Hutbe : Yeryüzünün fesada verilmesi ya da korsanlık
“Onlara: ‘Yeryüzünde fesad çıkarmayın’ denildiğinde: ‘Biz sadece ıslah edicileriz’ derler.İyi bilin ki, asıl bozguncular kendileridir, lâkin farkında değillerdir.” (Bakara: 11, 12)
Kıymetli Mü’minler bugün Hicri Recep ayının 27’si 1447/Cuma.
Hutbemiz zalimce ve cesurca yeryüzünde fesad çıkaranlar ve bunu ıslah olarak gören zihniyet ve bu yapılanlara sessiz kalanlara dair olacak inşâAllah.
Son günlerde tüm dünya ABD tarafından gerçekleştirilen devlet terörüne tanıklık etti. Bu durum Türkiye dahil tüm dünya da şaşkınlıktan mı yoksa kölelikten mi olacak ki, ciddi bir tepki ve karşılık görmedi. ABD tüm dünyanın gözüne baka baka bağımsız bir ülke olan Venezuella’ya haydutça bir operasyon ile devlet başkanı Maduro’yu kaçırıp tutukladı. Dünya bunu sanki ABD yapımı bir Hollywood filmi izler gibi izledi. Neymiş efendim; Venezuella ve dolayısıyla Maduro dünya uyuşturuşu sevkiyatında ve petrol rezervinde önemli bir paya sahipmiş. Mesele petrol, para ve menfaat olunca batının hırsızları eliyle kurulan ABD ve dolayısıyla Trump hemen oraya sözüm ona insan hakları, adalet, ve demokrasi götürmek için bir operasyonla Maduro’yu kaçırıp etkisiz hale getirdi. Geçmişte Irak, Afganistan, Libya gibi ülkelere demokrasi götürdüğü gibi…
Bugün de İran için benzer şeyler düşünüyor. Tüm dünya sırada hangi ülke var diye şaşkın şaşkın olayları izliyor. ABD tüm bunları yaparken çağdaş, medeni ve demokrat dünyadan hiçbir tepki gelmemekte, Nato ve BM gibi kuruluşlar da zaten ABD’nin arka bahçesi olunca kim ne diyebilir ki? ABD ve onların ataları batılıların geçmişten günümüze zaten sabıkaları hep böyle değil mi? Ama onlara göre hep İslâm bedevî ve çağdışı Müslümanlar da İslamcı terörist.
ABD ve Batının sömürü hikayesi bugünlerde yaşananlarla sınırlı değildir. Ta 15. Yüzyıla dayanmaktadır. İngiltere ve Fransa vb. ülkeler o yıllarda altın, baharat, toprak ve ucuz iş gücü uğruna kıtaları talan etmiş yerel halkları da köleleştirmişlerdir. Bu süreçte medeniyet değil yağma taşınmıştır. Bugün medeniyet diye sunulan ABD ve batı ülkelerinin refahı Afrika’nın kanı, Asya’nın gözyaşı, Amerika yerlilerinin yok edilişi üzerine kurulmuştur. Kısaca ABD’nin başını çektiği bu emperyal işgal düzeni Vietnam’da milyonlarca insan napalm bombalarıyla yakılmış, Hiroşima ve Nagazaki’de yüz binlerce sivil bir anda yok edilmiştir. Ortadoğu’da ise petrol uğruna ülkeler parçalanmıştır. 19. yüzyılda “kader manifestosu” adı altında Kızılderili halklar topraklarından sürülmüş katliamlara maruz kalmış bir halk sistematik biçimde yok edilmiştir. Yakın tarihte ise Latin Amerika ABD destekli darbelerin ve askeri müdahalelerin laboratuarı haline gelmiştir. Şili’de Alende devrilmiş, Guatemala’da hükümetler yıkılmış, Nikaragua ve El-Salvador kanlı iç savaşlara sürüklenmiştir. Suçları neydi bu ülkelerin? Kendi kaynaklarını kontrol etmek istemeleri ve ABD çıkarlarına ve politikalarına teslim olmamalarıydı.
1.Dünya savaşı sonrası çizilen yapay sınırlar, etnik ve mezhebî fay hatlarını derinleştirmiştir. Irak’ın 2003’te işgali, “kitle imha silahları” yalanıyla meşrulaştırılmış milyonlarca insanın ölümü ile sonuçlanmıştır. Kitle imha silahları bulunamamış ancak yıkım kalıcı olmuştur. Afganistan’da 20 yıl süren işgal “terörle mücadele” söylemiyle sunulmuş geride yoksulluk, istikrarsızlık ve travma bırakılmıştır. Libya da “insânî müdahale” adı altında bir devlet çökertilmiştir. Bugün hâlâ süren kaos bu müdahalenin mirasıdır.
Son yıllarda artık ABD’nin sömürünün şekli değişmiş, askerî işgaller yerini ekonomik bağımlılığa bırakmış çok uluslu şirketler, madenler ve doğal kaynaklar üzerinde hakimiyet kurmuştur. Artık ekonomik sömürü, kültürel tahakküm, medya ve algı operasyonları şeklinde toplumlar kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Borçlandırma ve ambargo modern sömürünün yeni adlarıdır. Meydana getirilen fakirliğin sebebi ise, tembellik değil sistematik olarak uygulanan yağma düzenidir. Ortadoğu’da ise yıllardır ABD ve batılıların desteği ile kurdurulan siyonist terör devleti eliyle bölge insanlığı zulme ve fesada maruz bırakılmaktadır. ABD Filistin ve Gazze’yi İsrail’in güvenliği ve bölge insanlarını da terörist olmakla veya teröre destek vermekle suçlayıp bölgenin işgaline destek vermekte ve on binlerce masum insanın çoluk-çocuk kadın, yaşlı demeden katledilmesine göz yummaktadır. Sözde birkaç aydır devam eden ateşkes; siyonistlerce yüzlerce defadır figüran nev’inden garantör devletlerin elbette başta ABD’nin görmezden gelmesi ile ihlal edilmektedir. Günlük 500 civarında yardım tırının da geçişi terör ve işgal devleti eli ile engellenmektedir. Bölgede hâlâ insanlar derme çatma çadır ve yıkıntılarda bu kışın zor şartlarına rağmen hayatlarını devam ettirmektedirler. Buna yaşamak denirse. Tüm bu yaşananlar ve yaşattırılanlar sömürgeci ABD ve temsilcilerinin dünya insanlarına ve Müslümanlarına bakışı. Onlar için kendilerine hizmet etmeyenlerin ve köle olmayanların yaşama hakkı yoktur. Ve sözde Müslüman kimlikli kimileri de hâlâ bunlardan insanlık ve medeniyet beklemektedirler. Rabbimiz yüzyıllar öncesinden kıyamete kadar geçerli olan bir ilkeyi özellikle Müslümanlara hatırlatmaktadır. Büyük şeytan ABD ve yandaşları yalan söylemekte ve tüm insanlığı aldatmaktadırlar. Âlemlerin Rabbi, Rahman olan Allah ise doğruyu söylemektedir.
“Ey iman edenler! Yahudî ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli edinirse şüphesiz o da onlardandır. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51) Ve bizlerin son sözü de; Allah bize yeter, O ne güzel vekildir! Ne güzel velidir! Olsun inşâAllah.
16.01.2026
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU