Cuma, Eylül 11, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Yaratan Rab adına okumak,

Hutbe: Yaratan Rab adına okumak,

by İlkav Editor
7 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Yaratan Rab adına okumak,
“Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alâk:1)
Değerli mü’minler bugün Hicri Rebiü’l-Evvel ayının 29’u 1448 Cuma.

Rabbimiz bizleri hayatın her alanını adıyla yaşama bahtiyarlığına erdirsin.Sahibimiz hayatın her alanını ve anını O’nun için yaşamamızı bize emretmiştir. Bunu gerçekleştirebilmemiz için fıtratımıza takvaya dair hissiyat ve yönelimler yerleştirmiş ve bu yaşam  şekli vahiyle desteklenmiştir. Yanı sıra insana fücura dair de yönelimler verilmiş, bu seçimi de şeytan ve heva ile serbest bırakmıştır. Sorumluluk bu seçim sonucu her bir nefse yüklenmiştir. Bu noktada kimse yaptıklarının faturasını şeytana, kadere, atalarına, yaşadığı ortam, ana-baba, arkadaş çevresine veya âlimlere kesemez. Herkes seçtiği yoldan/dinden ve dolayısıyla yaptıklarından bizzat sorumludur. Rabbimiz insanlığa merhamet etmiş ve yolumuzu nasıl bulacağımızı (hidayet ve dalaleti) açık olarak inzal etmiştir. “Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.” (76/3) Aynı şekilde Kitap bizlere hayatımızın tamamına vahyi egemen kılmamızı ve tercihlerimizi O’na bırakmamızı emrediyor: “De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm sadece âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (6/162) buyurarak eğitimden spora, evlilikten boşanmaya, ticaretten ahlâka, hukuktan yönetime, çarşı pazardan camiye, aile ilişkilerinden devletler arası ilişkilere tamamında ve sorumlu olduğumuz tüm zamanlarda Allah’ın hakimiyetinin esas alınması isteniyor. Ayetler bize bunları ifade ediyor. Değilse insanı; fücur işleyerek hevanın ilah edinilmesi durumuna düşüren ve sonu hüsran olan Allah’ın azabıyla son bulacak, pişmanlıkların işe yaramayacağı bir gün beklemektedir.
İnsan kendine verilen en büyük sermaye olan ömrün vadesi dolmadan kıymeti bilinmeli iyi takdir edilmelidir. Hadiste geçtiği üzere zaman ve sağlık, insanların en fazla gafletle harcadıkları kıymetini bilmeyip çarçur ettikleri iki nimettir.
Rabbimiz, hutbemin başında okuduğum ayetinde hayatın tamamının O’nun adına ve adıyla okunmasını emretmektedir. Bu ayet öyle ki; okumanın, çağırmanın, değerlendirmenin ama her şeyi hayatı-ölümü geçmişi, geleceği, tarihi, dünyayı, davetleri, yeri, göğü, kainatı, kendimizi, toplumu, siyaseti, ticareti her şeye O’nun bak dediği yerden bakmamızı ve O’nun rızasına uygun okumamızı emrediyor. Bu emre göre bırakalım her şeyi okumayı, kendimizi okumaya kalksak saatler hatta günler sürer. Organların çalışması ve insicamı, gözü, kulağı, dili, burnu, ağzı ve diğer organları tefekkür etsek Allah’ın yüceliğini anlar, şükründen aciz kaldığımızı itiraf ederiz.
Ayetin birinci anlamı çağırmak ve davettir. Ancak kelimenin diğer manâları ve siyer bize ayetin manâsının okumayı da içerdiğini bildirir. Hutbemizin ana konusu eğitim olması hasebiyle ayetin bu yönü ağırlıklı tercih edilmiştir.
Yaşadığımız coğrafyada 100 yıllık sistem değişikliği sonucu gelinen nokta sistem savunucuları tarafından da içler acısı durumdadır. Sadece eğitimde değil hemen her konuda seküler, laik, kapitalist, sözde medenî sistem iflas etmiştir. Ekonomiden hukuka, ahlâktan yolsuzluğa, gayr-i insani ilişkilerden eğitime, her şey çökmüş vaziyettedir. Bu olumsuzluğun temel sebebi; elbette tek dünyalı veya tevhidden uzak verilen, Allah’ı sadece yaratan ve ahiret gününün sahibi gören, değerlendiren hastalıklı din algısına dayalı seküler eğitim sistemidir. Son birkaç yılın bile bilançosuna baktığımızda okullardaki şiddet ve hatta cinayetler, baskınlar, uyuşturucu kullanımı ve satışının yaygınlaşması, kaos ve kargaşaların çokluğu bu toplumu uçurumun kenarına getirmiştir. Çocuklarımız okullarda bu ortamlara mahkum edilirken tv. dizileri ve ailelerin bilinçsizce kullandırdıkları cep telefonları da bugünkü gelinen noktada olumsuz bir etken olmuştur. Muhalefeti ile iktidarı ile bu durumdan herkes şikayet etmektedir ancak çözüme dair lokal pansuman tedbirlerin haricinde başka öneriler düşünülmemektedir. Okullarda polisiye tedbirlerden, çevre güvenliğinden, fiziki tedbirlerden bahsedilmektedir. Bunu yapan bazı eğitim kurumlarına dıştan baktığınızda neredeyse hapishaneyi andıran bir görüntü (dış duvarların üzerine çekilen çit ve onun üzerine yerleştirilen kesici teller) ile güvenliğin sağlanması haber kanallarından övgü ile sunulmaktadır. Bu fiziki ortamda çocuklar aldıkları seküler eğitimle ne kadar fıtratlarına uygun dünyaya faydalı bireyler olup, insanlığa huzur getireceklerdir.
Kur’an konuyu bütüncül olarak ele alıp çocuğu, genci, kadını ve erkeği ile her kişiyi muhatap alıp vahyin de tevhid bütünlüğünde kabullenilmesinin önemi üzerinde durur. Kişinin eğitiminin anne karnından başlayıp çocukluk, gençlik, evlilik babalık ve son tahlilde ölene kadar devam eden bir süreç olduğunu ortaya koyar. Ve bu sürecin tamamının “yalnız Allah’a kulluk” esası üzere devamının önemini hep vurgular. “ Ve Sana yakin (yani ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk ve ibadete (ve Kur’ânî istikamete) devam et .“ (15/99)
Kur’an insan eğitiminde tevhide, şirke, tuğyana, ahirete imana ve ahirette hesabın yalnız verileceğine ve hesabın dehşetine, cehenneme ve oradan uzak kalmanın nasıl gerçekleştirileceğine, dünya hayatının geçicilik ve aldatıcılığına, cennetin başkalarının aracılığı ile değil sadece kendi çaba ve  gayretiyle mümkün olduğuna dikkat çeker.
Kur’an sorumluluğun ağırlığına: “Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab: 72) der.
Adaletin ancak Kur’an’la olacağını, beşerî bir sistemin bunu başaramayacağını ifade için, “Andolsun biz rasullerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitap ve mizanı indirdik.”(Hadid: 25)
Allah’ın kitabı ile hükmetmeyenlerin kafir, fasık ve zalim olduklarını “Kim Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin, fâsıkların ve zalimlerin ta kendileridir.” (Maide: 44, 45, 47)  
”Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. Allah’ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et.” (Maide: 48-49) diyerek uyarır.
Kur’an’ın nasıl bir uyarı kitabı olduğunu “…(Bu Kur’an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye layık olan Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. İşte bu (Kur’an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek İlah olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.” (İbrahim: 1, 52) vurgular.
Bu Kur’an’ın önemine dair de; “De ki: ‘Bu büyük (ve gerçekçi) bir haberdir.’ Sizler ise, (hâlâ) ondan yüz çevirip durmaktasınız.”
İşte Kur’an insanı bu bütünlük içerisinde doğumundan ölümüne eğitir. Kur’an’ın hükümlerine teslim olanlara yani müslim olanlara Rabbimiz müjdesini Fecr: 28-30 ayetlerinde şöyle veriyor: “Ey iman huzuruna kavuşmuş insan! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Artık (sâlih) kullarımın arasına katıl! Cennetime gir!”

11.09.2026  
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU                                                                                        

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar