnek olarak verilebilir. Yine yakın tarihte ölen devlet başkanı, komutan veya bilge kişilerin anıt mezarlarından medet beklemek, bir takım ilkeleri kabule insanları zorlamak, masum beyinleri yıkama adına her gün and içirmek, katılmak istemeyenlere psikolojik baskı yapmak, demokratik laik sistemleri, tüm beşerî ideolojileri halklara dayatmak, tüm bu vb. anlayışlar modern ve güncel hurafelere örnek olarak gösterilebilir. Tüm bu hurafe, batıl inanç ve uygulamalar Kur’an bilincinden uzak yetişmiş halkımızda fazlaca bulunmaktadır. Çünkü halkımıza İslâm ana kaynaklarından aktarılmamıştır. Kur’an’ın atalar dini diye isimlendirdiği bu din ana-babadan, çevreden, tv ve cami hocalarından duyduklarının kabulü ile oluşmaktadır. Oysa rabbimiz kitabında “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine uyun!’ denildiğinde, ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!’ derler. Peki ya, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?” buyuruyordu. (2/170)
Dünya genelinde ve bölgemizde halkın Müslümanlığı çok büyük oranda bu şekilde oluşmaktadır. İlmî olmaktan uzak yetkisiz ve yetersiz kimi Youtube hocaları da laf gevezeliği kabilinden yaptıkları yayınlarla hurafe bilgilerle insanlarımızın zihinlerini dejenere etmektedirler. Maalesef ilmî ve kitabî Müslümanlık çok az kişi tarafından yerine getirilebilmektedir.Geleneksel hurafeciliğe tüm camialarca da kabul gören Kur’an’ın ebced ve cifr hesabı ile yorumlanmasını örnek olarak verebiliriz. Rakamlar üzerinden gayba dair bilgiler üzerine kurulu bir batınî yorum şeklidir ebced ve cifr. Ve malum yapı dahil tüm tasavvuf ve diğer yapılar tarafından kabul gören hurafeci bir anlayıştır. Oysa Kur’an bu tür anlayışlara yönelimi temelden reddetmektedir. “O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir uyarıdır.” (6/90)
Kur’an falcılığı ve fal oklarıyla kısmet aramayı, yıldızlar üstünden gayb taşlamayı 1440 yıl önce yasaklamışken bu işlerin daha modern uygulamaları olan astroloji, sanal kahve falı ve yaşam koçluğu adı altında insan hayatı alanında inandırıcı yorumlar modernlik adına yapılmaktadır.
Kıymetli mü’minler, geçen hafta DİB tarafından bir hutbe okutuldu. Hutbenin bir bölümünde; “FETÖ’yü diğer ihanet şebekelerinden ayıran en belirgin fark, yüce dinimiz İslâm’ı ve yüce değerlerimizi istismar etmesidir. Suret-i haktan görünerek; ‘hoca’, ‘cemaat’, ‘hizmet’ gibi medeniyetimize ait kavramları alçak ihtirasları için kullanmasıdır.” deniyordu.
O gün bir darbe girişiminde bulunan malum yapının birçok yanlış akide ve anlayışları bugün hemen hemen tüm camialarda da bulunmaktadır. Yani yanlış olan sadece darbeye kalkışmak değildir. Yanlış olan tüm Kur’an’a ve sünnete uymayan hurafe dolu akide ve anlayışlardır. Bugün tüm cemaatlerin de algısı bu yöndedir. Geçmişte dini sulandırma ve bulandırmalarına göz yumup yanlış din yapılanmalarına destek verip, imkân sağlamak bugün darbeye kalkıştıkları için lanetlemek eksiktir, tutarlı değildir. DİB hutbesinde devamla, “İstismarcı yapılara geçit vermemek ve tuzaklarına düşmemek için kitabımız Kur’an’ı ve Sevgili Peygamberimizin sünnetini ehil, güvenilir kişi ve kurumlardan öğrenip hayatımıza aktaralım. Çocuklarımız ve gençlerimizi sahih dini bilgi ile buluşturalım.” diyor. Ancak bunu savunan Diyanet hâlâ Rabbimizin tek hâkim, malik, mutlak güç sahibi olduğuna, Kur’an ile hükmedilmesine dair onlarca hüküm olmasına rağmen, beşerî ideolojileri savunmaktan, hevaya dayalı insan aklının ilahlaştırılması anlamına gelen seküler, laik, demokratik anlayışı meşru göstermekten, vefat edenlere telkin vermekten, Kur’an’ı ölülere okumaktan, Kur’an yarışmaları düzenlemekten, mevlid gibi ritüellerden hâlâ vazgeçmemektedir.”
Hurafe ve hurafeciliği küçümsememek gerekir. İslâm’la hurafeler bir arada bulunamaz. İslâm’ın hak inancı tertemizdir, şirkin hiçbir tonuna geçit vermez. İslâm’da Allah’ın şanı belli, insanın -rasûl de olsa- mevkii bellidir. Allah’ın eşi, benzeri, ortağı, vekili yoktur. Hesabı sadece Allah görecektir, hesap görürken hiç kimseden yardım (şefaat) talebinde bulunmayacaktır.
Hurafelere karşı duyarlılıkta çifte standartlardan kaçınmak, tutarlı olmak gerekir. Herhangi bir siyasî, ekonomik, yasal ve toplumsal riski olmayan alanlarda konuşmak, yazmak ve ‘hurafe karşıtı’ bir görüntü vermek kolaydır. Lakin ilim ahlâkı, şirkin, batılın ve hurafenin her türüne -yasal, toplumsal veya ekonomik faturası ne olursa olsun- itiraz etmeyi gerektirir. Bir örnek vermek gerekirse, tarikat ve diğer geleneksel yapıların şirklerini eleştirmek, belki de faturası en ‘hafif’ olan bir tavırdır. Türbe anlayışını eleştirip de, bütün halkın bir kişiye tapındırıldığı ülkenin resmî türbesinin, bir insanın heykel ve resminin kutsanmasına itiraz etmemek, ikbal kaygısını dinleştirmektir, çirkin ve gayr-i ahlâkî bir durumdur.Rabbimiz bizleri tüm bidat ve hurafelerden uzak, sahih olan dinini samimiyetle yaşayanlardan eylesin.

Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU

17.07.2026

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar