Perşembe, Haziran 13, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: İsrail Gazze’de katliam ve soykırım işliyor

Hutbe: İsrail Gazze’de katliam ve soykırım işliyor

by İlkav Editor
233 👁
A+A-
Reset

Hutbe: İsrail Gazze’de katliam ve soykırım işliyor

“Eğer siz (Uhud'da) bir yara aldıysanız, o kavme de (Bedir'de) benzeri bir yara değmiştir. İşte o günleri Biz insanlar arasında devrettirip dururuz. Bu, Allah'ın iman edenleri belirtip ayırması ve sizden şâhidler/şehidler edinmesi içindir. Allah, zulmedenleri sevmez." (Âl-i İmrân: 140)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Recep ayının 22’si 1445/Cuma
Rabbimizin bu âyetteki muradını anlamaya çalışalım: “Mü’minler! Uhud’da bir kısmınız şehid düşerek bir kısmınız da yaralanmışsa, unutmayın ki daha önce düşmanlarınız da sizin karşınızda bir yara almışlardı. Daha önce siz de Bedir’de onlara zarar vermiştiniz. Ama sizin Bedir’de onlara verdiğiniz zarar onları sizinle tekrar savaşmaktan alıkoymamıştır. O halde siz neden gevşiyorsunuz? Üstelik sizler mü’min olup Allah da sizinle beraberken, sizin şehidleriniz cennetlik, onların ölüleri ise cehennemlik olurken, sizler ebediyyen kazanan, onlar da ebediyyen kaybedenlerken, buna rağmen onlar karşınıza çıkmada cesaretlerini korurken size ne oluyor? Biz o zafer günlerini insanların arasında döndürürüz. Zafer bazen sizin tarafta bazen de karşı taraftadır. Bu Allah’ın yeryüzünde değişmeyen bir sünnetidir. Âkıbet, güzel sonuç kesinlikle mü’minlerindir.”
Değerli mü’minler, şu anda İslâm dünyası zulüm altında feryâd-u figân etme dönemini yaşıyor. Küfür ve şirk dünyası da bayram dönemlerini yaşıyor. Ama kesinlikle bilelim ki bu böyle gitmeyecektir. İşte Rabbimizin beyanıyla bu daire dönmektedir. Yüz yıllık ağlama dönemi çok yakında bitecek, gülme sırası bize gelecektir. Bundan hiç kimsenin zerre kadar şüphesi olmasın. Yeter ki, bizler, bize düşen sorumlulukları hakkıyla kuşanıp gereğince amel ederek Rabbimizin razı olacağı hal üzere olalım ve onun vaadettiği yardımı hak edelim.
Dikkat edersek, Uhud’da nisbî bir hezimete uğrayan o günün Müslümanlarına Rabbimiz Bedir’i hatırlatıyordu! Uhud’da küçük bir yenilgi aldık diye neden üzülüp kendinizi koyuveriyorsunuz? Daha önce Bedir’de onları siz yenmemiş miydiniz? diyen Rabbimiz, bu âyetleriyle 21. asrın biz mus’taz’aflarına da şöyle demiş oluyor: 100 yıldır küfür ve şirk dünyasının egemenliği altında inim inim inliyoruz diye neden umutsuzluğa düşüyorsunuz? Daha önce yüz yıllar boyunca dünyanın büyük kısmına egemen olanlar sizler değil miydiniz? Unutmayın ki! Allah böylece içinizden iman edenleri açığa çıkarmak ve sizden şâhidler/şehidler edinmek ve kâfirleri de eksiltip etkisizleştirmek istiyor. Eğer zafer bazen sizin, bazen de kâfirler tarafında olmasaydı o zaman gerçek mü’minler münafıklardan ayrışmayacak ve içinizden şâhidler/şehidler de edinilmeyecekti.
Âl-i İmrân sûresinin bu âyetini ve Kitabımızın diğer âyetlerini okudukça ister istemez insanın hatırına şu soru geliyor. Rabbimiz bu ve benzeri âyetlerinde kâfirlere karşı mü’minlerin safında olup mü’minlere yardım edeceğini anlatıyor.
Peki hal böyleyken neden mü’minlerin kâfirlerle savaşıp ölümle, çeşitli sıkıntı ve fedâkârlıklarla karşılaşmalarını istemektedir? Halbuki netice mü’minlerin galibiyetidir. Öyleyse niçin mü’minler ölmeden, öldürmeden Allah neticeyi gerçekleştirivermiyor, bunun hikmeti nedir?
İşte bunun hikmeti bu âyette anlatılmaktadır. Bir kere Rabbimiz bu davayı omuzlayan mü’minlerin pasif ve edilgen olmalarını istemiyor. Zaten böyle kolay kazanılmış zaferlerin kaybedilmeleri de çok kolay olacaktır. Allah birtakım mahrumiyet ve sıkıntılara katlanarak zafere ulaşmalarını istemektedir. Çünkü dünyada imtihan olmamızın, “iman ettik demekle ve sınanmadan cennete giremeyeceğimizin” gerek şartı olarak da birçok âyette ifade ediliyor.
Kıymetli kardeşlerim, İsrail terör örgütü, geçmişte Nablus’u, Hayfa’yı, Akka’yı, el-Halil’i, Askalân’ı vahşi saldırılarıyla, katliamlarıyla nasıl boşaltıp işgal etti ise şimdi de Gazze’yi aynı şekilde boşaltıp işgal etmeyi ve Gazze’nin doğalgaz ve diğer doğal zenginliklerine çökmeyi hesap ediyor.

Emin olun ki, Filistinli kardeşlerimiz ABD’nin ve Batının tavrına göre hareket etmiyor, eğer onlar ABD’nin ve Batının tavrını bekliyor olsalardı bu direniş olmazdı, yenilmez denilen İsrail’e karşı mücadele etmezlerdi.

Siyonist terörist İsrail, saldırılarında hep kadın, çocuk, yaşlı demeden herkesi hedef alıyor, Filistinliler her zaman bedel ödüyor. Gazze’de büyük katliam ve soykırım yaşanıyor ama Filistinli Müslümanlar bu katliam ve soykırımı önceden de yaşıyorlardı. Bunlar artık onlar için sıradan bir olay haline gelmiştir. Çünkü onlar, Kudüs ve Mescid-i Aksâ için şehâdeti seçmiş yiğitlerdir.
Siyonist katillerin bu coğrafyada rahatça katliam, soykırım ve entrikalarına devam etmesinin sebebi, Müslümanların Kur’an ve peygamberleri Muhammed (S)’in izinden kopmalarından kaynaklanıyor. Müslümanlar üzerlerindeki ölü toprağını atıp sahih, berrak kaynaklarına dönerek, ümmet birliğine doğru salih amellerini çoğaltmaları gerekiyor. Terk ettikleri Kur’an’a tekrar dönüş yaparak öncelikle kendi ülkelerinde egemen olan gayr-i İslâmî, İsrail işbirlikçisi sistem ve yönetimleri değiştirmedikçe, ne kendi durumları ne de mukaddes beldelerin durumları değişir. Yani Hablullah’a topluca sarılan tevhîdî ümmet vahiyle inşâ olup izzetini kuşanmadan, ümmetin de, ümmetin izzetiyle eş olan Kudüs ve Aksâ’nın da kurtuluşu mümkün olmayacaktır.
Kudüs ve Mescid-i Aksâ davası sadece Filistinlilerin veya Arapların değil, bütün Müslümanların davasıdır. Bugün, bizler gerek Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî gerekse de Mescid-i Aksâ’nın gerçek kimliklerine ve vahyin hâkimiyetinde olacakları bir konuma kavuşmaları için mücadele etmemiz gerekir. Bunu gerçekleştirecek olanlar ise Müslüman kimliğini eğreti olarak üzerlerinde taşıyanlar değil bu kimliğin hakkını vererek kuşanmış mü’minlerdir.

Ekitap için tıklayın

02.02.2024
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon