Ayan; Doğru Allah tasavvuru vahiy ve tevhid bilinciyle oluşur
Emrullah Ayan, İLKAV Cuma Konferansında, “Doğru Allah Tasavvuru” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.
İslâm’da doğru Allah tasavvurunun önemine dikkat çekilen konferansta; cehaletin, geleneksel kabullerin ve zanların yanlış inançların oluşmasındaki etkisi ele alındı.
Sohbette, yanlış Allah tasavvurunun temelinde İslâm’ın, Kur’an’ın ve Rasul (S)’in yeterince tanınmamasının bulunduğu ifade edildi. Cehaletin yalnızca okuma yazma bilmemek anlamına gelmediği, asıl problemin vahiyden uzak kalmak ve dini doğru kaynaklardan öğrenmemek olduğu vurgulandı.
Geleneklerin zamanla dinin önüne geçebildiğine dikkat çekilen konuşmada, atalarından veya bazı dinî şahsiyetlerden duyduklarını sorgulamadan doğru kabul eden anlayış eleştirildi. “Biz atalarımızdan böyle gördük” yaklaşımının, Kur’an’ın eleştirdiği atalar dini anlayışını beslediği belirtildi. Yanlış inançların düzeltilmesinde temel ölçünün gelenekler değil, Kur’an olması gerektiği ifade edildi.
Doğru Allah tasavvurunun tevhid inancıyla mümkün olabileceği belirtilerek Allah’ın zatı ve sıfatları bakımından eşsiz ve tek olduğu hatırlatıldı. Şûrâ: 11’deki “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” hükmüne dikkat çekilerek Allah’ın insan veya başka herhangi bir varlık gibi düşünülmesinin tevhid anlayışına aykırı olduğu dile getirildi. Haşr: 23 ve 24. âyetleri çerçevesinde Allah’ın isim ve sıfatlarının, O’nu doğru tanımada temel kaynak olduğu vurgulandı.
Konuşmada, Allah’ın yaratıcı, rızık ve şifa veren ve her şeyi bilen olduğu hatırlatılıp bu sıfatların günlük hayattaki karşılıkları üzerinde duruldu. İnsanların rızık konusunda işverenlerini, şifa konusunda doktorları veya başka varlıkları mutlak güç sahibi gibi görmelerinin inanç açısından ciddi bir sorun oluşturabileceği belirtildi. Sebeplerin önemli olduğu ancak gerçek kudretin ve hükmün Allah’a ait olduğu ifade edildi.
Tevekkül konusuna da değinilen sohbette, tevekkülün çalışmadan ve gerekli tedbirleri almadan beklemek olmadığı anlatıldı. Hz. Peygamber’in, devesini serbest bırakarak Allah’a tevekkül ettiğini söyleyen kişiye, “Deveni sağlam bağla, sonra tevekkül et” şeklindeki tavsiyesi hatırlatıldı. Mü’minin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdikten sonra sonucu Allah’a bırakması gerektiği vurgulandı.
Allah’ın mü’minlerin velisi ve koruyucusu olduğu belirtilerek gerçek güven ve dayanma merciinin yalnızca Allah olması gerektiği ifade edildi. Dua ve ibadetin de yalnız Allah’a yöneltilmesi gerektiğine dikkat çekilerek Fatiha suresindeki “Yalnız sana kulluk eder ve yalnız Senden yardım dileriz” âyeti hatırlatıldı.
Sohbet sonunda şirke götüren başlıca sebepler sıralandı. Aklı kullanmamak, vahiyden uzak kalmak, Allah’ı yaratılmışlara benzetmek, heva ve heveslere uymak, ataların yanlışlarını sorgulamadan benimsemek, kibir, dünya nimetleriyle şımarmak ve şeytanın vesveselerine kapılmak bu sebepler arasında gösterildi.
Konuşma, doğru Allah tasavvurunun zanlarla, geleneksel kabul ve şahsî yorumlarla değil, Kur’an’ın rehberliğinde oluşturulması gerektiği vurgusu ve gerçek imanın yalnız sözlü bir inançtan ibaret olmadığı, salih amellerle desteklenmesi gerektiği hatırlatıldı.
Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.