Cumartesi, Haziran 22, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Gerçek adalet düzeni ancak İslam’dır

Hutbe: Gerçek adalet düzeni ancak İslam’dır

by İlkav Editor
386 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Gerçek adalet düzeni ancak İslam’dır

“Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet (güç) olmasın.” 59 (Haşr 7)

Kıymet müminler, bugün hicri 1445 yılı safer ayının 2 si Cuma. Rabbimiz her günümüzü bereketlendirmeyi bizler kolay getirsin. Bugün hutbemizde beşeri sistemlerle ilahi vahyin sosyal adalet anlayışını mukayese edeceğiz. Hutbeme bir anketi ile başlamak istiyorum. “İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, 2 bin 153 milyarderin, dünya nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan 4,6 milyar kişiden daha zengin olduğunu öne sürdü.Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos'daki yıllık toplantısı öncesinde Oxfam tarafından yayımlanan "Önemseme Zamanı" isimli raporda, dünyanın yüzde 1'lik en zengin kesiminin, 6,9 milyar kişiden 2 kat daha zengin olduğu belirtildi.” (22 Ocak 2020) İşte 21. yüz yılda dünya insanlığının geldiği durum. “ Dünya nüfusunun%1.1 ine denk gelen dolar milyoneri 56 milyon kişitoplam servetten aldığı pay %45.8 e yükseldi.” İsterseniz ülkemizdeki duruma da bir bakalım “ En zengin 100 kişinin toplam geliri 100 milyar doların üzerinde” yani dünya ülkelerinden pek farkımız yok.

Rabbimiz her şeyi bir ölçü ve denge üzere yaratmıştır. Her şeyin bir de imtihan için yaratıldığı gerçeği de unutulmalıdır. Yeryüzü yer altı ve yer üstü kaynakları ile tüm yaratılmışlara hayatlarını rahat bir şekilde sürdürebilecekleri miktarda sunulmuştur. Ancak ilk insandan günümüze insanların çoğunluğu fıtratlarında bulunan mülkiyet edinme duygularını vahiy doğrultusunda yönlendirmemeleri ve kendi kendilerini ilah edinmeleri neticesinde sınırsız bir mülk edinme yoluna yönelmişlerdir. Bu durum insanlık tarihinde büyük bir zulüm meydana getirmiştir. Vahiy göz ardı edilince doyumsuz ve sınırsız hayvanların dahi tenezzül etmediği bir kazanım hırsı akıllılık ve medenilik olarak görülmüştür. Ki elde edilen gelir ve servet büyük oranda da gayri meşrudur. Bu anlayışta olan insanların kazançları araştırıldığında çoğunun insanlığa zararlı, uyuşturucu, şehvete dayalı, alkol, sigara ve zararlı mamullerin üretimi üzerinden kazanç elde ettikleri görülür. Ve bunlar için ne kadar üretim o kadar para demektir.  Meşru şeyler üretseler de tek amaçları vardır o da sürekli üretmek ve tüketmektir.

Ekitap için tıklayın

Müslüman olduklarını iddia eden kimi servet sahibi kesimler de asgari olan zekâtlarını verdikten sonra diledikleri kadar sınırsız mal ve servet sahibi olabileceklerini, en lüks kâşanelerde yaşayabileceklerini, milyon dolarlık araçlara binebileceklerini, bir ev fiyatında eşarp, takı, ziynet eşyası, saat takabileceklerini söyleyebilmektedirler. Bu kesim klasik fıkıh kitaplarında konuya dair yaptıklarını meşru gösterecek delil de sunarlar. Ancak bu durum gerek ülkemizdeki yoksulluğun nerede ise nüfusun çoğunluğunu teşkil edecek şekilde artmış olması, gerekse dünya genelindeki sınıflar arası uçurum dikkate alındığında geleneksel fıkha sığınmak sureti ilemeşru görülmemelidir. Kur’an bütünlüğü düşünüldüğünde kişinin dilediği kadar servet sahibi olması ve dünya nimetlerinin tekelleştirilmesi caiz ve ahlaki değildir. Her insanın doğuştan gelen barınma ve maişet temini gibi hakkı bulunmaktadır. Bu konuya dair Muhammed Kutup bir kitabındakonuya dair şu ifadelerde bulunuyor.“İslam topluma zararlı olması muhtemel tekelciliğin oluşmasına izin vermez. Rasulullah toplumun tümüne faydalı kaynakların özel mülkiyetine ve özel kontrolüne müsaade etmemiştir. İbn’i Abbasın rivayet ettiği bir hadiste “İnsanlar üç şeyde ortaktırlar: ot, su ve ateş” buyurulmuştur. İslam devletinde yöneticiler toplumun çoğunluğu yoksulluk ve sefaletten muzdarip iken zenginliğin birkaç kişinin elinde toplanması meselesine karşı kayıtsız kalmayacaktır. Böyle bir mal biriktirme refahın sadece zenginlere mahsus olmaması için uygun bir şekilde bütün insanlar arasında dağıtılmasını emreden İslami esaslara muhaliftir. İslam’da yönetici emrindeki bütün vasıtalarla şeriatı adaletsizlik yapmadan kimseye zarar vermeden uygulamakla mükelleftir. Bu noktada yönetici sınırları Allah’ın hükümleri tarafından belirlenmiş tam ve sınırsız güçlerle donatılmıştır. İşte bu hükümler servet biriktirmeyi önler.

Hz. Peygamberin devlet memurlarına garanti ettiği sosyal teminatlar insana ait esas ihtiyaçları içine alır.” Bir kimse bizim bir işimizde görevli olur da meskeni bulunmazsa bir mesken edinsin hanımı yoksa evlensin, bineği yoksa kendisine bir binek edinsin” buyurmuşlardır. (müsnedi Ahmet ebu Davut) Bu teminatlar devlet memurları ile sınırlandırılmaz. Bunlar her bir kişinin ihtiyaç duyduğu temel ihtiyaçlardır ki devlet veya toplum istifadesinde olan herhangi bir meslekte yapılan çalışmalar karşılığında elde edilebilir. Devlet memurlarının ihtiyacı karşılanıyorsa o zaman ülke içinde çalışan her bir kişinin ihtiyaçlarını da aynı şekilde karşılanmalıdır. Devlet hazinesi yaşlılık, hastalık, çocukluktan dolayı çalışamayacak durumda olan kimseleri desteklemekle mükelleftir.”

Müslüman açısından maişet temini, sınırları, yöntemi ve harcama şekli yaratanımız tarafından belirlenmiştir. Özellikle kapitalist ve liberal dünya görüşlerinde olduğu gibi sınırsız ve kuralsız değildir. Dünya nimetlerinden her bir insanın Kur’an’i çerçevede istifade etme hakkı ve sorumluluğu vardır. Allah’ın tüm insanlığın faydalanması için var ettiği yeryüzünde hiçbir şey sorumsuz ve hoyratça kullanılamaz.Çünkü “Sonra O gün her türlü nimetten sorulacaksınız” (102/8) buyurulmaktadır.

“O ki mal yığdı, onu saydı durdu.Zannediyor ki malı kendisini kalıcı kılacak.Hayır, Kesinlikle o hutameye atılacak.” 104/2-4

“Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar var ya, işte onlara acı bir azabı müjdele!Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün, alınları, böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak, 'bu kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın!' denecektir.” 9/34-35

Rabbimiz bu ayetlerde anlattığı bedbahtlardan olmaktan bizleri korusun.

Hayati İSAOĞLU

18.08.2023

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon