Hutbe: Kur’an okunduğunda onu dinleyip tabi olun!
“Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” (A’raf: 204)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Safer ayının 10’u 1448/Cuma
Kur’an’ın okunduğu her yerde onu dikkatle ve sessizce dinlemek bu sözün yüceliğine ve onu indiren yüce Allah’ın şanına en uygun hareket tarzıdır. Allah buyurur da, insanlar susup O’nun sözlerine kulak asmaz mı? Sonra onlar için rahmet umudu söz konusudur.
Kur’an’ın okunduğu insanların onu dikkatle ve sessizce dinlediği her yerde onu anlamak, etkilenmek ve direktiflerini kabul etmek mümkündür. Aynı şekilde onların bu hareketleri hem dünyada hem de âhirette merhamet edilmelerine neden olabilir. O halde, okumak nedir?
Okumaktan amaç bir metnin harflerini anlamadan sadece telaffuz etmek midir?
Kur’an’ı anlamak amacından yoksun olarak onun metnini telaffuz etmek yani seslendirmek okumak anlamına gelir mi? Bu seslendirme ile öğüt alınabilir mi?
Unutmayalım ki, Kur’an’ı okumak; manâsını anlayarak, üzerinde düşünmek, tefekkür etmek, yaşamak ve bildirip tebliğ etmek demektir.
Değerli kardeşlerim, biliyorsunuz ki, Kur’an zikirdir yani öğüttür, nasihattir:
“O (Kur’an) bütün âlemlere öğüttür. Elbette ki aranızdan doğru yolda gitmek isteyenler için!” (Tekvir: 27, 28)
Görüldüğü üzere Kur’an ancak doğru yolda olmayı dileyenlere, öğüt almak isteyenlere öğüt verir. Yoksa Kur’an’ı anlamını bilmeden dolayısıyla da düşünmeden telaffuz eden veya kültürel bilgi birikimi olsun diye okuyanlar ve okuduklarıyla da amel etmeyenler bu Kur’an’dan öğüt alamazlar.
Bu manâda, mü’minlerin Kur’an’ı okumaları gerektiğini gösteren âyetlerden biri şöyle: “Gerçekten Allah’ın Kitab’ını okuyanlar, namazı ikâme edenler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler, kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler.” (Fatır: 29)
Konunun diğer bir yönü de; boğazdan aşağı, kalbe ulaşmayan bir okumanın değil kişiye küfre karşı koyma gücü vermek, şirkten uzaklaştırmak, imanında sebat etmesi için yeterli güç bile veremeyeceğine dikkat edilmelidir. Bu tür insanlar hakkında bir hadiste şöyle buyrulur: “Nice Kur’an okuyucuları vardır ki; onlar Kur’an okur ama Kur’an boğazlarından aşağıya inmez. Onlar okun yaydan çıktığı gibi imandan çıkarlar.” (Buhârî, Müslim)
Böyle bir okuyuş kişinin heva heves ve ruhunu ıslah edip güçlendirmez, aksine onu Allah’a karşı daha küstah, vicdanına karşı inatçı yapar ve karakterini tamamen bozar.
Hutbenin başında okuduğum A’raf: 204. âyette, Kur’an okunduğunda susup dinleyin ki, Rabbiniz size merhamet etsin, diyerek Allah bize yol gösteriyor, merhameti gereği usul öğretip yeryüzünde koyduğu bir yasayı hatırlatıyor.
Kur’an insanların yaşadıkları dünya hayatında basîretlerle dolu bir kitap olduğu gibi bu hayatın sonunda başımıza nelerin geleceği, bizi nelerin beklediği konusunda da basîrettir. Bu kitap; iman edecek, yollarını bu kitaba soracak, hayat programları konusunda bu kitaba müracaat edecekler için hayatın önünü de, sonunu da gösteren bir basîret, hidâyet ve rahmettir.
Rabbimiz bu kitapla beraberlikte nasıl bir tavır takınacağımızı anlatıyor. O kitap okunurken susacağız, ukalalık etmeyecek, kendi düşüncelerimizi, başkalarının düşüncelerini onun önüne geçirmeyecek veya kendi düşüncelerimizi Kur’an’a onaylattırmayacak, gündemi bu kitap belirleyecek ve onun istediği hayatı sergileyeceğiz. Yani Allah’ın Resûlü bu kitabı nasıl okuduysa, hangi gaye ve niyetle okuduysa o şekilde okuyacak, okumanın şeklini, zamanını, miktarını ve hedefini onun gösterdiği biçimde tayin edeceğiz.
Biz biliyoruz ki Allah’ın Resûlü bu kitabı anlamadan sadece mücerred olarak telaffuz etmek ve sadece bilgi olsun diye okumadı. Âyetler, Rasulullah (S)’in kalbine ve hayatına indi. İşte biz de onun gibi okuyacağız. Anlamak, hayatımızı onunla düzenlemek üzere okuyacağız. Kalbimizde ve hayatımızda tesirler ve değişiklikler icra edecek şekilde, dil, akıl, kalp uyumu içinde okuyacağız. İşte gerçek okuma budur. Gerçek bir okumada dil âyetleri telaffuz eder, akıl onları tercüme eder, kalp de onun istediği biçimde müteessir olup şekil alır, tavır alır. İşte gerçek bir okuma budur.
Eğer böyle yapar, Kur’an okunurken susar, sadece onu dinler, onu Allah ve Resûlünün istediği biçimde anlar ve hayatınıza aktarma çabasına girerseniz bilesiniz ki size Rabbinizin rahmet kapıları açılacak ve dünya ile âhiretin tüm nimetleri sizinle beraber olacaktır.
24.07.2026
Hazırlayan: Emrullah AYAN
