Ayan; İslâm’dan kopuk yaşayış ve eğitim huzurdan uzaklaştırıp kaos ve cinnet oluşturur
Emrullah Ayan, İLKAV Cuma Konferansında, “Eğitim Tevhid Merkezli Olmalıdır” konulu bir sunum yaptı.
Ayan, konferansında şu konulara değindi:
Eğitim; insan ve toplumları değiştirip dönüştüren, inşâ eden bir iştir. İdeal nesiller, asırlık devlet ve medeniyetler aslında onunla vücut bulup kalıcılıklarını artırırlar. Her eğitim sistemi kendi insan tipini var etmeyi amaçlar.
Eğitim, hayatın tümünü kuşatır ve her şeye müdahildir. Bunun için iyi veya kötü tüm sonuçların sebeplerini eğitim ve eğitim anlayışında aranmalıdır. Bugün yaşananlar, insanlığın bulunduğu her hâl, savaş ve barışlar, ölüm ve hayatlar, keşif ve icadlar, başarı ve başarısızlıklar eğitim ve sistemlerinin amaçlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bütün din ve ideolojiler gibi tek hayat nizamı olarak gönderilmiş İslâm dini de eğitime büyük önem verir. Hatta denebilir ki İslâm, serâpâ eğitimdir.
İslâm’da eğitim; diğer din ve sistemlerin aksine çok yönlüdür, hayatın sadece bir yönünü ele almaz, onu tüm yönleriyle değerlendirir. İlk andan başlayıp son ana kadar onu canlı ve dinamik tutar, tabiatına uygun eğitip terbiye eder, değiştirir, yönlendirir, dönüştürür, sevk ve idare eder.
İslâm’da eğitimin amacı, İslâm’a uygun şahsiyetler yetiştirmektir
Onun birinci vazifesi aklını ve ruhunu başkalarına değil yalnız âlemlerin Rabbi Allah’a teslim etmiş özgür kullar yetiştirmektir. Bugün ideoloji ve sistemler kendi insanını, kulunu yetiştirmede iken İslâm kula kulluğu değil, Allah’a kulluğu esas alır.
Beşerî düzenler, fıtrata değer vermez, eğitim sistemlerinde insanîlik yoktur. İnsana sundukları da insanî ve tabiî değildir. Bunun için de fert ve toplum bazında, devlet ve medeniyetler temelinde insanlığın aradığı huzur ve mutluluk bir türlü yakalanamıyor.
İslâm’dan kopuk tüm anlayış, yaşayış, eğitim kişiyi huzurdan uzaklaştırır, toplumda kaos ve cinnet meydana getirir. Fıtratıyla bağ kuramayıp, can damarı kopmuş fert ve toplumlar; özlenen dünyaların sakini olamazlar, aradıkları ideal hayata kavuşamazlar. Çünkü kendilerini var eden asıl ve gerçek Rab’den uzaktırlar.
İslâm, her şeyi olduğu gibi eğitimi de tevhid eksenli düşünür
İslâm’a göre tevhide uymayan her düşünce ve hayat tarzı cahilîdir. Cahiliye, sadece bilgisizlik değildir. Belki bir yığın bilgi ve kültür birikimi vardır, ancak mutlak bilgi, ezelî ve ebedî olan, tek hakikatten ayrı düştüğü için pek bir kıymeti yoktur; bunun için de cahilîdir, gayr-i insanîdir.
Yaşadığımız dünyada insanlığın içinde bulunduğu cehalet hâli; cinnet, vahşet, şehvet ve haz, vahiyden kopuşun sonucudur. Vahyin aydınlığından uzaklaşan insan seküler, laik hayatların karanlıklarına mahkûm olmuş, aradığı mutluluğu bir türlü bulamamıştır. Çünkü yolunu bulamayan anlayış nasıl yol gösterebilir? Cehaletle malûl eğitim, nasıl iyi, doğru ve güzele götürebilir? Oysa İslâm daha ilk emriyle “Oku!” der. Bu başıboş, sebepsiz, isyan ve azgınlık okuması değildir. Tahakküm ve tekebbür okuması değil, çok yönlü fizikî ve fizikötesi okumadır. Hülasa bu okuma vahyî okumadır.
Okumak tefekkürü getirir. Okumak, gereğini yapmayı gerektirir. Vahiyden alınan bilgi hayatı inşâ eder; insanı, toplumu, devletleri, ahlâkı, aklı, fikri ve kalbi değiştirip dönüştürür, ihyâ ve inşâ eder. İşte bunun adı eğitimdir.
İslâmî eğitimde okumakve eğitmek ilâhî olanla hep irtibatta olmayı gerektirir. İlk inen âyetler “Oku!” derken aynı anda aklı vahyin ışığında kullanmayı da emreder. Devamındaki âyet bunu gösterir. “Yaratan Rabbinin adıyla oku!”
Bu, tefekkür edilmesi gereken bir inceliktir. Bugünkü eğitim sistemlerinin sadece bu âyeti anlamaları bile onlar için kurtuluş vesilesi olmaya yeter. Âyet yol gösterir, açık ve derin mesajlar içerir. Kelime ve kavramlar O’nun ismiyle okunur, tefekkür edilip eyleme dökülünce eğitim o zaman kurtarıcı olabilir. O’nun ismiyle başlamayan, Rablik sıfatına uymayan her okuma ve eğitim saptırır, öldürür, vahşet ve cehalete, azgınlık ve zulümâta kapı aralar.
Rab, yaratması hasebiyle sahip olup terbiye eden, ıslah ile yetiştirip eğiten, doğruya, iyiye ve güzele yönlendirendir. Her şey Rabbin kanunlarına göre terbiye olmuşken, en şerefli varlık olarak yarattığı insanın O’nun hayat nizamı olarak gönderdiği vahyin aydınlığına göre terbiye olup eğitilmemesi asla kabul edilemez. Eğitim sistemleri tüm norm ve değer yargılarını bu esasa göre yeniden dizayn etmelidir ki başarı elde edebilsin, istenen huzur ve barış ortamı sağlanabilsin. Vahyi okuyup onunla aydınlanan akıl, kafa, kalp, vücut Allah’a boyun eğmekten başka bir şey yapamaz ve emirlerine riayet eder, her şeyini ona göre şekillendirip eğitir, talim ve terbiye eder.
Vahiyle eğitilen insanın en bâriz vasıflarından biri merhametli oluşudur. Merhamet onu kendine ve kendi dışındaki her şeye müşfik davranmaya sevk eder. Öldürmez yaşatır, vahşet ve katliamlara müsaade etmez, huzur ve saadeti hayata hâkim kılmaya çalışır.
Vahiyle eğitilen insan adildir. Kimseye haksızlık edip zulmetmez, herkese hak ettiğini verir. Ayrım yapıp taraf tutmaz, adaletin tarafıdır.
Vahiyle eğitilmiş insan ilim sahibidir. O ilmini silah olarak kullanıp katliamlara vesile kılmaz. Teknolojik mekanizmalarla insanlık kıyımına yol açmaz. Onun ilmi fayda veren, hayat bahşeden bir ilimdir. Yıkıcı değil, yapıcıdır. Onun ilmi hem bu dünyayı hem öteki dünyayı imar ve inşâ eder. Hem geçmişi hem bugünü hem de geleceği aydınlatır. Onun derinliği ve boyutları farklıdır, anlam ve hikmet yüklüdür. Bu yüce vasıfların hiçbiri İslâm dışı, vahiy dışı yöntem ve sistemlerde yoktur.
Vahiyle eğitilen insan sevgiyle doludur. O, cansızdan bitkilere, hayvanlardan insanlara yaratılan her şeyi yaratan için sever, sayar ve hürmete layık görür. Sevginin olduğu yerde kin, kibir, öfke, kıskançlık yoktur.
Vahyin inşâ ettiği insan özgür ve özgün bir şahsiyettir. O sadece kendini var eden, rızıklandıran, yedirip içiren, terbiye eden, sevk ve idare eden hakiki Rabbe kulluk eder. Kula kulluğu reddeder, aklını, vicdanını ve varlığını başkalarının varlığına armağan etmez, aklını ve benliğini putlaştırmaz.
İslâm’da eğitim, hayat boyu devam eden bir süreçtir. Eğitimin hiçbir safhası insanın yaşadığı süreçlerin dışında gerçekleşmez. Her yer ve zamanda, her taraftan onu kuşatır. Benlik ve şahsiyet, ruh ve nefis onunla yoğrulup şekil alır. Vahiyden doğan eğitim sistemi, kişiye yücelik kazandırır, onu varlıkların en şereflisi olma konumuna eriştirir. Artık o, salih bir insandır; iyilik, güzellik, doğruluk, tüm insanî ve ahlâkî vasıflar onda tebarüz eder. Örnek, model, çalışkan, üretken, fedakâr ve diğerkâmdır.
Laik ve seküler sistemlerin İslâm eğitim sistemiyle niyet, gaye ve hedef olarak hiçbir benzerlik ve yakınlığı yoktur. İkisi de ayrı dünyalara aittir. İslâm kendi dışındaki düşünce, anlayış, din ve grupları cahiliye diye vasfeder. Dolayısıyla İslâmî eğitimde asıl olan vahyin kılavuzluğunda şahsiyet oluşturmaktır. Cahiliyeye göre eğitilen kişi bilgi ve kitap yüklüdür, bunlar da insanlığa ilim değil ancak cehalet aşılar.
Bugün insanlığın yaşadığı savaş, katliam, soykırım ve akan kandan canavar hâle gelmiş eğitim sistemleri sorumludur. Yalan söyleyip aldatan, dolandıran, insan ve insanî değer öğüten teorisyenler, eğitimciler, siyasetçiler, devletler, ulusal ve küresel egemen sistemler bunun hesabını vermek, insanlığı asırlardır hak ve hakikatten uzak tutup onlara sahte mutluluklar va’detmenin bedelini ödemek zorundadırlar.
Bunların “Ben sizin en yüce Rabbinizim.” (Nâziât: 24) diyen Firavun’dan ne farkı var? İkisi de cebrî yollarla dinlerini, hevâ ve heveslerini ve batıl sistemlerini insanlara kurtuluş olarak dayatıp hakikatin önüne engeller koymadı mı? İkisi de sahte bilgi ve hurafelerle göz boyamadı mı? Birisi buna kendine yakınlaştırmak, ödül ve ceza, güç-kuvvet dedi; diğeri laiklik, sekülerizm, demokrasi, özgürlük, mutluluk dedi. Ne farkları var? Aynı mantık, aynı ruh ikizleri…
Cahiliye, en çok eğitim sistemlerinde kendini gösterir. Kurtuluş ve huzurun yolu da insanlığı bu eğitim sistemlerinin cenderesinden kurtarmaktan geçer. Bu yolun adı İslâm’dır, vahiydir ve İslâmî eğitimdir. Tez elden fert, âile ve toplumları tek tek bu ilâhî eğitim sisteminden geçirmek gerekir. O vakit insanlık insanlığını bulacak ve eşref-i mahlûkât vasfını yeniden kazanacaktır.
Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.
