Cumartesi, Temmuz 25, 2026
Ana sayfa CUMA KONFERANSLARI Atayurt; Filistin ve Doğu Türkistan aynı zulmün iki yüzüdür

Atayurt; Filistin ve Doğu Türkistan aynı zulmün iki yüzüdür

by İlkav Editor
13 👁
A+A-
Reset

Atayurt; Filistin ve Doğu Türkistan aynı zulmün iki yüzüdür

Cuma namazı öncesi İlmî ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV konferans salonunda, Doğu Türkistan Basın ve Medya Derneği Başkan Yardımcısı, Doğu Türkistanlı Muhammed Ali ATAYURT, “Kudüs’ten Kaşgar’a Zulme Karşı Direnişin Ortak Hafızası” başlıklı bir sunum yaptı.

Doğu Türkistan Basın ve Medya Derneği Başkan Yardımcısı ve İstiklal Medya Grubu Türkçe Yayın Koordinatörü Muhammed Ali Atayurt, konferansta Filistin ve Doğu Türkistan’da yaşanan insan hakları ihlallerini tarihî süreçte karşılaştırmalı olarak ele aldı. Konuşmasında, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin ortak bir vicdanla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Atayurt, Müslümanların zalimin kimliğine değil mazlumun durumuna odaklanması gerektiğini ifade etti.
Konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Atayurt, İslâm ümmetinin hiçbir zaman “benim mazlumum, senin mazlumun” ayrımı yapmaması gerektiğini belirtti. Zulüm, dünyanın neresinde yaşanırsa yaşansın kararlılıkla karşı çıkılması gerektiğini dile getiren Atayurt, Doğu Türkistanlıların yalnızca kendi davalarını değil, Filistin, Sudan, Myanmar ve diğer mazlum coğrafyaların meselelerini de sahiplenmeye çalıştıklarını söyledi.
Konferansta Filistin ve Doğu Türkistan’ın tarihî süreçleri ele alındı. Filistin’in Osmanlı Devleti dönemindeki konumuna değinen Atayurt, Doğu Türkistan’da kurulan Kaşgar Devleti Osmanlı Devleti ile ilişkiler kurdu. Buna dair Sultan Abdülaziz’e gönderilen yardım talebini ve Osmanlı’nın bölgeye silah ile askeri destek gönderdiğini anlattı. Bu tarihi bağların iki coğrafya arasında güçlü kardeşlik oluşturduğunu ifade etti.
1917 yılının yalnızca Filistin için değil, tüm İslâm coğrafyası açısından önemli kırılma noktası olduğunu belirten Atayurt, bu tarihten sonra hem Batılı güçlerin hem de Çin’in politikalarının Müslüman toplumlar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Buna rağmen Müslümanların hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediğini söyleyen Atayurt, Doğu Türkistan’ın kahramanlarından Osman Batur başta olmak üzere birçok alim, devlet adamı ve şehidin İslâm uğruna büyük fedakârlıklar yaptığını dile getirdi.
Konferansta Filistin direnişinin sembol isimleri ile Doğu Türkistan’daki mücadele önderleri arasında benzerlikler kuran Atayurt, Ahmet Yasin’den Mavi Marmara şehidlerine kadar birçok ismin ümmetin ortak hafızasında önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Bu mücadelenin yalnızca geçmişte kalmadığını, bugün de farklı şekillerde devam ettiğini ifade eden Atayurt, şehidlerin bıraktığı davanın yeni nesiller tarafından taşınmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Konuşmasının önemli bölümünü Çin’in Doğu Türkistan politikalarına ayıran Atayurt, 1949 yılında Çin’in bölgeyi fiilen işgal ettiğini ve bu sürecin Filistin’deki işgal modeliyle benzer yönler taşıdığını savundu. Çin yönetiminin bölgeye ilk girişinde “kalkınma”, “refah” ve “yatırım” söylemlerini kullandığını, ancak zaman içinde bunun ağır baskı ve asimilasyon politikasına dönüştüğünü ifade etti.
Batı emperyalizmi ile Çin emperyalizmi arasında yöntem farklılıkları olsa da sonuç itibarıyla her ikisinin de mazlum halklara zarar verdiğini dile getiren Atayurt, ekonomik çıkarların çoğu zaman insan haklarının önüne geçirildiğini söyledi. Özellikle birçok ülkenin Çin’e olan ekonomik bağımlılığı nedeniyle Doğu Türkistan’daki ihlallere sessiz kaldığını belirterek uluslararası toplumun çifte standart uyguladığını savundu.
Doğu Türkistan’da milyonlarca insanın toplama kamplarında sistematik baskıya maruz kaldığını ifade eden Atayurt, kamplarda insanların dini kimliklerinden, ana dillerinden ve kültürel değerlerinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Namaz kılmak, sakal bırakmak ve dini hayatı yaşamanın dahi “aşırılık” olarak gösterildiğini belirten Atayurt, bunun sistematik bir asimilasyon politikası olduğunu dile getirdi.
Medyanın günümüzde en etkili mücadele alanlarından biri haline geldiğini vurgulayan Atayurt, Çin’in dünya genelinde büyük propaganda faaliyetleri yürüttüğünü söyledi. Milyarlarca dolarlık bütçelerle oluşturulan medya ağlarının Doğu Türkistan’da yaşanan hak ihlallerini görünmez kılmaya çalıştığını ifade eden Atayurt, buna karşı bağımsız medya kuruluşlarının ve sivil toplum kuruluşlarının daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de Doğu Türkistan meselesine destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Atayurt, özellikle sivil toplumun bu konuda önemli bir görev üstlendiğini söyledi. Müslümanların birlik içerisinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Atayurt, Filistin ile Doğu Türkistan davalarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Konuşmada, Filistin ve Doğu Türkistan’da yaşananların yalnızca bölgesel meseleler olmadığı, tüm insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren küresel insan hakları sorunu olduğu vurgulanırken, zulme karşı ortak bir duruş sergilenmesinin hem insanî hem de ahlakî bir sorumluluk olduğu mesajı verildi.
Konferans, katılımcılara mazlum coğrafyalarda yaşanan gelişmelere karşı duyarlılık çağrısıyla sona erdi.
Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar