Hutbe: NATO, İslâm Dünyasındaki birçok katliamın faili bir cinayet örgütüdür.
“Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka velileriniz yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” (Hûd: 113)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Muharrem ayının 18’i 1448/Cuma
Sakın zalimlere meyletme! Onlardan yana, onlarla beraber olma! O zaman kesinlikle bilin ki, size ateş dokunur. Ey Rasulüm ve onun takipçisi mü’minler! Sakın zulüm ve zalimden yana tavır sergilemeyin!
Müslüman hiçbir zaman zalimden yana olamaz. Hayatta hak ve adalet hakim olacaktır. Çünkü hayatın sahibi Allah Âdil ve Haktır. Öyleyse, Hak olan Allah’a iman eden mü’minler hak üzere hayat yaşamak zorundadırlar. Günah işleyip hainlik yaparak, Allah’a kulluktan çıkarak kendilerine zulmeden, hainlik eden, hainliklerinden vazgeçmeyenlerle beraber olan, onların zulümlerine destek olanlar elbette onların gittikleri Cehenneme gideceklerdir. Böylelerini Allah sevmezken, Müslümanlar nasıl sevebilir? Allah’ın müdafaa etmediklerini Müslümanlar nasıl müdafaa edebilir?
Allah’a, Rasulüne, Allah’ın kitabına, mü’minlere, mü’minlerin mal-mülk, hanım ve çocuklarına zulmedip yapmamaları gerekeni yapan, her şeye zulmeden onlarla ilişkilerini Allah’ın istediği gibi ayarlamayan, Allah’ın kendine emanet ettiği dine karşı zalim davranan, tüm emanetlere ihanet eden, emanet sahibini dışlayarak yaşayanlara zalim davrandıkları konularda veya başka konularda asla destek olmayız. Zulüm ve hıyanetlerinde onlara yardımcı olmayız.
Rabbimiz, hutbemize konu olan âyette Rasulünü şiddetle uyarıyor. Biliriz ki, Rasulullah (S) asla zalimlere meyletmedi, onlardan yana olmadı. Rabbimiz, biz Müslümanlar bu konuda çok titiz davranalım diye onun şahsında bu uyarısını bize bildiriyor. Bunlar egemen güç sahibidir, ekonomik, siyâsî ve askerî güçleri var diye Müslümanlar zalimlerin emrine girip zulümlerine destek veremezler. Rasul ve mü’minler hakkın, adaletin, zayıfların yanında yer aldılar. Rasul ve mü’minler toplumda Allah’ın istemediği tüm sınıf ayrımlarını bir kenara atıp tavırlarını Allah’tan, adaletten ve haktan yana belirlediler.
Rabbimiz; “Eğer Benim razı olmadığım bir tavır sergiler, haktan, adaletten yana değil de güçlülerin, egemen ve zalimlerin yanında durup onlarla beraber olur, destek verirseniz kesinlikle bilin ki; Ben sizin veli ve yardımcınız değilim. Sonra yardım da olunmazsınız.” diyor.
Allah’ın desteğini kaybedene kim yardım edebilir? Dosdoğru olmanın yolu kâfir ve zalimlere destek olmamaktan, onlara meyletmemekten geçer.
Türkiye’de önümüzdeki günlerde yapılacak zalimler topluluğu olan NATO’nun zirvesine tepkimizi ortaya koymalıyız. NATO’nun başat gücü olması yönünden ABD ve Trump’ın özellikle Gazze ve İran tutumu şiddetle tel’in edilmelidir.
NATO, ülkemizde ve dünyada birçok katliamın ya doğrudan ya da dolaylı faili bir cinayet şebekesidir. Sovyet bloğu dağıldıktan sonra düşman olarak kendine İslâm’ı ve Müslümanları seçen bir örgüttür.
İşte bu katliam şebekesi örgütün liderleri Türkiye’ye gelip zirve yapacaklar. Onlar gelecek diye Ankara’daki olağanüstü güvenlik önlemleri yüzünden sıkıntı sıkıntı üstüne geliyor. Neredeyse sokağa çıkma yasağı ilan edecekler.
NATO ve Trump karşıtı protestolar, İslâmî ve insanî değerler açısından, son derece meşrudur. ABD’nin küresel siyasetini eleştirdikleri gerekçesiyle insanlar tutuklanamaz. Gazze’de İsrail’in vahşi saldırılarının ve İran’la yapılan haksız savaşın arkasında, emperyalizmin dünyada kendine tehdit olarak gördüğü her ülkenin işgal edilip cezalandırılmasında Trump ve NATO başroldedir. Bu yüzden her fırsatta protesto edilmelidir.
Filistin halkına soykırım yapan Netanyahu’nun kayıtsız, şartsız destekçisi Trump ve Avrupalı liderlerin siyasî ve ahlâkî saygı duyulacak hiçbir özellikleri yoktur. Müslümanlar Trump ve şürekâsının Türkiye ziyaretini her ortamda protesto etmelidir. Onlar, dünyadaki zulüm, katliam ve emperyal projelerin arkasındaki en etkili aktörlerdir. Bu anlamda dünyadaki tüm olumsuzluklardan doğrudan veya dolaylı sorumludurlar. Son dönemde dünyadaki düzeni kontrol eden güçler başta ABD olmak üzere Batılı güçlerdir. Dolayısıyla bunlar, siyâsî, ekonomik ve askerî güçleriyle İsrail’i kolayca engelleyebilirler.
Halkı Müslüman olan ülkelerin siyasî eliti ve iktidar sahipleri, doğrudan ya da dolaylı olarak, İslâm dünyası ve dünyadaki sömürünün baş aktörü ABD ve Trump ile ilişki içindedir. ABD, Gazze ve İran örneğinde görüleceği gibi bir “İslâm ülkesi”ne saldırmak için diğer “İslâm ülkeleri”ni kullanmaktadır. Bu İslâm dünyasının tarih boyunca yaşadığı en önemli trajedi ve utanç sebebidir.
Müslümanlar, gerekçesi ne olursa olsun Filistin, Afganistan, Irak ve İran’da kardeşlerini katleden katillere destek veren siyasî bir lideri destekleyemez.
İslâm dünyası diye adlandırılan ülkelerde süren kötülüklerin arka planında iç ve dış faktörler vardır. Dış faktörler ABD ve emperyalist güçlerdir. İç faktörler ise Müslümanların siyasî, ekonomik, sosyal ve askerî sorunlarıdır. İslâm dünyasının en büyük sorunu ise; edilgen halde sömürüye teşne olan yapısıdır, vesselâm…
03.07.2026
Hazırlayan: Emrullah AYAN

