Cuma, Eylül 18, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Ey İman iddiasında bulunanlar! İman Edin!

Hutbe: Ey İman iddiasında bulunanlar! İman Edin!

by İlkav Editor
12 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Ey İman iddiasında bulunanlar! İman Edin!
“Ey iman iddiasında bulunanlar! Allah’a, Rasulüne, Rasulüne indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman edin. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, rasullerini ve âhiret gününü inkâr ederse, derin bir sapıklığa düşmüştür.” (Nisâ: 136)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Rabiu’l-Âhir ayının 7’si 1448/Cuma
Kur’an’daki, “ellezîne âmenû” ifadesi ile “mü’minûn” ifadesi, birbiriyle aynı vurguyu taşımazlar. “Ellezîne âmenû”; iman iddiasını ispat etmesi istenenler için, “mü’minûn” ise; iman iddiasını ispat edenler için kullanılır.    
Hutbemize konu olan âyette de, “ellezîne âmenû” kullanılıyor. Yani; ey iman iddiasında bulunanlar, Allah ve Resûlüne iman iddianızı ispat edin. Haddinizi bilin de Allah’a, O’nun istediği gibi ve hayatınızın her alanında söz sahibi, egemen tek ilah olarak, kitabı ile hayatınızı düzenlemek için Allah’a iman edin. Kulluğunuzu yalnız Kendisine sunup hayat programını uygulamak için Allah’a iman edin. Sizi yaratıp hayat veren ve sahip olduğunuz her şeyi bahşeden ama sonunda verdiği hayatı geri alıp verdiklerinin tümünden hesaba çekecek olan Allah’a iman edin.
İmanlarınızın tam olması için Allah’ın elçisine de iman edin. Çünkü o rasul de Allah’a ve âyetlerine iman ediyor. Yani onun getirdiklerinin tamamı Allah’tandır. O rasul kendinden bir şey söylemez, o Allah’ın sözcüsüdür ve getirdiklerinin tamamı, onun hayatı sizi ilgilendirir. Eğer getirdikleri içinde sizi ilgilendirmeyip de sadece kendisini ilgilendiren bir şey varsa zaten onlar belirtilmiştir. İman, İslâm ve teslimiyet noktasında mü’minler rasullerle aynı konumdadır.
Rasul kitabın ilk muhatap ve sorumlusu, ilk muhbir-i sadığıdır. Onun iman ettiklerine mü’minler de iman ederler. Öyleyse rasul örnekliğinde Allah’a iman gerçekleştirin, rasul örnekliğinde bir hayat yaşayın, rasulün iman ettiği gibi iman edin, hayatınızı bu imanla düzenleyin. İmanlarınızı hayatta görünür kılın. Düşünceleriniz, amelleriniz, zevkleriniz, hayat tarzınız, dostluk ve düşmanlık anlayışlarınız, hüküm ve kararlarınız, hukuk ve eğitimleriniz, sosyal ve siyasî yapılanmalarınız, tüm hayatınız imanınızdan kaynaklansın.
Ey iman edenler, iman edin Allah’a ve Resûlüne, Resûlüne indirdiği Kur’an’a ve daha önceki resullerine indirdiği tüm kitaplara da iman edin. Evet kıyamete kadar insanlığın problemlerini çözmek, insanlara yol göstermek için peyderpey indirilmiş Kur’an’a ve daha önceki toplumlara indirilmiş kitapların tümüne iman isteniyor bizden. İşte bir önceki âyette istenen adaleti ikâme, adil davranmak ancak bununla mümkün olacaktır.
Adalet; Allah’a, rasullere ve onlara gönderilen kitaplara imanla mümkündür. İnsanlar ancak Allah’a, elçilerine ve kitaplarına iman ve teslimiyetle, bu kitaplar rehberliğinde hayat yaşamakla hevâ ve hevesleriyle hareketten kurtulabilirler. Allah’tan ve gönderdiği hayat programı kitaplarından habersiz yaşayanların hevâ ve heveslerinden kurtulup âdil davranmaları asla mümkün değildir. Hayatlarını düzenleyecek kadar vahiy bilgisine ulaşamayan insanların hevâ ve heveslerinden kurtulmaları mümkün değildir. Allah’a, rasullerine, kitaplarına iman etmeyenler, neye iman edip hayatlarını neyle düzenleyecekler? Elbette vahyi tanımayanlar ya kendi hevâ ve heveslerine göre ortaya koydukları kitap ve yasalara veya kendileri gibi aciz cahillerin oluşturdukları yasalara, istek ve arzularına iman edecekler. Onların vahyin dışında yaptıklarının hepsi ifsad ve bozgunculuktan başka bir şey sağlamayacaktır.
Hz. Âdem ile başlayan insanlık tarihiyle ilgili elimizdeki Kur’an’a baktığımızda anlıyoruz ki; ne zaman, insanlar Allah’a “evet” deyip yollarını Allah’a sormuş, kitaplarıyla hayatlarını düzenlemiş, elçilerine “evet” deyip onların rehberliğinde bir hayat yaşamışlarsa, mutlak doğruyu, hakkı ve mutluluğu yakalamışlar, ama ne zaman ki insanlar Allah’a “evet” dememiş, vahyi dinlememiş, programına teslim olmamış, rasullere iman etmemiş ve hayatlarını kendileri düzenlemeye kalkışmışlarsa hep kan dökmüş, zulmedip bozgunculuk yapmışlardır.
İşte Rabbimizin bu âyetine göre kurtuluşun tek çaresi Allah’a, yol gösterici kitaplarına ve rasullerine imandır. Değilse: Kim Allah’ı, O’nun vahiy göndererek kullarıyla diyalog aracıları olan melekleri, kitapları, rasulleri ve âhiret gününü inkâr ederse derin ve uzak bir sapıklığa düşmüştür. Yolunu ve gayesini bulamayacak bir sapıklığa, küfrün ve şirkin berzahına yuvarlanmıştır.
Sapıklık, kâfir ve müşriklerin ilk ve tek özelliğidir. Onlar fikir ve anlayışlarında, her eylem, karar ve yasalarında büyük bir sapıklık ve yanlışlık içinde hayat sürerler. Onların bu sapıklıktan kurtulup hakkı ve doğruyu bulmaları mümkün değildir. Zira onlar hakkın ve doğrunun kaynağı Allah’a, kitaplarına, rasullerine ve meleklerine inanmazlar. Hayatlarını vahiy kaynaklı yaşamaz, düşüncelerini Allah ve rasul kaynaklı geliştirmezler. Bu halleriyle onların hakkı ve doğruyu bulmaları imkansızdır. Kitabı ve rasulü gündemlerinden çıkaranlar hak bilgisine nereden ulaşacaklar? İşte bu iman olmazsa bilelim ki, sosyal hayatta sadece zulüm, ifsad ve bozgunculuk olacaktır.

18.09.2026
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar