Üstüntaş; Hz. Ömer’in yönetim anlayışının temelini adalet ilkesi oluşturmuştur
Ramazan Üstüntaş, İLKAV Cuma Konferansında, “Hz. Ömer’in Adalet ve Yönetim Anlayışı” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Toplumun huzur ve güveninin ancak adaletle sağlanabileceğine dikkat çekilen konferansta, Hz. Ömer’in devlet yönetimindeki uygulamaları ve günümüze ışık tutan yönetim ilkeleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Düzenlenen konferansta konuşmacı, geçen hafta başlatılan “Hz. Ömer’in Hayatı ve Günümüze Yansımaları” konulu konferansın ikinci bölümünde, Hz. Ömer’in hilâfet dönemi ve devlet yönetimindeki örnek uygulamalarını anlattı. Konuşmada, Hz. Ömer’in sadece İslâm tarihinin değil, dünya yönetim tarihinin de en önemli devlet adamlarından biri olduğuna vurgu yapıldı. Konuşmacı, Rasul (S)’in vefatının ardından yaşanan yönetim sürecine değinerek, Hz. Ebubekir’in halife seçilmesinde Hz. Ömer’in önemli rol üstlendiğini hatırlattı. Daha sonra Hz. Ebubekir’in tavsiyesiyle halifelik görevini devralan Hz. Ömer’in, ilk etapta sert mizacı nedeniyle bazı çevrelerde tereddütle karşılandığı ifade edildi. Ancak zaman içerisinde onun adalet, merhamet ve hakkaniyet anlayışının toplumun her kesiminde güven oluşturduğu belirtildi. Konferansta, Hz. Ömer’in yönetim anlayışının temelini “adalet” ilkesinin oluşturduğu vurgulandı. Konuşmacı, “Adalet mülkün temelidir” sözünün Hz. Ömer’in yönetim anlayışını en iyi özetleyen ifadelerden olduğunu belirterek, devletin varlık sebebinin adaleti tesis olduğunu ifade etti. İslâm’ın devlet modelinin; adalet, şûra, ehliyet ve emanet ile iyiliği emir, kötülüğü engelleme gibi temel ilkeleri esas aldığını dile getirdi. Hz. Ömer’in yöneticilerden beklentilerine de değinilen konferansta, valilerin halktan kopuk yaşamalarına izin vermediği, kapıcı ve sekreter bulundurmalarını yasakladığı, halkın yöneticilere doğrudan ulaşabilmesini istediği aktarıldı. Ayrıca gösterişli kıyafetler ve lüks yaşam tarzını uygun görmediği, devlet yöneticilerinin maaşlarıyla yetinmelerini istediği ve kamu malını kişisel menfaat için kullanmalarına kesinlikle müsaade etmediği ifade edildi. Konuşmada, Hz. Ömer’in yöneticileri sürekli denetlediği, mal beyanı uygulaması yaptırdığı ve halktan gelen şikâyetleri bizzat değerlendirdiği örneklerle anlatıldı. Mısır Valisi Amr bin Âs’ın oğlunun bir Kıptiye haksızlık yapmasının ardından Hz. Ömer’in valiyi ve oğlunu Medine’ye çağırarak adaletin gereğini yerine getirmesi, konferansın dikkat çeken örnekleri arasında yer aldı. Bu olayın, makam ve nüfuz sahibi kişilerin hukukun üstünde olmadığını gösteren en önemli örneklerden biri olduğu ifade edildi. Konuşmacı, Hz. Ömer’in eleştiriye açık kişiliğine de dikkat çekerek, yanlış yaptığı konularda hatasını kabul etmekten çekinmediğini söyledi. Bir kadının mehir konusuna itirazı üzerine aldığı kararı geri çekmesi ve “Kadın doğru söyledi, Ömer yanıldı.” sözünü söylemesi, yöneticilerin gerektiğinde kendi kararlarını gözden geçirebilmesi açısından örnek gösterildi. Konferansta ayrıca Hz. Ömer’in sosyal adalet anlayışı üzerinde duruldu. Geceleyin Medine sokaklarını dolaşarak halkın durumunu bizzat takip ettiği, ihtiyaç sahibi ailelere kendi sırtında erzak taşıdığı ve devlet yöneticisinin halkın sıkıntılarından haberdar olması gerektiğini fiilen gösterdiği anlatıldı. Hz. Ömer döneminde gerçekleştirilen kurumsal reformlara da değinilen programda; hicri takvimin kullanılmaya başlanması, Beytü’l-Mal teşkilatının kurulması, mahkemelerin oluşturulması, nüfus sayımı yapılması, şehirlerin planlı şekilde inşa edilmesi, öğretmen ve imamlara maaş bağlanması gibi birçok uygulamanın onun döneminde hayata geçirildiği ifade edildi. Bu yönüyle Hz. Ömer’in, devletin kurumsallaşmasına önemli katkılar sağladığı belirtildi. Programın sonunda konuşmacı, Hz. Ömer’in yönetim anlayışının sadece tarihî bir örnek olarak değil, günümüz yöneticileri ve toplumları için de önemli mesajlar içerdiğini belirterek; adalet, liyakat, şeffaflık, istişare ve hesap verebilirlik ilkelerinin her dönemde toplumların huzur ve refahının temelini oluşturduğunu ifade etti.