Pazar, Kasım 30, 2025
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Allah tuzakları boşa çıkarandır

Hutbe: Allah tuzakları boşa çıkarandır

by İlkav Editor
55 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Allah tuzakları boşa çıkarandır
“Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek veya (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Enfal: 30)

Kıymetli mü’minler, bugün Hicri Cemâziye’l-Âhir ayının 7’si 1447/Cuma.
Rabbimiz bizleri uyanık ve bilinçli olarak hayatını hayırla geçirenlerden eylesin.Yerin, göklerin ve her şeyin rabbi bizleri birey ve ümmet olarak tüm insanlığa örnek ve numune-i imtisal olarak kıldığını “İşte böylece sizi mu’tedil (adâletli ve dengeli) bir ümmet kıldık ki, insanlara şâhidler olasınız, Rasul de size şâhid olsun!” (Bakara: 143) âyeti ile ortaya koymuştur.
Âlemlerin rabbi, mü’minlere böyle önemli ve şerefli bir misyon biçmiştir. Ancak tarihen yaşananlar ve halen yaşadıkları dünya Müslümanlarının bu misyondan fersah fersah uzak bir yaşantıyı tercih edip âdeta Rasulün dediği gibi “keler deliğine girmeyi” yani kör taklidi bir şeref kabul edip aşağılık bir hayatı tercih etmişlerdir. Sözde İslâm dünyası geçmiş dönemlerden daha çok zulmedenlerin peşinden gitmeyi çağdaşlık olarak görme bedbahtlığına sürüklenmiştir. İslâm âlemi, batının endüstri anlamında teknoloji çöplüğü haline getirilirken yanı sıra kültür, medeniyet ve ahlâk yozlaşması manâsında da onları aratmayacak hayvanlardan daha aşağı seviyelere gelebilmiştir. Bu sözde terakki ve değişim elbette batı kafalı ve destekli sözde kahramanlar öncülüğünde gerçekleştirilmiş olup süreç hâlâ devam ediyor. Ümmet Asr-saadette yaşanmış Bakara: 143’te işaret edilen insanlığa örnek olma halinden raşid halifeler döneminden sonra aşama aşama kaynaktan kopma vb. başka sebepler sonucu maddi-manevi hiçbir alanda söz sahibi olamayan, çürümüş, kaos üreten topluluklar haline gelmiştir. Yöneticileri ise ümmetin servetlerine sülük gibi yapışmış, varlıklarını sömüren, gerek kendi ülkesinin insanlarının sorunlarından, gerek diğer İslâm coğrafyasının sorunlarından habersiz, ilgisiz, ben merkezli dünyevileşmeyi esas alan, ABD ve batıya uşaklığı görev bilen tipler olmuşlardır. Ehliyet, liyakat ve takva yerine saltanat, kavmiyetçilik ve dünyevileşme esas alınınca ümmet olma halinden yığın ve sürü haline gelindi.
Oysa tarihi kaynakların ifadesine göre Peygamber sonrası 2. dönemde halife seçilen Hz. Ömer bir Cuma hutbesinde cemaate dönerek; “Ey Müslümanlar! Ben haktan sapıp Rasulullah’ın yolundan ayrılırsam bana ne yaparsınız?” dediğinde, eğer yoldan saparsan ey Ömer! Seni bu kılıçlarımızla doğrulturuz.” cevabını alır. Yoldan saparsam beni düzeltmezseniz sizde, siz beni düzeltmek isterseniz ben bunu yapmazsam bende bir hayır yoktur. Bana böyle bir cemaat nasip ettiği için Rabbime yüz binlerce hamdolsun!” diye memnuniyetini ifade etmiştir. İşte İslâm medeniyeti tablosu, işte asr-ı saadetin yetiştirdiği yönetici ve yönetilen tablosu. Buna rağmen maalesef tarihimiz sultanı eleştirdiği veya yaptıklarına itiraz ettiği için canından olan nice yiğitlerle doludur.Ümmet kendi bölgelerinde yaşanan devasa zulümleri bertaraf edemediği için etrafında cereyan eden zulümlere de karşı koyamayıp seyirci kalıyor.Halbuki ümmet olma bilinci; hem kendi coğrafyasında işlenen zulümlere hem de yeryüzündeki zulümlere karşı durmayı, mazlumdan yana olup zalime dur demeyi bir görev bilmeyi gerekli kılmaktadır.
Zulüm denildiğinde de bireysel ve toplumsal manâda insanların düşünce fikir, inanç ve ibadet alanı dahil tüm can ve mala yapılan tecavüzlerin tamamını kast ediyoruz. Tabii ki Kur’an’ın temel olarak işaret ettiği gibi tüm zulümlerin başı vahyin dışlanıp hevanın ve beşeri düşüncelerin ilahi vahiyin önüne geçirilmesi sureti ile yapılan şirk anlayışlarıdır. Bir toplumda şirk hakimse tüm yeryüzünde olduğu gibi orada zaten en büyük zulüm işlenmektedir.Bugün D. Türkistan’da, Arakan’da, Keşmir’de, Irak’ta, Mısır’da, Yemen’de ve Gazze’de yaşanan ve yaşattırılanlar artık sıradanlaştırıldı. Buralardakiler sırf Müslüman oldukları ve rabbimiz Allah dedikleri için yakılıp yıkılmaktadırlar. Özellikle Gazze’de son 2 yıldır yoğun bir şekilde batının desteği ve sözde İslâm ülkesi yöneticilerinin de ilgisizliği ve ümmetin de sorumsuzluğu ile en az 250 bin mazlum insanın ölümü, bir o kadarının da yaralanmasına sebep olunmuştur. Gazze’de oturulabilecek mesken kalmamıştır. 2 milyon çocuk, kadın, erkek, yaralı ve hasta insan çadırlarda hayatta kalma mücadelesi veriyor. Yağan yağmurlar çadırlarda yaşamayı tümüyle yaşanmaz hale getiriyor. Bu şartlarda temel yaşam gereksinimleri de karşılanamamaktadır. Son 2 yıldır Gazze’de manzara bu şekilde. İnsan olarak artık bunlara bakmaya bile tahammülümüz kalmadı. Gazze’nin yiğit insanları tüm bu şartlara rağmen teslim olmamak için özgürlüklerinin devamı için direniyorlar. Trump’ın ve sözde İslâm ülkelerinin destekleri ile barış planı adı altında bölge Müslümanlarının yani Gazze’nin direnişi kırılmak isteniyor. Gazze’nin idaresi Trump zaliminin merhametine (!) bırakılmak isteniyor. Hamas ve tüm Gazze silahsızlandırılıp dişi tırnağı sökülerek teslim alınmak ve diğer coğrafyalardaki insanlar gibi köleleştirilmek istenmektedir. Ama Rabbimizin yardımıyla diğer planlar boşa çıktığı gibi bu plan da boşa çıkacaktır.
Siyonist katil Netenyahu, sözde ateşkese rağmen istediği zaman, istediği kadar Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. Antlaşma gereği hani Refah kapısı açılacaktı, yaralıların ülke dışına geçmesi sağlanacaktı, yardım tırlarının geçişine izin verilip tıbbi malzeme ve ilaç geçişleri kolaylaştırılacaktı, yıktıkları Gazze’nin yeniden inşasına başlanacaktı. Antlaşma ihlallerine garantörlerin, Türkiye de dahil Mısır’ın, Katar’ın neden hiç sesleri çıkmıyor, yoksa efendilerinden izin alamadılar mı? Trump gibi bir zalim, Müslümanları katleden tüm silahların tedarikçisi barış yanlısı gösterilip Mısır’da ve diğer ülkelerde barış taraftarı olarak karşılanıyor. 2 yıldır yapılan zulümlere sessiz kalan sözde İslâm ülkeleri yöneticileri de Trump planının Hamas’a kabul ettirenleri olarak övünüyorlar. Veyl olsun size ve yaptıklarınıza…Ey zalimler! Unutmayın ki, bu karanlık günlerin sabahı yakındır. Ve rabbimiz tuzak kuranların tuzaklarını boşa çıkarandır.
28.11.2025
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU                                                              

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar