Perşembe, Mart 19, 2026
Ana sayfa HABERLER İLKAV’da iftar ve Kadir Gecesi programı gerçekleştirildi

İLKAV’da iftar ve Kadir Gecesi programı gerçekleştirildi

by İlkav Editor
56 👁
A+A-
Reset

İLKAV’da iftar ve Kadir Gecesi programı gerçekleştirildi
 
İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV gönüllülerinin katılımları ile geleneksel hâle gelen iftar ve Kadir Gecesi programı İLKAV konferans salonunda gerçekleştirildi.
Çocuk, kadın, yaşlı, genç, aile büyük bir katılımla gerçekleşen programda beraber iftar yapılarak akşam, yatsı ve teravih namazları eda edildi.

Program Kur’an tilaveti sonrası Vakıf Başkanı Emrullah Ayan “Kadr’in Gecesi” hakkında yaptığı sohbette şu hususlara değindi:

16 Mart 1988’de, dönemin zalimi Saddam Hüseyin Halepçe’de kimyasal bomba ile resmî rakamlara göre 5 bin kardeşimizi katletti. Bununla da yetinmedi devam eden saldırılarla gerçekleştirdiği Enfal operasyonlarıyla da bölgede 180 bine ulaşan sayıda insanımızı katletti. Bu zalim, diğer zalim ABD’nin Irak’ı işgali sırasında öldürüldü. Bir zalim ortadan kaldırıldı ama ondan daha zalimi Irak’ı perişan etti. Yüz binlerce insanımızı katletti.
Diğer zalim ve katil Esed de; Suriye’de 2011’den daha yakın zamana kadar yüz binlerce kardeşimizi katletti, milyonlarcasını yerinden etti.
Sadece  emperyalist ABD değil, Çin’in Doğu Türkistan’da gerçekleştirdiği katliam ve asimilasyon politikalarıyla Doğu Türkistan diye bir devlet ve bölge kalmadı. Rusya’nın Çeçenistan’da ve diğer bölgelerde uyguladığı katliamlar da hâlâ canlılığını koruyor. Yine Arakan’da Miyanmarlı Müslümanlar Budist katillerce katliama uğratıldı ve şu an kardeşlerimizin getirildiği perişan durum yüreklerimizi dağlıyor.
AB ülkeleri, Afrika’da uyguladığı sömürü politikaları ve katliamlarla milyonlarca insanımızı katledip yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmeye devam ediyor.
Ortadoğu’nun kalbine bir hançer gibi sokulan İsrail bölgede tam bir terör örgütü olarak hareket edip Filistin’i tamamen işgal ederek gerçekleştirdiği katliamlarla varlığını sağlamlaştırmaya çalışıyor. En son olarak Gazze katliamı ile zirve yapan vahşiliğini ABD ile beraber İran ve Lübnan üzerinde gerçekleştiriyor.
Bütün bunlar bize İslâm Ümmeti tanımlamasının gerçek anlamda bir karşılığının olmadığını ortaya koyan net örneklerdir.
Ayan, Ümmetin hâlini anlatan bu girişten sonra, bu duruma gelişin ana sebebinin Kur’an’ı terk edilmiş bırakmak olduğunu temel tesbitini yaptıktan sonra Ramazan ve Kadir Gecesi’ne dair değerlendirmelerine şöyle devam etti:
İslâm toplumlarının bozulup kaynaktan uzaklaşma süreci birçok konuda olduğu gibi Ramazan algısında da önemli sapmalara yol açmıştır. Rabbimiz, Kur’an’ı “bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesinde”, Ramazan ayında indirmeye başladığını açıklıyor. “O Ramazan ayı ki, insanlara yol gösteren, hakkı batıldan ayırma ölçüsü ve hidayetten belgeler taşıyan Kur’an onda indirilmiştir…” âyetiyle de Ramazan’a değer ve anlam kazandıran olaya vurgu yapılır. İnsanlar için hidayet rehberi olan, hakkı batıldan ayırma ölçüsü furkanı ve hidayet için belgeleri içeren Kur’an’ın bu ayda indirildiği bildirilir. O halde, Ramazan ve Kadir Gecesi’nin mübarek oluşu, insanlığı kurtaracak mesajın bu ay ve bu gecede indirilmesinden kaynaklanır ve buna Kur’an işaret eder.
Bu açıklama şunu doğurmalıydı; madem Kur’an’ın indirilmeye başlandığı gece bin aydan hayırlıydı, o halde Kur’an’ı okuyup anlamaya ve yaşamaya tahsis edilmiş bir gün de yine bin aydan daha hayırlı olarak algılanıp her gün ve gecenin Kur’an’a uygun ihya edilmesi için seferber olunmalıydı. Buna rağmen yüzyıllardır kaynaktan kopuş ve bozulma süreci sonunda, Kur’an terkedilmiş, Ramazan ve Kadir Gecesi ise içi boşaltılıp yüceltilmiştir. Böylece, anlamın tüketilmesiyle içeriksiz formları yücelten bir süreç başlamıştır. Bu süreç, vahyin özne olmaktan çıkarılmasına, bu da insanların rehbersiz kalmasına, hak ile batılı ayıramaz hâle sürüklenmesine yol açmıştır.
Gelinen noktada, Müslümanım diyenlerin büyük çoğunluğu, Kur’an’ı hayat dışına çıkarırken, pek çok bid’at ve hurafeyi Kur’an’ın getirdiği dinin yerine ikâme edip kutsallaştırmışlar, Ramazan ayı ile Kadir Gecesi’ni de, vahiyden soyutlanmış şekilde ihya etmeye yönelmişlerdir. Kadir Gecesi’ni ve çoğu bid’at olan diğer “kandil geceleri”ni kutlamak ve bunlara has bid’atlerle “ihya etmek” öne çıkmıştır. Kur’an ve sahih sünnette olmayan kutlama ve bid’at ibadetler, bu gecelerde ısrarla ve yaygın olarak yaşanırken, Kadir Gecesi’nde inen, bu geceye anlam ve değer kazandıran, okunup amel edilmesi ve insanları kurtuluşa götürecek rehberlik için indirilen Kur’an ise terk edilmiştir.
İnsanları, zulumâttan nura çıkaracak Kur’an’ın indiği ay ve gece Kur’an’dan daha çok önemsenirken, Kur’an ihmal edilmiştir. Bu durum çok büyük bir çelişki oluştursa da, ancak Kur’an’ın sağlayabileceği bilinçten yoksun olmak, bu çelişkinin fark edilmesini de engellemiştir.
Kur’an ayı Ramazan vesilesiyle, halimizi sorgulayıp Allah’a teslimiyetle, ihlâslı niyet ve doğru bir yöntemle Kur’an’ı anlamayı ve yaşamayı öne çıkarmalı, Rasul’ün güzel örnekliğini samimiyetle bugüne taşıma gayretini göstermeliyiz. Zilletten kurtulup Allah’ın rızasına uygun izzetli konumlara gelebilmemiz, dünya ve âhiretimizi mamur edebilmemiz; ancak, “Kur’an’ı terk edilmiş bırakmak”tan süratle uzaklaşıp ilk nesil benzeri Kur’an neslini yetiştirmemizle mümkündür.
“Kur’an Nesli” inşâ etmek, soyut bir ideal olarak algılanmamalıdır. Aslında, mü’minlerin kafa ve kalplerinde sürekli diri ve canlı tutulması gereken, öncelikli bir pratik olması gerektiği hiç akıldan çıkarılmamalıdır.

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon