Çarşamba, Şubat 11, 2026
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Yeryüzünü ifsad eden müfsidler

Hutbe: Yeryüzünü ifsad eden müfsidler

by İlkav Editor
51 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Yeryüzünü ifsad eden müfsidler
,“Sağlam söz verdikten sonra Allah’ın ahdini bozanlar ve Allah’ın birleştirilmesini emrettiğini ayıranlar ve yeryüzünde fesad çıkaranlar, işte lânet onlara ve kötü yurt, cehennem, onlaradır.” (Ra’d: 23)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Şaban ayının 18’i 1447/Cuma
Küresel müfsidlerin uşağı Jeffrey Epstein; görünen yüzüyle siyasetçilerden iş adamlarına kadar uzanan geniş ilişki ağı için Yahudi bir finansçı ve iş adamı. Asıl ve gerçek yüzü ise karşımıza tam bir şeytan ve aşağılık varlık, çocuk istismarcısı, tecavüzcü ve şantajcı gibi birçok rezil sıfatın yüzü olarak beliriyor.                                 
Bu rezil, aşağılık; dünyanın farklı yerlerinden on binlerce çocuğu kaçırıp sapkınlığın alenîleştirildiği adalara götürdü. Bu masum, mazlum ve mağdur çocuklar, maalesef, özgürlük, medeniyet, modernlik, hak-adalet edebiyatı yapan ve dünyayı bu yalanlar üzerinden dizayna çalışan emperyal baronlara ve köle ruhlu yalaka liderlere peşkeş çekildi.
Kur’an’ın ifadesiyle “lanetli Yahudiler” her pisliğin müsebbibi Yahudilerbukorkunç, rezil, ahlâksız, iğrenç ve vahşi yapının merkezi konumundalar.
Yargılandığı küresel suç dosyası ile güç, cezasızlık ve şeffaflık tartışmalarının sembolü haline gelen Jeffrey Epstein davası ve bu dava üzerine konuşulan belgeler, ifşalar bugünlerde tekrar dünya gündeminde…
2008’de aldığı tartışmalı ceza ve 2019’daki intiharı, Epstein’i dosyanın her aşamasıyla dünya kamuoyunda daha tartışmalı ve merak edilir hale getirdi. Son yıllarda mahkeme belgelerinin parça parça açılması, açılan yeni davalar, mağdur açıklamaları ve devlet kurumlarının bu meseledeki rolüne dair sorular, iddialar davayı kapanmış bir dosya olmaktan çıkarıp sürekli güncellenen girift bir meseleye dönüştürmüş durumdadır.
Jeffrey Epstein, çocukları şantaj için kaçırıp dünyayı dizayn etmek isteyenlere peşkeş çeken bir şantajcıdan çok ötesidir. O, aslında içinde siyonist çetenin olduğu küresel oyunun sadece bir aparatıydı. Asıl amaçları; üzerlerine şeytânî hesap yaptıkları politikacı, zengin, sanatçı, sporcu vs. etkin kişileri ağlarına düşürüp zaaflarıyla avuçlarına alarak şantajla istediklerini yaptırmaktır.
Bugün, bu koz Trump’ı ellerindeki delil ve ifşa malzemeleriyle İran’ın üzerine salma niyetiyle kendini yeniden gösterdi. Trump, “vuracağım, yok edeceğim”
deyip icraata dönüştürmede temkinli davranınca belgeler birden patlayıverdi. Eğer iddialar doğruysa Trump ve başkalarıyla ilgili eldeki belgeler, “sapkın, pedofili ve iğrenç” görüntülerden çok daha fazlasını içeriyor.
Kuyruğu sıkışan Bill Clinton, Bill Gates, İngiltere Prensi ve Kral Selman gibi binlerin bu kirli ilişkiler ağından kurtulup paçayı sıyırması çok zor. İşin âhirete yönelik durumu ise, ateş azabıyla onları bekliyor.
Türkiye de farklı siyâsî mülahazalar üzerinden belgelerde yer alıyor; ama Türkiye’nin Antalya Rixos Otel ve Robert Koleji üzerinden bu belgelere dahil olması ayrı bir olay. İddialara göre şantaj için kullanılan kızların çoğu Rixos Otel’de eğitim görmüş. İddialara göre Robert Koleji adına okul yönetiminde yer alan Thomas Landon ise İslâmî faaliyetlere karşı fobi oluşturan biri.
Allah’ın vahyinden uzaklaşmış ve yozlaşmış tüm sistemler fesaddır; fakat bozulmuş olduğu bir türlü kabullenilmez. O bozuk sistemi koruma adına fıtrî, ilâhî sisteme karşı çıkılır. Buradaki fesaddan kasıt, kâfirlerin küfrü ve o küfür sistemini korumaya dönük çabalarıdır.  
Fesad, doğruluktan sapma anlamında olup, ıslahın zıddıdır. “Yeryüzünde fesad çıkarmak” ise, özet olarak, insanları İslâm ve Kur’an’dan uzaklaştırmaya çabalamak olarak ifade edilir. Ancak âyette “yeryüzünde” denilerek kapsamlı ifadenin kullanılışı, bozgunculuklarının insanlar arasındaki olayları aşıp diğer varlık ve çevrelerine uzandığına işaret etmek için olmalıdır.
Bunların, ellerindeki değer ölçüleri bozuktur. Çünkü insanın vicdanındaki ihlâs ve sırf Allah’ı amaç bilme ölçüsü bozulunca diğer ölçü ve değer yargılarının da bozulması kaçınılmazdır. Allah’a ihlâsla bağlı olmayanların kendi bozguncu davranışlarının farkına varmaları da söz konusu değildir.
Onların diğer bir özellikleri de halk kitleleri karşısında büyüklük taslamaları, kendilerini elit zümre olarak üstün görmeleridir. Onlar bu yolla halkın gözünde sahte bir mevki kazanmayı amaçlarlar.
Her insan aklını beğenip gittiği yolun doğruluğunu iddia eder. Sıra iddianın deliline gelince mü’minle kâfirin farkı ortaya çıkar. Mü’minin delili, aklının yanında, hatta önünde bulunan ve doğru bilgi kaynağı olan vahiydir. Kâfirler ise yalnızca beşerî bilgi kaynaklarıyla yetinirler. Beşerî bilgi kaynakları birçok konuda, tek başına doğruyu bulmaya, bilmeye yeterli olmadığından bununla yetinenler hataya düşer, yanlış yollara saparlar; ancak gerçeği bilmedikleri için kendi bildikleri ve yaptıklarının doğru olduğunu savunmakta ısrar ederler.
“Allah’ın emir ve nehiylerinin aksine hareket etmeyin!” denmişse buna riâyet etmeye mecburuz. Aksi takdirde kâfir ve fâsıklardan oluruz. Lanet bunlaradır. Bunlara rahmet olmayacak ve en kötü yer olan Cehennemi boylayacaklar. Dünyada bu kâfirlerin geçici olarak galipmiş gibi görünüp şişinerek dolaşmaları sakın sizi üzmesin. Allah onlara verdikleriyle tedrici olarak azapların en kötüsüne sürüklemektedir. Onlar yurtların en kötüsüne gidecekler.

06.02.2026
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon