Cumartesi, Ağustos 1, 2026
Ana sayfa CUMA KONFERANSLARI İLKAV Cuma Konferansına Gazeteci-Akademisyen İslam Abid konuk oldu

İLKAV Cuma Konferansına Gazeteci-Akademisyen İslam Abid konuk oldu

by İlkav Editor
6 👁
A+A-
Reset

İLKAV Cuma Konferansına Gazeteci-Akademisyen İslam Abid konuk oldu

İslam; “İslâm’ın Kavramsal İnşâ Devrimi” başlıklı bir sunum yaptı.  

İslam düşüncesinde kavramların taşıdığı anlamın bireyin inanç ve hayat anlayışını şekillendirdiğine dikkat çekilen konferansta, İslam’ın cahiliye döneminden devraldığı birçok kavramı yeniden tanımladığı ve insan merkezli yeni bir medeniyet tasavvuru ortaya koyduğu vurgulandı. Konuşmacı, İslam’ın yalnızca ibadet esaslarını bildiren bir din olmadığını, aynı zamanda toplumun değer yargısını ve zihniyetini dönüştüren kapsamlı bir hayat nizamı sunduğunu ifade etti.
Konuşmacı, Hz. İsa’dan sonra yaklaşık beş asır boyunca insanlığın peygambersiz kaldığını, bu süreçte ilahi mesajın tahrif edilmesiyle birlikte farklı inanç ve anlayışların ortaya çıktığını belirtti. Özellikle Arap Yarımadası’nda putperestliğin yaygınlaştığını hatırlatan konuşmacı, insanların Allah’ın varlığını kabul etmelerine rağmen O’na yaklaşmak amacıyla aracı putlara yöneldiklerini ifade etti.
İslam’ın gelişiyle birlikte yalnızca putların kırılmadığını söyleyen konuşmacı, asıl devrimin insanların zihin ve kalplerinde gerçekleştiğini belirtti. “İslam taşlardan yapma putları yıkmakla kalmadı; insanların zihninde oluşan yanlış inanç, adaletsiz anlayışlar ve cahiliye düşüncesini de ortadan kaldırmayı hedefledi.” ifadelerini kullandı.
Konferansta İslam’ın birçok kavrama kazandırdığı yeni anlamlar örneklerle ele alındı. İlk olarak “müflis” kavramı üzerinde duran konuşmacı, toplumda iflasın maddi kayıp olarak algılandığını ancak Hz. Peygamber’in hadisinde gerçek müflisin, çok ibadet ettiği hâlde kul hakları sebebiyle ahirette sevaplarını kaybeden kişi olarak tarif edildiğini hatırlattı. Böylece İslam’ın maddi ölçülerin ötesinde ahiret merkezli bir değerlendirme ortaya koyduğu ifade edildi.
Zafer kavramının da İslam’da farklı bir anlam kazandığını belirten konuşmacı, modern dünyada zaferin çoğunlukla askeri üstünlük veya maddi başarı olarak değerlendirildiğini, Kur’an ve sünnette ise Allah’ın dinine bağlı kalmanın, hak üzere sebat etmenin ve imanı muhafaza etmenin gerçek zafer olarak kabul edildiğini söyledi. Sahabelerin hayatından örnekler veren konuşmacı, savaşta ölümcül bir yara alan mü’minin şehid olmadan önce “Ka’be’nin Rabbine yemin olsun ki kurtuldum.” sözünü hatırlatarak, İslam’ın başarı anlayışının dünya merkezli değil ahiret merkezli olduğunu dile getirdi.
Konuşmada güç ve kuvvet kavramı da ele alındı. Peygamberimizin “Güçlü kimse, öfke anında nefsine hâkim olabilen kimsedir.” hadisini hatırlatan konuşmacı, gerçek gücün fiziksel üstünlükte değil, insanın nefsini kontrol edebilmesinde yattığını belirtti.
Asabiyet anlayışına da değinilen konferansta, cahiliye döneminde kişinin akrabasını veya kabilesini haklı-haksız ayırt etmeksizin desteklediği ifade edilirken, İslam’ın bu anlayışı değiştirerek adalet merkezli bir yaklaşım getirdiği vurgulandı. Rasul (S)’in “Kardeşine zalim de olsa mazlum da olsa yardım et.” hadisinin, zalime yardım etmenin onu zulümden alıkoymak anlamına geldiği hatırlatıldı.
Bu anlayışın en güzel örneklerinden biri olarak Hz. Ali ile bir Yahudi arasında geçen zırh davası anlatıldı. Halife olmasına rağmen mahkemede diğer vatandaşlarla eşit şekilde yargılanan Hz. Ali’nin yeterli delil sunamadığı için davayı kaybetmesi ve hakimin Yahudi lehine karar vermesi, İslam adalet anlayışının tarihî örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Konuşmacı, bu olayın adaletin din, makam ve soy ayrımı gözetmeksizin uygulanmasının önemini ortaya koyduğunu ifade etti.
Liderlik kavramının da İslam’da yeniden tanımlandığını belirten konuşmacı, cahiliye anlayışında liderliğin insanlara hükmetmek ve hizmet görmek anlamına geldiğini, İslam’da ise liderin topluma hizmet eden kişi olduğunu söyledi. Hz. Ömer’in geceleri Medine sokaklarını dolaşarak ihtiyaç sahiplerini tespit etmesi ve yiyecek çuvallarını sırtında taşıması, bu anlayışın en önemli örneklerinden biri olarak aktarıldı.
Programda zenginlik, rızık ve bereket kavramları da geniş şekilde ele alındı. Gerçek zenginliğin mal çokluğu değil gönül zenginliği ve kanaatkârlık olduğu belirtilirken, rızkın yalnızca para veya yiyecekten ibaret olmadığı; ilim, sağlık, salih eş, sevgi ve insanın faydalandığı bütün nimetleri kapsadığı ifade edildi. Bereketin ise maddi hesaplarla açıklanamayacak ilahi bir lütuf olduğu, az imkânla çok hayır ve verim elde edebilmenin bereketin en önemli göstergelerinden biri olduğu vurgulandı.
Konuşmanın son bölümünde ticaret kavramına değinilerek, Kur’an’da geçen “Allah mü’minlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır.” ayeti hatırlatıldı. Gerçek kazancın Allah ile yapılan ve asla zarar etmeyecek olan manevi ticaret olduğu ifade edilirken, Müslümanların hayatlarını dünya merkezli değil ahiret merkezli bir bakış açısıyla değerlendirmeleri gerektiği dile getirildi.
Programın sonunda konuşmacı, İslam’ın asıl hedefinin insanın düşünce dünyasını inşa etmek olduğunu belirterek, Müslümanların kavramları Kur’an ve sünnet ışığında yeniden anlamaları gerektiğini söyledi. Cahiliye anlayışının günümüzde farklı biçimlerde varlığını sürdürdüğüne dikkat çeken konuşmacı, İslam’ın ortaya koyduğu adalet, merhamet, sorumluluk ve ahiret bilinci eksenindeki kavramların bireysel ve toplumsal hayatın temelini oluşturduğunu ifade etti.
Konferans, yapılan dua ve katılımcılara teşekkür edilmesinin ardından sona erdi.

Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar