Cumartesi, Haziran 22, 2024
Ana sayfa CUMA HUTBELERİ Hutbe: Cennete girmek kolay mı?

Hutbe: Cennete girmek kolay mı?

by İlkav Editor
337 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Cennete girmek kolay mı?
“Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü'minler, ‘Allah'ın yardımı ne zaman?’ diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı pek yakındır.”(Bakara: 214)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Zilkâde ayının 6’sı 1444/Cuma
Hutbemize konu olan bu âyette Rabbimiz bizlere şu uyarıları yapıyor: İslâm’ın tümünü yaşamadan, hayatınızın tümünde Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayıp, Allah’ın tüm emirlerini gerçekleştirmeden, yani tümüyle silme/İslâm’a girmeden Cennete girebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Cenneti kazanmak öyle kolay değildir. Hayatın tümünde Allah’ın kulu olup kulluk yolunda önümüze çıkabilecek tüm zorlamalara göğüs germeden, malı ve canı Allah yolunda fedâ etmeden, Allah’ın mal, can ve çocuklarımıza verdiği musîbetlere karşı sabretmedikçe Cennet kazanılamaz.
Yüce Allah ilk Müslüman cemaate böyle hitap ediyor, dikkatlerini kendilerinden önce yaşamış olan mümin cemaatlerin tecrübelerine ve seçilmiş kullarının eğitilmesine ilişkin ilâhî kanununa yani sünnetullaha yöneltiyor. O seçilmiş kullar ki, yüce Allah, sancağını onların ellerine veriyor, yeryüzünün halifesi olma emanetini, sistemini ve şeriatını omuzlarına yüklüyor. Bu hitap, aynı zamanda bu büyük görevi üstlenen, bu son derece önemli misyonu taşımayı seçen herkese yöneliktir.
Bu âyetin anlatmış olduğu tecrübe; köklü, düşündürücü ve ürkütücüdür. O dönemin peygamberi ile çevresindeki müminlerin sorusunu düşünelim. Bu soru hakka ulaştığı kesin olan bir peygamber ile kendi çevresindeki Allah'a inanmış kimseler tarafından soruluyor.
Soru, "Allah'ın yardımı ne zaman?" şeklindedir.
Bu soru bize böylesine hakka ulaşmış kalpleri sarsan sıkıntının çapını somut olarak anlatacak niteliktedir. Sözünü ettiğimiz soylu kalpleri baskısı altına alan sıkıntı tarif edilmez boyutlara ulaşmış ki, bu kalplerden "Allah'ın yardımı ne zaman gelecek?" şeklinde bir soru yükselmiştir. Kalpler, bu sarsıcı sıkıntı karşısında sebat ederek direnişini sürdürünce, Yüce Allah'ın va’di gerçekleşir ve yardımı imdada yetişiverir: "İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır."
Bu yardım onu hak edenler için hazır bekletiliyor. Fakat onu ancak sonuna kadar direnmeye devam edenler, sebat edenler hak edebilir. Sıkıntıya ve darlığa göğüs gerenler, sarsıntıya kapılmaksızın bu direnişi gösterenler, zulüm karşısında baş eğmeyenler, Yüce Allah'ın bu yardımını dilediği kimselere göndereceğine kesinlikle inananlar, hatta sıkıntı doruk noktasına ulaştığı anlarda bile yalnızca Allah'ın yardımını gözleyenler, başka hiçbir çözüme, Allah'ın katından gelmeyen herhangi bir desteğe kesinlikle ümit bağlamayanlar bu yardıma hak kazanabilirler. Zaten söz konusu yardım sadece Allah katından gelebilir.
İşte müminler bu kesin direniş sayesinde buna lâyık olur ve Cennet'e girerler. Cihaddan, imtihandan, sabırdan, sırf Allah'a yönelmekten, O'nun dışındaki her şeyle ve herkesle bağını kopardıktan sonra gelen bir hak ediştir bu. Mücadele sırasında gösterilen bu sabır; vicdanlara güç verir, onları potasında eritip arındırır, inanca derinlik, güçlülük ve canlılık bağışlar.
Bunun sonucu olarak o inanç sistemi, düşmanlarının gözünde bile parlak görünür. O zaman söz konusu düşmanlar akın akın Allah'ın dinine girerler. Bu, dün olduğu gibi bugün de daha yolun başında taraftarlarının birçok eziyetle karşılaştığı her hak davanın karşılaşacağı bir sonuçtur. Öyle ki, bu taraftarlar karşılaştıkları eziyetlere sabırla katlandıklarında daha önce kendileri ile savaşan düşmanlarının saflarına katıldıkları, en şiddetli hasımların ve katı inatçıların kendilerini desteklemeye yöneldikleri görülür. Üstelik böyle bir şey olmasa bile aslında bundan daha önemlisi meydana gelir.
Hücuma uğrayan çağrının taraftarlarının ruhları bütün yeryüzü güçlerinin, bu güçlerin şerlerinin ve fitnelerinin üzerine yükselir. Bu ruhlar rahat ve refah düşkünlüğünün, son olarak da yaşama hırsının tutsaklığından kurtulur. Bu kurtuluş bütün insanlık hesabına bir kazanç olduğu gibi dünyaya ve sıkıntılarına tepeden bakma yolu ile bu sonuca ulaşmış olan ruhlar hesabına da bir kazançtır. Öyle değerli bir kazanç ki, Allah'ın yüce sancağını yükseklerde dalgalandırma görevini, O'nun emanetini, dinini ve şeriatını üstlenmiş olan müminlerin çekmiş oldukları bütün acılardan ve sıkıntılardan daha ağır basar.
Bu kurtuluş, sahibini son çözümde Cennet hayatına lâyık hâle getirecek faktördür. İşte yol budur. Yüce Allah'ın gerek ilk Müslüman cemaate ve gerekse her kuşaktan Müslümanlara anlattığı gibi yol budur. Yani iman ve cihad, sıkıntı ve meşakkat, sabır ve direnme ve sırf Allah'a yönelme yolu… Arkasından zafer ve daha sonra da Cennet mutluluğu gelir.
26.05.2023
Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon