Perşembe, Haziran 13, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Islâhından Sonra Yeryüzünü Fesâda Vermeyin!

Hutbe: Islâhından Sonra Yeryüzünü Fesâda Vermeyin!

by İlkav Editor
524 👁
A+A-
Reset
Hutbe: Islâhından Sonra Yeryüzünü Fesâda Vermeyin! 
“Düzene konulması (ıslah)ından sonra yeryüzünde fesad/bozgunculuk çıkarmayın!…” (A’raf: 56)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Şaban ay’ının 22’si 1443/Cuma
Kur'an'a göre, dünyadaki karışıklık ve düzensizliğin ana kaynağı, insanın Allah'a ibadetten ayrılıp başkalarına ve nefsine kulluk etmesi, Allah'ın yol gösterici hidayetini bırakıp ahlâkî, içtimaî ve kültürel yapısını inşâ etmesi için başkalarının kılavuzluğu altına girmesidir.
Bu durum fesad ve ona bağlı diğer kargaşa ve düzensizlikleri doğurduğu için bunun kökünden kazılıp atılmasını amaçlar. Aynı zamanda, bu düzensizlik ve kargaşanın dünyanın kendi tabiatından olmadığını, arızî olduğunu ve dolayısıyla da yeniden düzen ve huzur haline inkılab ettirilebileceğine de dikkat çeker. Çünkü insanın cehaleti ve inkârının bir ürünü olarak, dünya için kurulmuş nizam, nizamsızlık ve kargaşaya yenilmiştir. Yani, insan dünya hayatına; cehalet, barbarlık, şirk, isyan ve ahlâkî anarşî içinde başlamamıştır ki, daha sonra derece derece bunları kaldıracak reformlara girişilmiş olsun.
İnsan dünya hayatına, huzur ve nizam içerisinde başlamıştır. Daha sonra bu huzur, günahkârların, kötülerin, delilikleri ve fitne-fesadlarıyla bozulmuştur. Sonra Allah o fesadı, düzensizliği gidermek ve hayatı ilk, orijinal şekline tekrar döndürmek için peygamberler göndermiştir. Onlar insanlığı, ilk huzur ve düzen halini korumaya ve kargaşayı yaymaktan kaçınmaya davet etmişlerdir.
Kur'an'ın bu mesele hakkındaki görüşünün, insanın karanlıklardan aydınlanmaya doğru çıktığı ve hayatın kademe kademe reformlar ile daha da düzenli hâle geldiği görüşünde olan evrimcilerinkinden çok farklı olduğunu söylemek gerekir. Onların aksine, Kur'an, Allah'ın insanı yeryüzünde aydınlatmış olarak yerleştirdiğini ve hayata huzur ve nizama dayalı bir yapı içerisinde başladığını vurgular. Bilahare insan, mütemadiyen şeytanın rehberliğini izlemiş ve karanlıklara, zulmete gark olmuşlardır. Orijinal, doğru ve düzenli sistemi bozdular. Sonra Allah, tekrar tekrar elçilerini göndererek insanları karanlıktan zulmetten aydınlığa, ışığa, nura çıkmaya, fesaddan kaçınmaya davet etmektedir. 
Fesad insanın, veli, koruyucu ve yardımcı olarak Allah'tan başkasını kabul etmesiyle başlar. O halde düzen, ancak tek veli, koruyucu ve yardımcının, yalnız Allah olduğunu bilmekle tekrar sağlanabilir. 
Evet, ıslahından sonra, yeryüzünü Rabbiniz ıslah ettikten sonra da orada düzeni bozmayın. Yeryüzünde fesad çıkarmayın. Kitaptan vahiyden uzaklaşmak suretiyle, kitabın dediklerinin dışında bir hayat yaşamak suretiyle yeryüzünün düzenini dengesini bozmayın diyor Rabbimiz.
Peki düzen bozmak ne demektir? Düzen ne demektir? Bu konuda tek cümleyle özetlersek: Allah’ın düzen dediği şey düzendir, düzensizlik dediği de düzensizliktir. Düzen ya da düzensizlik, fesad ya da sulh, ifsad ya da ıslah.. Bunlardan biri mü'minin tavrı, diğeri de münafığın tavrıdır. Veya değişik söyleyelim: Bunlardan biri imanın sonucu, diğeri de küfrün sonucudur. İnancın gereği olan amel, amel-i sâlihtir. İmansızlığın gereği olan amele de amel-i gayr-i sâlih denir. Fesad; Islahtan sonra yapılan şeydir. Yani fesad; bozmadır, düzeni bozmak demektir. 
Allah: Ben arzı ve ondakileri düzenledikten sonra sakın onu bozmayın diyor. Allah düzenlediği arzda bir vakte kadar bizim oturmamızı istemiş ve onun ıslahı ve fesadından bizi sorumlu tutmuştur. Öyleyse işimiz küfür ve şirk değil iman, isyan değil itaat, bozmak değil yapmak, kargaşa değil intizam, zulüm değil adâlet, fesad değil ıslahtır.
25.03.2022
Hazırlayan: Emrullah AYAN                                                                                                                          
 
 

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon