Cuma, Nisan 17, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Allah’ın dini hiçbir kavim ya da topluluğa muhtaç değildir

Hutbe: Allah’ın dini hiçbir kavim ya da topluluğa muhtaç değildir

by İlkav Editor
12 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Allah’ın dini hiçbir kavim ya da topluluğa muhtaç değildir
“Ey iman edenler! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O’nu sevdiği, iman edenlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah (rahmetiyle) geniş olandır, Alîm’dir.” (Mâide: 54)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Şevval ayının 29’u 1447/Cuma
Ey mü’minler, sizden kim dininden çıkıp sırt dönerse, Allah’la sözleşmesine ihanet ederse, Allah’a, Allah’ın istediği gibi bir imanı bırakıp nifaka dönerek münâfıkların durumuna düşerse, iyi bilsin ki Allah onları giderir de onların yerine onlardan daha iyi kullar getirir.
Nedir bunların özellikleri? Onlar Allah’ı sever, Allah da onları sever, sevgileri Allah için olur. Allah’ı, mallarından, canlarından, çocuklarından, ailelerinden ve değer verdiği her şeylerinden daha fazla severler. Allah’ın sevdiklerini sever, sevmediklerini sevmezler. Dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilirler, buğz ettiklerine buğz ederler. Allah’ın gazabıyla gazaplanır, rızası sebebiyle razı olurlar. Emrettiklerini emrederler, nehyettiklerinden nehyederler. Allah onları sever, Allah da onların sevdiklerini sever, razı olduklarından razı olur, gazap ettiklerine de gazap eder.
Sevgi itaati gerektirir. Sevginin ölçüsü itaattir. Sevginin ispatı sevdiğine tabi olmaktır. Tüm hayatı sevdiği Allah’ın istediği şekilde yaşamaktır. Eğer siz böyle olmazsanız kesinlikle bilesiniz ki; Allah sizi götürür de yerinize öyle mü’minler getirir ki: Onlar mü’minlere karşı alabildiğine merhametli, alçak gönüllü ama kâfirlere karşı da alabildiğine izzetli, başı dik ve onurludurlar. Kâfirlere karşı çok şiddetli ve serttirler ama kendi aralarında ise birbirlerine karşı çok merhametlidirler. Mü’min kardeşlerine karşı boyunları kıldan incedir.         Onlar, mü’minlerin önünde mutevazıdırlar, ama küfrün ve kâfirlerin önünde dik dururlar. Çünkü imanın önünde eğilmeyenler, küfrün önünde eğilmek zorunda kalacaklardır. Mü’minlere karşı erkeklik taslayarak kâfirlerin önünde eğilenler, mü’minlere karşı dik başlı davranıp kâfirlerin önünde yerlere yatanlar, kâfirler karşısında el pençe divan duranlar Allah’ın istediği, sevdiği kimseler değil, bilakis kendilerini nifâkın ele geçirdiği münafık tiplerdir.
Onların başka ne özellikleri varmış? Allah yolunda cihad ederler. Allah’ın dini İslâm’ın yücelmesi uğrunda cihad ederler. İnançlarını yaşayabilecekleri bir ortamı hazırlamak, Müslümanca kalabilmek adına cehd-ü gayret gösterirler. Bu uğurda tüm çabalarını seferber edip her şeylerini ve varlıklarını harcarlar. Tüm hedefleri; Rablerinin rızasına ermek ve O’nun lütuflarına ulaşmaktır.
Allah için hareket ederlerken kınayanların kınamalarına da aldırış etmezler. “Halk ne der?” demez, Allah ne der?” derler. Hakkın hatırını halkın hatırına tercih ederler. Halkın gözünde kötü bir konuma düşmekten değil Hakkın katında kötü bir konuma düşmekten çekinirler. Tüm dünya kendilerine düşman kesilse de, alkışlasa da fark etmez, bize Rabbimiz dost olsun, O beğensin yeter derler. Yaptıklarını Allah’ın beğenisine sunar, O’nun için yaşarlar. İnsanların eleştiri ve alayları onlara hiç tesir etmez.
İşte bu güzel özellikler Allah’ın lütf-u keremidir ki -onu dilediklerine lütfeder- hiçbir toplumda ve dinde görülmeyen bu kulluk özellikleriyle onları şereflendirir.
Müslümana yakışan tavır budur. Allah’ın biz kullarında görmek istediği tavır budur. Allah lütfu keremi bol olandır ve onu kime vereceğini, kimin ona lâyık olduğunu çok iyi bilendir.
Ey mü’minler, eğer siz Allah ve Rasûlüne iman ve itaatten, Allah ve Rasûlünün gösterdiği dini, hayat programını yaşamaktan vazgeçerseniz, münafık ve kâfirler gibi siz de işe yaramaz hâle gelirseniz kesinlikle bilesiniz ki Allah sizi giderir de yerinize özelliklerini verdiği böyle mü’min kullar getirir. Ya sizin elinizden bu şerefi alır, iman izzetini, İslâm şerefini elinizden alıp onlara verir, ya da hepinizi yeryüzünden siler de yepyeni bir topluluk getirir ki, onlar Müslümanlıklarının izzetini asla kimseye çiğnetmeyen yiğitler olarak bu dünyayı şereflendirirler.
Öyleyse hiçbir Müslüman topluluk veya kavim “bu din bizim tekelimizdedir ve bize muhtaçtır, biz olmasaydık bu din yok olup giderdi” demeye hakkının olmadığını iyi bilmelidir.
Hiçbir grup, hiçbir topluluk “bu hayat bizim üzerimize bina edilmiştir, eğer biz gidersek bu dünya, bu hayat perişan olacak” demesin. Veya eğer “biz bu dünyadan gidersek Allah’a kulluk edecek başka varlık kalmaz” da demesin. Allah Ganî’dir, zengindir, tüm eksikliklerden müstağnîdir, berîdir. Allah Hamîd’dir, hiç kimsenin hamdine ve kulluğuna ihtiyacı yoktur.

17.04.2026
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon