Cuma, Şubat 13, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Epstein ya da hevanın ilahlaştırılması ve Ramazan sorumluluğu

Hutbe: Epstein ya da hevanın ilahlaştırılması ve Ramazan sorumluluğu

by İlkav Editor
11 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Epstein ya da hevanın ilahlaştırılması ve Ramazan sorumluluğu
“Kendi nefsinin arzusunu kendisine ilâh edineni gördün mü? Ona sen mi vekil olacaksın?” (Furkan: 43)
Kıymetli mü’minler, bugün Hicri Şaban ayının 25’İ 1447/Cuma
Hutbemiz, hevanın ilahlaştırılması ve Ramazan sorumluluğu üzerine olacaktır.Son birkaç haftadır dünya kamuoyunda sarsıcı etkiler bırakan Epstein vakası olarak yansıtılan iğrenç bir olay gündem yapılmaktadır. Günlerdir tüm haber kanallarında ve sosyal medyada teferruatıyla konu detaylı olarak anlatılılarak gündemleştirildi. Konuyu teferruatıyla tekrarlayıp canınızı sıkmak istemiyorum. Bu cümleler bile insanların zihnini idlal etmektedir. Bu vb. iğrençlikler temelde vahyin dışlanması ve hevanın ilahlaştırılması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu tarz ilişkileri tezgahlayanları da bu olayları icra edenleri de cehennem azabı elbette kuşatacaktır. Rabbimize Kitap ile kendimizi tezkiye etme imkanı verdiği için ne kadar şükretsek de azdır herhalde. “Kişiye ve onu düzenleyene sonra ona fücur ve takvalı olmayı ilham edene and olsun ki; muhakkak kendisini tezkiye eden kurtulmuş, kötülükle alçaltan ise ziyana uğramıştır” Şems: 7-10. âyetlerde insan fıtratına ve onun temiz tutulabilirliğine işaret edilmiştir.Epstein olayı insan fıtratının nasıl esfeli safilin haline getirildiğine dair zirve yapmış bir vakıa. Olaya dünyanın değişik ülkelerinden siyaset, iş adamı ve akademisyen ve birçok ünlü ismin adı karışmıştır. Birçokları ret etseler de bu utanılası durum gerçekleşmiştir. Gerek fıtratlarını kirletenler, gerekse sosyolojik olarak Müslüman kimliği taşıyanlar Kur’ânî terbiyeden kendilerini mahrum bıraktıklarından dolayı, hevâî ve şeytânî dürtülerle bu ve benzeri insanlık dışı ilişkiler bataklığına düşebilmektedirler. İşin içinde siyasi entrika, şantaj ve büyük servetler olduğu hesap edildiğinde ise olayın vehameti hayli büyük olmaktadır. Bu insanlık düşmanları binlerce masum, çaresiz, çocukları kaçırmak sureti ile yıllardır bu büyük cürmü ve zulmü tüm dünya insanlığını hiçe sayarak o adi süfli arzuları için gerçekleştirmişlerdir. Geçmişte kurdukları sömürü düzenlerindeki ülke insanlarını zincirleyerek uzak diyarlardan gemilerle kaçıranlar, günümüzde de özellikle halkı Müslüman ülkelerde bu alçaklığı lüks, şatafatlı, özgür ve zengin bir hayata kavuşma özlemi ile sanatçı olmak arzusu ile aldatarak yapmaktadırlar. Bu insanlık dışı olayların failleri vahyi hayattan dışlayan batılı laik, çağdaş, medeni, sözüm ona demokrat tiplerdir. Bataklıklar sivrisinek üretirler. Fıtrata düşman bataklık sistemlerden ancak böyle pislikler zuhur eder. Ve bu dünya ölçeğindeki bataklıklar kurutulmadığı müddetçe insanlık huzur ve sükun bulamayacaktır. Yerin dibine batsın sizin değer yargılarınız ve insanlığınız…
Rabbimiz, bizleri Kur’an ile tanıştırıp O’nunla kendimizi ve neslimizi arındırma fırsatı verdiği için sana ne kadar Hamdetsek azdır. Birkaç gün sonra idrak edeceğimiz Kur’an ayı Ramazan ve takvayı yani sorumluluklarımızı daha da artırıp yerine getirmeye vesile olacak oruç tüm ümmetimiz için hayırlar getirsin.
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” Âl-i İmran: 104.
âyetinin içeriğini anlamaya ve yerine getirmeye Müslümanlar olarak çok muhtaç olduğumuz bir dönemdeyiz. ABD ve batı da bu ve benzer pislikler meydana gelirken sözüm ona İslâm memleketlerinde de benzer cürümler en âdice işlenmekte değil mi? Bu cürümlerin pervasızca işlendiği her bir beldede ya saltanat ya da demokrasi adı altında vahyin yerine beşerî sistemler hükmediyor.
Günlük haber programlarını izlerken içimiz kararıyor. Trafik terörü, cinayetler, akran zorbalığı, kadın ve çocuk ölümleri, faili meçhuller, hırsızlık, yolsuzluk, yoksulluk hasılı iç açıcı hiçbir haber yok. Çare; eğitimden hukuka, ticaretten ahlâka, kazanmadan harcamaya her şeyimizle Allah’a gereği gibi teslim olmakla mümkündür.Kıymetli mü’minler, Ramazan, kulluk ve itaate dair sorumluluklarımızı ziyadeleştirip yerine getirilmesi gereken bir aydır. Bu ayda diğer zamanlardan farklı olarak birde oruç tutulur. Oruç kendisi ile takvaya ulaşılması gereken özel şartları bulunan bir ibadettir. Sadece imsaktan iftara midenin aç bırakılması değildir. Konunun inceliğine dair Rasul (S) “Yalanı ve yalanla iş yapmayı terk etmeyenin yemeyi içmeyi bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur!” buyurarak meselenin sadece mideyle ilgili olmadığına dikkat çekmiştir. Yani sadece mide değil el, ayak, göz, kulak, akıl, kalp velhasıl tüm bedenen oruç tutulmalı. Yani her şeyimizle kötülüklere karşı savm yapmalıyız, kendimizi tutmalıyız.Oruç helalde olsa rabbin rızası için iftar vaktine kadar hiçbir şey yememeyi yani sabrı, direnmeyi öğretir. İftar sofralarını ve bize emaneten verilmiş olan malın ihtiyaç sahiplerince paylaşılması gerektiğini, infakı öksüz ve yetimin hiç değilse başının okşanarak sevindirilmesi gerektiğini öğretir. Gece sessizliğinde ve dinginliğinde gözyaşları ile nefis muhasebesini artırmayı öğretir. Evet ramazan dinimizin temel kaynağı Kur’an’ın kendisinde inmeye başladığı bir ay olması münasebeti ile bereketini oruç ve Kur’an’dan alıyor:“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.” Bakara: 185. âyeti ile Ramazan Kur’an ilişkisini somut olarak ortaya koyar. Aslında Ramazan’ı anlamak Kur’an’ı anlamak, onu hayata hakim kılmaktır. Her türlü zulüm, tuğyan ve kötülüğe karşı kıyam etmektir. Dolayısıyla din ayırımı yapmaksızın tüm insanlığa yapılan haksızlıkları gündemleştirme, mazlumlara ve davalarına sahip çıkma Ramazan ve kulluğumuzun gereğidir. Ramazan dünya ölçeğinde sürekli tüm mazlumlara sahip çıkma ve onlara karşı duyarlı olma ayıdır. Kısacası Ramazan ümmet bilincini ihya ve inşa ayıdır.Ne mutlu Ramazan’ı Rabbin razı olacağı şekilde idrak edenlere, nice Ramazana ümmet şuurunu gerçekleştirerek kavuşanlara…
13.02.2026
Hazırlayan : Hayati İSAOĞLU                                                                  

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon