Çarşamba, Şubat 11, 2026
Ana sayfa CUMA KONFERANSLARI Tüfekçioğlu; Müslüman, pasif ve edilgen değil, itiraz eden, küresel ifsada karşı durandır

Tüfekçioğlu; Müslüman, pasif ve edilgen değil, itiraz eden, küresel ifsada karşı durandır

by İlkav Editor
43 👁
A+A-
Reset

Tüfekçioğlu; Müslüman, pasif ve edilgen değil, itiraz eden, küresel ifsada karşı durandır

Mutlu Tüfekçioğlu’nun sunumunu yaptığı İLKAV Cuma Konferansında, “Küfre, Zulme ve İfsada Karşı Müslümanca Duruş” konu edildi.

Tüfekçioğlu, sunumunda şu konulara değindi:

Bugünlerde Jeffrey Epstein denilen zelilin yaptıkları gündeme getiriliyor. Epstein; siyasetçilerden iş adamlarına kadar uzanan geniş ilişki ağı için Yahudi bir finansçı ve iş adamı! Asıl ve gerçek yüzü ise karşımıza tam bir şeytan ve aşağılık varlık, çocuk istismarcısı, tecavüzcü ve şantajcı olarak beliriyor.                                
Bu aşağılık; dünyanın farklı yerlerinden on binlerce çocuğu kaçırıp sapkınlığın yapıldığı adalara götürdü. Bu masum ve mazlum çocuklar; özgürlük, medeniyet, edebiyatı yapan ve dünyayı bu yalanlar üzerinden dizayn etmeye çalışan emperyal baronlara ve köle ruhlu yalaka liderlere peşkeş çekildi.
Bu belgelerde her türlü ve her ülkeden liderlerin sapkınlıkların varken İsrail’den kimsenin olmaması dikkat çekicidir.
Müslümanlar olarak elimizde Kur’an gibi mükemmel bir kaynağın olduğunu bilerek buna göre toplumumuzu değerlendirip onları bilgilendirerek farkındalık oluşturmalıyız.
Allah bilgisi vahiyden uzak olanların geldiği noktanın bu gelinen nokta olduğunu bize gösteriyor.
“Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.” (Zuhrûf: 54)
Âyetten yola çıkarak, bugün de bütün zamane Firavunları toplumlarını küçümsediler ve onları spor, sanat dedikleri etkinliklerle oyalayıp aptallaştırıyorlar. Onlar bir şeyi sorgulayamaz hâle geliyorlar. Onları kültürel olarak yozlaştırıyor, yeraltı ve yerüstü zenginliklerini her yönden sömürüyorlar
“Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: ‘Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi?’ …” (Zuhrûf: 51)
Tahakküm ettikleri ülke liderlerine “biz olmasak, siz orada duramazsınız” diyerek onların üzerindeki etkinliklerini ve sahipliklerini ifade ediyorlar. Onlar da yerlerinde efendilerine itaat ederek oturdukları yerde oturmaya devam ediyorlar.
Bize düşen tebliğ ve davettir. Biz imkânlarımızın azlığını ve güçsüzlüğümü bahane ederek yeryüzünün bu durumuna seyirci kalamayız. Bu yüzden çok gayret etmeliyiz.
“Biz ise, yeryüzünde güçten düşürülenlere lütufta bulunmak, onları önderler yapmak ve mirasçılar kılmak istiyoruz.” (Kasas: 5)
“Firavun, ‘Biz onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz?’ dedi.” (A’râf: 127)
Firavun’un çağdaşları da aynını yapıyorlar.
Lut kavmi de  öncelikle cinsel sapmayı temsil ediyordu. Günümüzdekiler ise, cinsel sapmanın da ötesinde her türlü sapıklığı katmerlisini yapıyorlar.
“Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Mücadile: 127)
“Andolsun, insanlar içinde, müminlere en şiddetli düşman olarak Yahudiler ve müşrikleri bulursun…” (Maide: 82)
Mü’minlere en amansız düşmanlar müşriklerden önce yahudilerdir. Yahudilerin düşmanlığı müşriklerinden daha yaman, daha acımasız daha apaçık ve düşünen herkesin görebileceği bir realitedir.
Yahudiler kendilerini seçkin, elit gördükleri için kendilerinden başkalarını insan yerine bile koymazlar. Onlar, Yahudilere hizmet için vardır.
Yeryüzündeki bütün fesada Müslümanlar “dur” diyebilirler. İnsanlığı diriltecek şey Müslümanların elindeki vahiydir. Ne durumda ve hangi güce sahipsek onun gereklerini yerine getireceğiz. Biz, kendi güçsüzlüğümüze bakmadan elimizdeki vahyin gücüyle karşı duracağız.
Etrafımızdaki kötülüklerin, sapkınlıkların küçük olanlarına itiraz etmeyenler büyüklerine hiçbir zaman itiraz edemezler.
Bu dünya düzeninin değişmesi ve ortadan kaldırılması için Müslümanlar nasıl pasif olarak durabilirler.
“Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah’a iman edersiniz…” (Âl-i İmran: 119)
Âyetteki övgü çok büyük bir övgüdür. Biz bu övgüyü hak ediyor muyuz? Bizler, dünyadaki tüm fesada karşı mı çıkıyoruz veya onlara tabi mi oluyoruz?
İtirazınız Allah adına O’nun temsilcisi olma adına yapılıyorsa, işte o zaman o övülen ümmetten olursunuz.
“Ey imân edenler! Eğer siz, Allah’a (O’nun dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder de ayaklarınızı sabit kılıp kaydırmaz.” (Muhammed: 7)
Bu çokbüyük bir nimettir. Onca zulme, dalavereye, onca sapkınlığa rağmen Allah’ın yardımına nail olacaksınız.Müslüman pasif, edilgen değil, itiraz eden, yerel ve küresel ifsada karşı durandır.
Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz. Şüphesiz Allah, mutlaka iyilik yapanlarla beraberdir.” (Ankebût: 69)

Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon