Cumartesi, Haziran 22, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe : Dünya hayatı geçici bir metadır

Hutbe : Dünya hayatı geçici bir metadır

by İlkav Editor
269 👁
A+A-
Reset

Hutbe : Dünya hayatı geçici bir metadır

“Bilin ki dünya hayatı bir oyun, eğlence, süs, kendi aranızda övünme mal ve evlad çoğaltma yarışıdır.”  57 Hadid:20 

Değerli Müslümanlar, bugün hicri 1444 zilhicce ayının 26 sı Cuma. Rabbimiz bizleri hayatını O’nun belirlediği esaslar çerçevesinde değerlendiren bahtiyarlardan eyleyip, ömür sermayesininkıymetini bilenlerden kılsın.

Allah tealahayatı ve kainatı her bir insan için imtihan konusu edinip kimin nasıl davranacağını belirlemek için yaratmıştır. Başka bir deyişle kişiyi O’ndan başkasını ilah ve rabb edinip edinmemek konusunda, kıblesini Allah’tan yana mı yoksa dünyayı elde etmek adına mı tercihte bulunacağını belirlemek için yaratmıştır.Kur’an’da bu konuya dair birçok ayeti kerime mevcuttur. Hayatın temel hedefi ve mantığı bu esastır. Yaratılışın felsefesinin tayin ve tesbiti hayatı sürdürürken ortaya konulacak davranışlar bu sorunun cevabı ile yakından alakalıdır. Kur’an’ın bu konuya dair beyanıile insanlar“mallardan canlardan ürünlerden eksiltmekle, hastalıkla, yakınlarının ölümü ileevlad çokluğu, zenginlik, güç ve iktidarla”ile yani hayatta karşılaşılabilecek her türlü imkan veya imkansızlıklarla imtihan edileceklerdir. Yani hayatın olmazsa olmazı olan bu ve benzeri durum için Rabbimizin beyanı istikametinde tavır ortaya koyup koymamak konusunda imtihandan geçeceklerdir.İslam’da hayat yalnız Allah’a kulluk eksenlidir. Bu eksen göz ardı edilirse yerine iktidar ve dünyevi amaçlar hedef olarak görülürse o zaman şu anda yaşanmakta olan birçok sapma ve savrulma her an yaşanır olacaktır. Aslında kulluk “insana düşen her konuda Allah’tan yana net bir tavır ortaya koymaktır.”

Ekitap için tıklayın

Dünya hayatı denilince bunun içerisine insanın karşılaştığı aklımıza gelen her şey gelmektedir. Yani bu muhtevanın içerisine kişinin ergenlik dönemi sonrasında yaptıkları tüm eylemler, işler veya geriye bıraktığı, yapmadığı işler girmektedir. Yapılan tercihler ve bu tercihler sonucu başa gelenler. Yapılan tercihlerin de en önemlisi kişinin kendisinin hayatında en üst makamda olan ve adına ilah denilen otoritenin seçimidir. Ortaya koyduğu her eylemi yapan veya yaptırmayan güç seçimidir. Kişi ilah olarak yalnız Allah’ı yani hayattayapacağı her iş için belirleyici bir otorite olarak kabul etmiş ise onun tezahürlerini hayatın her alanında göstermelidir. Evlilik konusundaki tercihinden, yapacağı düğüne kadar, eşine karşı davranışından, çocuklarının eğitimine kadar, ticaretinden komşuluk ilişkisine kadar, Kur’an’ın mesajını herkese ulaştırma kaygısıdan, bu uğurda çekilecek sıkıntıya kadar her konuda kıble tercihini dünyacılıktan yana değil de Allah’tan yana yapmalıdır. Siyasetten ekonomiye, eğitimden velayete, ceza hukuğundan miras hukuğuna her konuyu Allah’tan almaktır.

Kıymetli Müminler, Uhud da dünyalıkların peşine takılmak sureti ile yapılan hata hep zihnimizde canlı tutulmak sureti ile rasule itaat konusunda hep ısrarcı olunmalıdır.Uhud savaşındaokçuların masumane gibi görünen tavırları Mümin olarak bize hayatın her alanında örneklik teşkil etmelidir.

Maalesef günümüz mele,mütref ve müstekbirleri insanların en zaaflı oldukları bu alanda yaptıkları çalışmalarla başarılı olmuşlardır. Muhataplarının gerekli bilgi, sabır ve dinamiklerden uzak olmalarıdüzen sahiplerini başarılı kılmıştır. Bu sapmalarının başında dünya hayatını öncelemiş olmak, dünyacı olmak gelmektedir. İnsanlar bu dünyevi nimet ve imkanlara ancak akide ve sorumluluklardan taviz vererek, yılların birikimlerinden vazgeçerek kavuşabilmektedirler. İktidar sahipleride medya başta olmak üzeretüm imkanlarıda kullanarak bu konuda baskın bir cahili anlayış ve algı oluşturmaktadırlar. Sağlam bir akideye ve Kur’an’i perspektife sahipolmayan bir çok insan bu rüzgarın karşısında hemen eğilmekteve savrulmaktadır. Bu konuya dair Ebu Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Resul-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Altına, gümüşe (paraya), elbiseye (mala mülke) kul olanlar helâk oldu; eğer bunlara mal verilirse hoşlanır, verilmezse hoşlanmaz.” Buhârî, Rikak 10, Cihad 70; İbnMâce, Zühd 8

Tarihe baktığımızda da insanların en temel sapma ve kayma noktasının gene o günün imkanlarını ele geçirme, iktidar olma, dünya malına sahip olma diyebileceğimiz konular olduğu görülmektedir.Yaşananlardan ders çıkarıp aynı hatalara karşı duyarlı olmamız gerektiği halde iktidar uğruna, dünyalıkları elde etme adına nice tavizler verilmektedir. Gücü ele geçirmek için nelerden vazgeçilir. Ne canlara kıyılır, ne katliamlar yapılır. Nice alim şahsiyete kendi gayri meşru iktidarlarına destek olmadıkları için eziyet ve işkenceler yapılır. Tarihimiz bize bu uğurda mücadele veren nice mucahidden bahseder. Hucr bin Adiy, Said bin Cübeyir, İbnTeymiye, Ahmet bin Hanbel, Ebu Hanife, SeyyitKutub (ra) bu örnek alimlerden bazılarıdır.

Yaşadığımız yeryüzünün bağrı nice dünyalık uğruna her şeylerini verip dünyalıklara kısa bir dönem için sahip olup unutulanlarla, yanı sıra her şeye rağmen dinlerinden taviz vermeden mücadele eden tevhidin amansız savunucusu olmuş nice Allah erleri ile doludur. Unutmayalım ki her türlü dünya nimetleri ne kadar uzun olursa olsun bir gün sona erecek veya ölüm onları sahip olduklarından ayıracaktır. Gene ne kadar uzun olursa olsun dünya ve nimetleriakıbet hesap edilirse geçicidir. Son olarak burada söylemek istediğimiz özetle Allah kulluk esas olmak kaydı ile dünya ve içindekiler müminler için Allah’ın bir lütfudur,sakınılması gereken husus ise Allah’a kulluk ötelenerek göz ardı edilerek elde edilen kazanımlardır vesselam.

Hayati İSAOĞLU  14.07.2023

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon