Tüfekçioğlu; Allah’ın dini anlatılınca zalimler rahatsız olmuyorsa orada büyük bir problem vardır.
Mutlu Tüfekçioğlu’nun sunumunu yaptığı İLKAV Cuma Konferansında, “Nuh (a.s)’ın Tebliğ ve Daveti” konu edildi.
Tüfekçioğlu, sunumunda şu konulara değindi:
– Nuh (a.s.) deyince; 950 sene toplumuna tevhidi anlatmış sonuçta bir gemiyi dahi kendine inananlarla dolduramadığını anlıyoruz. Nuh (a.s.)’ın sabrı, sebatı, dik duruşu ve tevhiddeki ısrarını görüyoruz.
– Bütün peygamberler aynı tevhid mesajıyla gönderilmişlerdir. Onlar ise buna karşılık “ilahlarınıza sahip çıkın” diyorlar.
– Nuh (a.s) şirkin, fitnenin, fücûrun olduğu bir ortamda 950 sene kavmine tebliğ ve davette bulundu. Bugünün davetçileri de bıkmadan, usanmadan tebliğ ve davetlerine devam etmelidir.
– Peygamberler toplumlarına korkunç sonu haber vermek ve bu sondan tevhidî akîde ile korunmayı tebliğ etmişlerdir.
– Nuh (a.s) kavmine: “Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah’a karşı gelmekten sakınıp bana itaat edin. Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.” (Şuarâ: 107-109) diyerekonları uyarmıştı. Yani, tebliğ ve davet apaçık yapılıp hiçbir ücret ve makam-mevki beklememek esastır.
– Allah’ın dini anlatılırken zalimler rahatsız olmuyorsa orada büyük bir problem vardır.
– “Nûh, dedi ki: ‘Rabbim! Gerçekten ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim. Fakat benim davetim ancak onların kaçışını artırdı. Kuşkusuz sen onları bağışlayasın diye kendilerini her davet edişimde parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, inanmamakta direndiler ve büyük bir kibir gösterdiler.” (Nûh: 5-7)
Yani, Nuh (a.s) her zaman ve şekilde, bıkıp usanmadan anlatmaya devam etmişti. Biz de öyle gece-gündüz, gizli-açık tebliğ ve davet etmeli, bu konuda çalışmalarımızı artırmalı, her fırsatı değerlendirmeliyiz.
– “Dedim ki: ‘Rabbinizden bağışlama dileyin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’ ” (Nuh: 10)
Bizler de davette insanlara bu usulle gitmek durumundayız. Her tür kötü günahı bağışlayıcıdır, söylemiyle gitmeliyiz.
– İnsanlar bugün davetçilerden kaçıyorlarsa, buradaki sorunun nereden kaynaklandığını tesbit etmemiz lazım. Eğer bizden kaynaklanıyorsa, bu konuda kendimize çeki düzen vermeliyiz. Muhatap kitleden kaynaklanıyorsa tebliğ ve davete devam etmeliyiz. Onlar zorba ve zalimlerin yoluna uyabilirler.
– Şirk toplumlarının tevhide davet edilmelerine karşılık; “Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğûs’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.’ ” (Nuh: 23)
Bu ilahlar bugün neyin karşılığıdır? Bunun tesbitinin yapılarak topluma ona göre muamele edip tebliğ ve daveti ulaştırmalıyız. Bugün kurulu şirk sisteminin tekerine çomak sokmadan tebliğ ve davet olur mu? Toplumlar, yüce gördüklerini putlaştırıp ilahlaştırıyorlar. Çünkü siz şirkten rahatsızsınız, onlarsa tevhidden rahatsızlar.
Nuh (a.s)’ın 950 sene davetine karşılık putlarına sarıldılar. Sürecin sonunda Nuh (a.s) bir gemiyi dolduramadı. Toplumun tercihi şirk ve tuğyan oldu. Ama Nuh (a.s) görevini hakkıyla yerine getirdi. Bize düşen de; Nuh (a.s) ve onun gibi bütün peygamberlerin yaptığı, görevimiz olan tebliğ ve davetimizi hakkıyla yapıp toplumu tercihiyle baş başa bırakmaktır.
Konferansın videosu istifadenize sunulmuştur.