Cumartesi, Ekim 17, 2026
Ana sayfa YazarlarEmrullah AYAN Hutbe: Mü’minler Allah’tan Başkalarını Velî Edinmez

Hutbe: Mü’minler Allah’tan Başkalarını Velî Edinmez

by İlkav Editor
11 👁
A+A-
Reset

Hutbe: Mü’minler Allah’tan Başkalarını Velî Edinmez

“Allah’tan başkasını velî edinenlerin durumu, kendi kendisine bir ev yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki evlerin en dayanıksızı da örümceğin evidir. Eğer bunu bilselerdi (başkasını velî edinmezlerdi.)” (Ankebût: 41)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Cemâziye’l-Evvel ayının 5’i 1448/Cuma

İnsanlar bu kâinattaki kuvvetler hakikatinden gafil yaşamaktadır. Böylece tüm kıymetleri yanlış değerlendirip tüm ilişkilere bozuk düşüncelerle yaklaşmakta, ellerindeki bütün ölçüler bozulmakta, nereye gittiklerini ve neyi iddia ettiklerini anlayamaz hâle geliyorlar. Bu durumdaysa iktidar ve idarelerin gücüne aldanıp yeryüzünde her şeye güç yetiren kuvvetin bunlar olduğunu sanmaktadırlar. Beşerî iktidar güçlerine boyun eğmelerinin kaynağı budur. Tabii tâğutların korkutma ve teşvikleriyle, onlardan duyulan korku ve ürkeklikle, eziyetlerinden korunmak veya gölgelerinde nefsî bir himaye sağlamak için onlardan razı olup çıkıyorlar.
İnsanları aldatan bir güç de ekonomik güçtür. Halkın ve hayatın kaderini bu gücün tayin ettiğini sandıkları için arzu ve korkuyla o tarafa yönelmektedirler. Büyüklenmek ve insanlara hükmetmek için mal toplamaya koşmaktadırlar.
Aldatan bir diğer güç ise bilimdir. Çünkü bilimi; güçlerin, zenginlik ve diğer imkanların kaynağı sanan insanlar vardır. Bilgi elde etti mi rahatça davranıp saldırabileceğini sanan insanlar… Bundan dolayı bu kimseler, mabetlerdeki abidlermiş gibi haşyet içinde bilime yönelirler. (Bilim Kutsal Bir İnektir-Anthony Standen)
Aldatan bir başka güç; ferdlerin, grupların ve devletlerin elinde bulunan zahiri güç ve imkanlardır. Bu yüzden de küçük-büyük tüm güçleri yaratan tek kudreti unutup hep bu gücün etrafında dolanırlar, tıpkı kelebeğin lamba veya ateşin etrafındaki uçarak dönüşü gibi… Ama bunlar, büyük kudreti, her şeye sahip, her şeye güç verip yönlendiren, eşyayı dilediği gibi ve dilediği yerde insanın hizmetine veren tek kudreti unutuyorlar. Cılız beşerî güçlere -ister bireylerin, ister grupların ve isterse devletlerin gücü olsun- sığınmanın, örümceğin ağına sığınması gibi olduğunu unutuyorlar. O örümcek ki, zayıf, önemsiz ve uyuşuk, himayesiz bir haşeredir. Ağı dayanıksız olduğu için korumasızdır. Yani Allah’ın himaye ve sığınağından ve O’nun sarsılmaz dayanağından başkasına sahip olmayan bir haşeredir: “Allah’tan başkasını velî edinenlerin durumu, kendi kendisine bir ev yapan örümceğin durumu gibidir. Halbuki evlerin en dayanıksızı da örümceğin evidir. Eğer bunu bilselerdi (başkasını velî edinmezlerdi.)” (Ankebût: 41)
İşte Kur’ân’ın, mü’minlerin kalbine yerleştirmek istediği mükemmel gerçek güç ve kâinattaki güçlerin tümünü kuşatan en büyük güç budur. Bu güç, dünyanın bütün zorba tâğutlarını İslâm cemaatine boyun eğdirip tâğûtî kale ve engellerin tümüyle yıkılmasını sağlayan güçtür. Bu mükemmel hakikat, ilk mü’minlerden herkesin ruhuna yerleşip gönüllerini kaplamış, kanlarına karışıp damarlarında dolaşmıştır. Bu, sadece dilde kalan bir kelime, tartışma götüren bir mesele de değildi. Çünkü insanın özüne yerleşmiş ve kendisinden başkası düşünülüp hayal edilmeyen apaçık bir hakikatti.
Şu halde tek güç, Allah’ın gücü ve tek velâyet de Allah’ın velâyetidir. Bunun dışında olanlarsa boş, sönük ve cılızdır. Böbürlenip büyüklense de, azgınlaşıp zorbalaşsa da, kapma, vurma ve sindirme yöntemlerine başvursa bile sönük ve cılızdır, tıpkı örümcek gibi… Çünkü, onların tüm gücü, örümceğin ördüğü ince ağdan oluşturduğu gücünden ileriye gidemez. 
“…Halbuki evlerin en dayanaksızı da örümceğin evidir…”
Değişik dünyevî güçlere karşı mücadele verirken fitne, eziyet, aldatma ve iğvayla karşılaşan dava adamları, bu mükemmel hakikati enikonu düşünmek ve bunu hiçbir zaman unutmamak zorundadırlar. Şu dünyevî gücün vurduğu, şunun ezdiği, şunun eğlenceye aldığı ve şunun da satın almaya çalıştığı dava adamları, bunu öncelikle anlamak zorundadırlar. Çünkü bu güçlerin hepsi, ilâhî hesapta ve akîdevî ölçüye göre örümceğin ince ağıdır. Tabii eğer akîde doğru bir şekilde benimsenmiş, güçlerin hakîkati anlaşılıp algılanabilmişse, takdir ve değerlendirme güzelce yapılmışsa… Öyleyse Allah kimin yanındaysa O’na zıt gidecek hiçbir şey olamaz. O’na zıt gitmeye çalışacak kim ve ne olursa olsun boştur, gerçek bir varlığı veya etkisi de yoktur.
“Allah dedi ki; Ben sizin yanınızdayım.” (Mâide: 12)

Allah’ın yanında olduğu biri yolunu asla şaşırmaz. Zira Allah’ın beraberliği, kişiye hem kâfîdir, hem de yol göstericidir. Allah kimin yanındaysa, onun sıkıntıya girip azgınlaşması mümkün değildir. Çünkü kişi, Allah’a yakınlığıyla huzur bulup mutlu olur. Ne var ki, Allah bu beraberliğini gerekli şart ve sebeplerinden kopuk bir macera, bir kayırma veya şahsî bir cömertlik meselesi haline getirmemiştir. Çünkü Allah’ın beraberliği; kendisine gereği gibi ibadet edip yolunu izleyen, nizam ve davasını yüklenenler içindir.
16.10.2026                                                                                                                                  Hazırlayan: Emrullah AYAN

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon