Perşembe, Haziran 13, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Tefrikaya düşenler için büyük bir azap vardır.

Hutbe: Tefrikaya düşenler için büyük bir azap vardır.

by İlkav Editor
317 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Tefrikaya düşenler için büyük bir azap vardır.
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar için büyük bir azap vardır.” (Âl-i İmran: 105)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Safer ayının 23/ü 1445/Cuma

Kendilerine belgeler geldikten sonra ayrılığa düşenler gibi olmayın, büyük azap onlaradır. Şu tefrikaya düşüp fırkalaşanlar, birbirlerine düşenler gibi ihtilâf edip birbirlerine muhalif tavırlar içine girip parçalananlar gibi olmayın.
Dini parçalayanlar, Kitab’ı parçalayanlar, Peygamber’i, peygamberleri parçalayanlar, hayatı parçalayanlar, toplumu parçalayanlar gibi olmayın. Dini parçalayıp hayatın bazı alanlarında Allah’ın dinini, öteki alanlarında da başkalarının dinlerini, başkalarının hayat programlarını uygulayanlar gibi olmayın.
Kitab’ı parçalayıp her biri Kitab’ın bir bölümüne sarılıp kendilerini de parça parça edenler gibi olmayın. Peygamber’i parçalayıp onun sünnetinin bir bölümünü kabul edip bir bölümünü reddedenler gibi olmayın. Peygamberleri parçalayıp, bir kısmına inanan bir kısmını reddedenler gibi olmayın.
Hayatı parçalayıp bir bölümünde Allah’ın kulu, öteki bölümlerinde başkalarının kulu olanlar gibi olmayın. Hayatın her bir alanında Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın.
Dini parçalamayın. Hiçbiriniz diğerinden ayrı bir dinin, ayrı bir dünyanın insanı değilsiniz. Atanız Âdem Müslümandı, ananız Havva Müslümandı, İbrâhim, İsmail, İshak, Yâkub (a.s) ve onun oğulları Müslümandı. Mûsâ (a.s), Îsâ (a.s) Müslümandı. Muhammed (a.s) da Müslümandı.
Öyleyse gelin ey insanlar, Yahudisiyle, Hıristiyanıyla, Müslümanıyla, ey insanlık hepinizin dini bir iken, hepinizin Allah’ı bir iken böyle İslâm’ı bırakarak, peygamberler yolunu bırakarak, her biriniz ayrı ayrı isimlerle, ayrı ayrı cemaatlerle fırkalaşmayın.
Allah tektir, din birdir, peygamberiniz birdir, kıbleniz birdir, Kitab’ınız birdir. Hal böyleyken nasıl oluyor da, böyle parça parça olursunuz? Nasıl oluyor da, dini, kitabı ve hayatı parçalıyorsunuz?
Nedir bu hayatınız böyle? Namazda birleşiyorsunuz da, sosyal hayatta ayrılıyor musunuz? Namazda Rab Allah da, sosyal hayatta Rab başkaları mı? Yoksa namazdaki kıbleniz aynı da, hayatın kıblesi ayrı mı? Namazın kıblesi hayatın kıblesi değil mi? Orucun Rabbiyle kılık-kıyafetin Rabbi ayrı mı? Haccın Rabbiyle, sosyal ve siyasal yasaların Rabbi ayrı mı? Namazda aynı Rabbi ama hukukta ayrı bir Rabbi mi dinliyorsunuz?
Birden çok Rab kaynaklı bir hayat yaşayarak hayatı parçalamadan yana mısınız? Ayrı ayrı gruplarla, ayrı ayrı isimlerle, ayrı ayrı cemaatlerle kendi kendinizi niye parçalıyorsunuz? İslâm cemaati size yetmiyor mu? Müslüman ismi size yetmiyor mu? İsimlerin, mensubiyetlerin en şereflisi Allah katında din İslâm iken niye kendinize başka başka isimler bularak böyle gruplaşmalar içine giriyorsunuz? Yapmayın bunu. Allah katında hak din, tek din İslâm’dır ve sizin isminiz de isimlerin en şereflisi olan Müslümandır.
Âhirette de bununla çağrılacak, bununla sorgulanacak ve bununla kurtulacaksınız. Öyleyse niye bu sizden önceki ehl-i kitap gibi asıldan ayrılıp fırkalaşmadan yana bir tavır sergiliyorsunuz? Hocanız mı bu ehl-i kitap sizin? Bir düşünsenize, tüm Müslümanlar olarak namazda ayrı ayrı kıblelere mi yöneliyorsunuz? Ayrı ayrı Rablere mi kulluk ediyorsunuz? Ayrı ayrı kitaplara, ayrı ayrı peygamberlere mi iman ediyorsunuz?
Hal böyleyken bu parçalanmanızın sebebi nedir? Yoksa Allah’ı bırakıp da kendinize ayrı ayrı tanrılar mı buldunuz? Yoksa peygamberinizi bıraktınız da kendinize ayrı ayrı önderler, örnekler bulup, her bireriniz onların peşinden mi gidiyorsunuz? Yoksa kitabınızı bıraktınız da, her bireriniz kendinize yeni yeni kitaplar bulup onlarla mı amel ediyorsunuz? Daha önce kitap ehli kendilerine Allah’tan apaçık deliller geldikten sonra sapıttılar, ayrıştılar, sakın ha sizler onlar gibi olmayın.
Peki ne demek bu? Bu, şu demektir: Ey Müslümanlar, sakın ha sakın, sizler Kur’an’la beraber olduktan sonra, size Rabbinizden gün kadar açık âyetler geldikten sonra Kitap’tan ayrılıp, Kitab’ı terk edip, kendinize ayrı ayrı yollar edinmeyin, kendinizi ayrı ayrı gruplar haline getirmeyin artık. Kur’an’la birleşin, Kur’an’la bütünleşin demektir.
Demek ki insanlar kendilerine Beyyinât geldikten sonra tefrikaya düşmüşler, kimisi kabullenenler kimisi ayrılanlar olmuş. Kimisi Kitab’ın istediği hayatı yaşayanlar, kimileri de Kitap’sız bir hayatı tercih edenler olmuş. Semûd için de öyle deniyordu:
“Andolsun ki, Semûd milletine kardeşleri Sâlih'i ‘Allah'a kulluk ediniz’ desin diye gönderdik. Hemen birbirleriyle çekişen iki zümreye ayrıldılar.” (Neml: 45)
Yani bu tefrika hep olagelmiştir, ondan kaçınacağız, zinhar Kur’an’la tefrika oluşturmayacağız, Kur’an bir yana biz bir yana olmayacağız. İşte, bu âyetlerde bizden istenen de budur. O halde, tefrika çıkaranları çok elim ve dayanılmaz bir azabın beklediğini bir an bile hatırımızdan çıkarmayacağız.
08.09.2023
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon