Cumartesi, Eylül 19, 2026
Ana sayfa CUMA KONFERANSLARI Ayan; Rabbim Allah deyip istikâmet üzere olmak, Kur’an’ın yolunda olmak demektir

Ayan; Rabbim Allah deyip istikâmet üzere olmak, Kur’an’ın yolunda olmak demektir

by İlkav Editor
5 👁
A+A-
Reset

Ayan; Rabbim Allah deyip istikâmet üzere olmak, Kur’an’ın yolunda olmak demektir

Emrullah Ayan, İLKAV Cuma Konferansında,
“İstikamet Üzere Olmak” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Cuma Konferansında bu hafta “istikamet” kavramı üzerinde duruldu. Konferansta istikamet üzere olmanın anlamı, Müslümanın düşünce, davranış ve ibadetlerinde doğruluk ve dengeyi gözetmesi gerektiği âyetler ışığında anlatıldı. İstikametin yalnızca doğru bir yolda bulunmak değil, hayatın bütün alanlarında Allah’ın emirlerine uygun hareket etmek anlamına geldiği vurgulandı.
Konuşmacı, istikamet kelimesinin sözlük anlamının düzgün ve doğru bir yolda olmak olduğunu belirtti. Kur’an’da “sırat-ı müstakim” şeklinde ifade edilen bu kavramın, İslâm’ın dosdoğru yolu olduğunu ifade ederek Müslümanın din ve dünya işlerinde doğruluk, dürüstlük ve dengeyi gözetmesi gerektiğini dile getirdi.
İstikametin insanın yaratılışıyla da bağlantılı olduğuna dikkat çekilen sohbette, Allah’ın insanı dengeli ve düzenli bir şekilde yarattığı, bu nedenle insanın da fıtratına uygun bir hayat sürmesi gerektiği belirtildi. İstikamet üzere olmanın yalnızca belirli bir dönemle sınırlı olmadığı, mü’minin hayatının sonuna kadar imanını ve doğruluğunu koruması gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda Âl-i İmrân: 102 ve Hûd: 112. ayetlerine atıfta bulunularak, Allah’ın emrettiği şekilde dosdoğru olmanın önemine değinildi.
Konuşmada, istikametin ibadetlerle ilişkisi üzerinde de duruldu. Namaz, oruç ve diğer ibadetlerin yalnızca şeklî olarak yerine getirilmesinin yeterli olmadığı, bu ibadetlerin insanın ahlâkına ve günlük yaşamına yansıması gerektiği vurgulandı. Namazda tadil-i erkâna riayet edilmesi, orucun ise kişiyi yalan ve kötülüklerden uzaklaştırması gerektiği ifade edildi. Ankebût: 45. ayete işaret edilerek namazın insanı hayâsızlık ve kötülükten alıkoyan temel bir yönünün bulunduğu hatırlatıldı.
Ayrıca Kur’an ve sünnetin mü’minin hayatındaki belirleyici rolü ele alındı. Mü’minin kendi arzularını, toplumsal baskıları veya grup bağlılıklarını Allah’ın hükümlerinin önüne geçirmemesi gerektiği belirtildi. Ahzâb: 36. âyeti üzerinden, Allah ve Resulü bir konuda hüküm verdiğinde iman edenlerin kendi tercihlerini bu hükme göre düzenlemeleri gerektiği anlatıldı.
Kur’an’ın anlaşılması için gayret gösterilmesi, farklı meallerin karşılaştırmalı olarak okunması ve kişisel düşüncelerin Kur’an’a dayatılmaması gerektiği üzerinde duruldu.
Sohbette istikamet sahibi olmanın yalnızca kişinin kendi hayatıyla sınırlı olmadığı da vurgulandı. Aile, akraba, komşu ve iş çevresindeki insanların da istikâmete davet edilmesi, iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma sorumluluğunun yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu görev yerine getirilirken sabır, metanet ve güzel bir üslup benimsenmesinin önemine dikkat çekildi. Peygamberimizin tebliğ sürecindeki sabrı ve insanların hidayeti için gösterdiği hassasiyet örnek olarak aktarıldı.
Sohbetin sonunda istikametin, hayatı Allah’ın rızasına uygun şekilde sürdürüp iman, ibadet, ahlâk ve toplumsal ilişkilerde doğruluktan ayrılmamak olduğu vurgulandı. Mü’minlerin hayatlarını sorgulamaları, Allah’ın emirlerine hassasiyet göstermeleri ve sırat-ı müstakim üzere yaşamaya gayret etmeleri gerektiği ifade edildi.
Konuşmacı, sohbetini Allah’tan Müslümanları istikamet üzere sabit kılması ve doğru yoldan ayırmaması yönündeki duasıyla tamamladı.

Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar