Cumartesi, Haziran 22, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Yahudî ve Hıristiyanlar asla sizden hoşnut olmayacaklar.

Hutbe: Yahudî ve Hıristiyanlar asla sizden hoşnut olmayacaklar.

by İlkav Editor
194 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Yahudî ve Hıristiyanlar asla sizden hoşnut olmayacaklar.
“Sen onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: ‘Şüphesiz doğru yol, Allah'ın (gösterdiği) yoludur.’ Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların hevâlarına uyacak olursan, senin için Allah'tan ne bir veli, ne de bir yardımcı vardır.” (Bakara: 120)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Şaban ayının 13’ü 1445/Cuma
Müslümanlar, dinlerine girinceye kadar Yahudi ve Hıristiyanlar onlardan razı olmaz. Ama ne zaman ki Müslümanlar; İslâm’ı, Kur’an’ı ve Rasûlü bırakır da Yahudi veya Hıristiyan olurlarsa, işte o zaman onlar kendilerinden razı olabilirler. Aksi takdirde tarihin hiç bir döneminde Yahudi ve Hıristiyanların Müslümanlardan razı olması mümkün değildir.
Tarihteki tüm savaşlar din adına gerçekleşmiştir. Tarihin başından şu ana kadar ve şu anda da yapılan tüm savaşları inceleyin, göreceksiniz ki karşınıza din çıkacaktır. Aynı din ve inançta olanların birbirlerini sevdiklerine, birbirlerine karşı fedakârlıkta bulunduklarına, farklı dinde olanların da birbirlerine hep düşman olduklarını göreceksiniz.
Eğer farklı inançta olanlar arasında bir muhabbet görecek olursanız bilin ki, bunlardan biri mutlaka ya diğerinin egemenliğini kabul etmiş ya da kendi inancını onların inancına doğru eğip bükmüş demektir. Aksi takdirde böyle bir şey asla mümkün değildir. Şu anda da yapılan savaşların altında yatan dindir. Ama bunun adını koymaya cesaretleri yoktur. Bir takım aklı evveller, ısrarla bu savaşların dinle ilgisinin olmadığını söylüyorlar.
Âyette geçen millet kelimesi; gidilen yol, din ve şeriat demektir. İşte bu manâda Yahudilik ve Hıristiyanlık birer millettir, İslâm da bir millettir. Yani sen kendi milletini, dinini bırakıp onların milletine, dinine girmedikçe onlar senden razı olmazlar. Müslümanlar bugün ne kadar onlara benzemeye çalışırlarsa çalışsınlar, açıktan açığa kendi dinlerinden çıkıp, biz de Yahudiyiz, biz de Hıristiyanız demedikleri sürece, onlar asla razı olmayacaklar.
Meselâ “İslâm ülkeleri”nin pek çoğu, başlarındaki ne idiğü belirsiz idarecileri vasıtasıyla Yahudi ve Hıristiyanlara peşkeş çekilmiş bir konumdadır. Ama şu da bir gerçektir ki, ne Amerika ne de İsrail bu ülkelerden, her şeyleriyle bunların güdümünde oldukları halde, bunlardan hiç birisine güvenmemektedir.
Neden? Çünkü şöyle bakıyorlar: “Bugün bunlar her ne kadar ekonomileriyle, siyasetleriyle, yasalarıyla, eğitimleriyle bize bağlı iseler de, bunların ne zaman kendilerine gelip Müslümanlıklarının farkına varacakları belli olmaz” diye gerek bu ülkelerin Müslümanlarına, gerekse kendilerine bağlı olan idarecilerine güvenmiyorlar.
Değerli kardeşlerim; mü'minler, kâfirlerin Müslüman olmasını isteyebilirler, bu tabii bir şeydir. Ama onları razı etmek adına onlara tavizler vermeye mü'minler asla mezun değillerdir. Eğer Müslümanlar, onlara tavizler vermeye başlarlarsa bu onların kendi bâtıl dinleri üzerinde sebat etmelerine vesile olacaktır. Çünkü tavizkâr tutum, kesinlikle onlara destek vermek anlamına gelecektir. Mü’minler tavizler verip onların inançlarını tasvip eder bir tavır takındıklarında onlar her bir tavizi gördükçe cesaretlenip yeni tavizler istemeye kalkışacaklardır. En son isteyecekleri taviz de sizin onların dinlerine girmenizdir.
"…Gerçek hidâyet Allah’ın hidâyetidir, yol Allah’ın yoludur…" Artık hak ve hidâyet bellidir, yol bellidir. Doğrusu, Allah’ın yolu İslâm’dır, başkalarına ihtiyacınız yoktur. Ama “bizim siyâsî, ekonomik ve sosyal problemlerimiz var. Bizim yol gösterilmeye, hidâyete ihtiyacımız var. Şu anda, Yahudiler ve Hıristiyanlar dünyanın en büyük güçleridir, ülkelerinin problemlerini çözmüşler, sanayilerini kurmuşlar, insanlarını mutlu etmişler” denirse, bakın Rabbimiz diyor ki: Hidâyet istiyorsanız, hidâyet Allah’ın hidâyeti, yol Allah’ın yoludur. Probleminiz varsa Allah’a havale edin, Allah’ın âyetlerinin tarif ettiği hayata yönelirseniz, tüm problemleriniz çözülür. Çünkü o zaman siz yenilmez ve yanılmaz Allah ile berabersiniz demektir. Ama öyle değil de: "…Eğer sen, sana gelen ilimden sonra hâlâ onların heva ve heveslerine uyarsan Allah’tan sana hiçbir veli ve yardımcı yoktur."
Yani, eğer sen, sana gelen bu vahyi bırakır da onların ilme dayanmayan isteklerine, düşüncelerine, eğitimlerine ve siyasetlerine uyarsan, artık senin için Allah’tan ne bir veli ne de bir yardımcı vardır. Allah’ın velâyetini kaybettikten sonra artık sizler için dünyada ne rahat yüzü, ne saadet, ne de âhirette cennet olması mümkündür?
Yıllardır bizler vahye, Allah’tan gelen ilme sırt çevirdik ve bu kâfirlerin heva ve heveslerine uyduk! “Ey bizim Yahudi ve Hıristiyan efendilerimiz! Biz de sizin gibi olduk! Sizin gibi giyiniyor, sizin yazınızı kullanıyor, eğitiminize sahip çıkıyor, yasalarınızı uyguluyoruz! Sizin istemenizle NATO’ya girdik! BM’e üye olduk! AB ile sözlendik” diye yalvardığınız halde yine de kendinizi sevdiremediniz. Ama beri tarafta Allah’ın yardımı kesildiği için de gittikçe batağa batıp bir türlü belinizi doğrultamadınız.
Ne diyor Rabbimiz: Eğer size gelen vahyi bırakır da onların isteklerine uyarsanız, veliniz ve yardımcınız Allah olmayacaktır. Allah’ın desteğini üzerlerinden çektiği bir toplumun âkıbeti de budur.
23.02.2024
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon