Cuma, Haziran 19, 2026
Ana sayfa YazarlarHayati İsaoğlu Hutbe : Hicreti anlamak

Hutbe : Hicreti anlamak

by İlkav Editor
10 👁
A+A-
Reset

Hutbe : Hicreti anlamak            
“Pislikten (Şirk ve günahın her çeşidinden) hicret et, kaçın.” (Müddessir: 5)
Kıymetli Müslümanlar bugün Hicrî Muharrem ayının 4’ü 1448/Cuma.

Hicri yeni yıl, insanlığa ve hususen İslâm âlemine hayırlar getirsin inşâAllah. İnsanlık müstekbirlerce kan ve gözyaşı dolu adaletten ve huzurdan uzak bir yılı daha geride bıraktı. İnsanlığın son fırsatı olan hablullah ise tüm berraklığı ile kütüphanelerde, süslü kılıflarda, hafızalarda, kurraların dilinde ama anlaşılıp hayata rehberlik ettirilmeden ama inzal olduğu günlerdeki gibi yeni bir sahabe neslini beklemektedir.
Cahiliye dönemi diye isimlendirilen dönemden farksız zulüm, şirk ve fesad daha rafine şekilde batılı sözümona medenî dünyaca devam ettirilmektedir. Çok şükür ki her türlü zulüm, şirk ve tüm sıkıntıların çözümünü bildiren şifa, kılavuz ve rahmet olan Kitab-ı Hakim arı-duru elimizdedir. Ama bu imkana sahip Müslümanların kahir ekseriyeti ise bu Kitaba anlama ve yaşamadan uzak, ses yarışmalarında, hastaların iyileştirilmesinde, cinlerin def edilmesinde veya sevap makinesi olarak mezarlarda okunan işlevsiz kutsal bir metin muamelesi yapmaktadırlar.
M. 622’de yılında Mekke’den Medine’ye mekân olarak gerçekleştirilen hicret Müslümanlar için takvim başı kabul edilip anlamlı ve önemli hale gelmiştir. Takvim başı kabul edilen hicret birçok İslâmî kavrama olduğu gibi içi boşaltılıp örümcek ve ağına, güvercin ve yumurtasına, yılan ve gözyaşına, Sürakâ ve atının kumlara saplanmasına indirgenerek gerçekler göz ardı edilmiş ve hicret asıl anlamından uzaklaştırılmıştır. Oysa ki hicret; bir kaçış, bir yok oluş değil, yeniden dirilmek ve var olmak için inkılâbî bir yürüyüştür.
Hicret; tüm dünyevî değerleri gerektiğinde Allah için feda etmektir.
Hicret; tüm soyut ve somut sahte putlardan (yüceltilmiş ölü veya diri insan, cisim, dünyevî makam, şöhret ve ünvanlardan, dini lider, devlet başkanı, siyâsî otorite ve idarecilerden, spor, müzik ve sanat alanlarında yüceltilip ilahlaştırılan tüm şahsiyetlerden) Allah’a sığınmak, hiçbirini O’nun önüne geçirmemektir.
Hicret; zulüm ve işkenceden, şirk ve küfürden kaçış, kalplerin derinliklerindeki özlem ve acı bir buruklukla özgürlüğe, umuda bir yolculuktur.
Hicret; kula kulluktan zillet içinde kölelik ve esaret altında yaşamaktan, Allah’a, belirlediği ölçüler içinde ibadete/kulluğa ve onurla mücadeleye yolculuktur.
Hicret; doğup yaşanılan, hatıralarla süslenip sevgi, aşk, sevinç ve üzüntülerin harmanıyla yoğrulan toprakların, bin bir duygu içinde terk edilmesi, zorlu bir mücadeleye, yepyeni bir yaşama, bambaşka diyarlara yolculuktur.
Hicret; muhacir kardeşlerinin acılarına ensar kimliğiyle ortak olmaktır.
Hutbeme, Mehmet Pamak ağabeyin “Hicret, İmânî ve İbâdî Bir Sorumluluktur” başlıklı yazısından alıntıyla son veriyorum: “Hicret; kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisanen veya kalben ayrılıp uzaklaşması’dır. Rasulullah, ‘muhacir, Allah’ın kendisine yasakladığı şeyleri terk edendir’ buyurur. Yine, ‘Hicret nedir?’ sorusuna ‘Kötülüğü terk etmendir.’ (A. b. Hanbel) cevabını verirken ‘Muhacir kimdir?’ sorusuna ise; ‘Hata ve günahları terk edendir.’ (İbn Mace) cevabını veriyor. Bu ifadeler, hicretin zaman, mekân, toplumlar üstü bir iman, cihad ve ibadet olduğunu ortaya koyar.
Allah, Bakara: 257’de “Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura (aydınlığa) çıkarır; inkâr edenlerin velileri ise, tağut’tur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar…” buyurur.
İşte ilk hicret bu istikamette yaşandı. Tâğutlara itaat ve ibadetten kaçınıp yalnız Allah’a kulluk edip zulumâttan nura, karanlıklardan aydınlığa çıkma anlamında hicret. Cahiliyenin ilahlarından ve şirk dininden, Vâhidu’l-Kahhar olan Allah’a ve O’nun tevhid dinine doğru hicret. İşte bu kurtarıcı hicret, insan üretimi cahiliyenin renginden tüm tonlarıyla arınıp yalnız Allah’ın rengiyle boyanmak, üretilmiş ipleri terk edip Allah’ın ipine sarılmaktır.
İlk nesil, Kur’an’ın rehberliği ve Resulün liderliğinde, En’am: 153’te zikredilen tercihle, zulümâta ait koyu ve gri tonlarıyla tüm batıl yolları, cahiliyenin tüm türevlerini, tâğutun daha zalimini de, görece özgürlükçü olanını da toptan reddederek hicret edip Nur olan sırat-ı müstakîme yönelmişlerdi. Onlar kendilerini sırat-ı mustakîmden uzaklaştıracak batıl yolların hiçbirine, hiçbir maslahatla itibar etmemiş, ehven-i şer de dahil şerre ait hiçbir yola tevessül etmemişlerdi. Bugün ise, tevhîdî uyanış süreci Müslümanları bile, şerden ehven-i şer olanını, cahiliyenin gri tonlarını tercih edebiliyor. Yani cahiliyenin daha az zulmedenini tercih edip o saflarda yer alabiliyorlar. Batıl modelleri bir merhale olarak tercih etmekten, felsefî ideolojik yönü belirleyici şirke ait batıl kavramları ödünç almaktan söz edebiliyorlar.
Halbuki, gerçek manâda cahiliyeden Hakka hicret, ancak cahiliyeyi tüm çeşit ve unsurlarıyla reddedip vahye teslim olmakla ve “verrucze fehcur” emri gereğince başta akidevî ve ahlâkî olmak üzere tüm cahiliye kirliliklerinden hicret edip uzaklaşmayı, arınmayı gerçekleştirmekle ve bu hicrete hayat boyu süreklilik kazandırmakla mümkündür. Nerede, ne zaman ve ne şartlarda olursa olsun küfrü, şirki terk edip uzaklaşan muhacirdir. Fıskı, küfrü, şirki olduğu gibi modern tüketim kültürünü, kapitalist ve seküler hayat tarzını, yozlaşmış ahlâkı terk etmek zor olsa da kesinlikle bir zarurettir, farzdır ve hayatı kuşatıcı hicretin kaçınılmaz bir gereğidir. Ahlâkî ve amelî olarak nefsimizde, ailemizde ve çevremizdeki her bir ıslah çabası bizim takva ve hicret yolunda atılmış bir adımımız olarak algılanmalı ve bu ıslah bilinci hayatımızı kuşatmalıdır.
Rabbimiz başta Kur’an olmak üzere tüm kavramlarımızı gereği gibi anlayıp hayatımıza aktarmayı bizlere kolaylaştırsın.
19.06.2026
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU                                                           

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar