Hutbe: Yaşasın zalimler için Cehennem “…Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.”(Şuarâ: 227) Kardeşlerim, bugün Hicrî Ramazan ayının 17’si 1447/Cuma İLKAV’dan Küresel Korsanlar İsrail-ABD’nin İran Saldırısına Dair Kamuoyu Açıklaması Küresel sistemin en tepesinde olup enerji, silah, ilaç sanayi, teknoloji, medya ve finans kapital alanında dünyaya hükmedip halkları sömüren güç, siyonist sermaye sahipleridir. Bunların yönlendirdiği ABD ile Ortadoğu’ya istedikleri çeki düzeni verip siyonist amaçlarını gerçekleştirmek için bölgemize bıçak gibi sapladıkları İsrail ise, dünyada ve Ortadoğu’da korsanlıkla mazlum halklara soykırım yapmak, topraklarını işgal edip sömürmek ve siyonist amaçlar için yardımlaşan vampir devletlerdir. İkisi de mazlum halkların topraklarını işgal edip döktükleri kanlarını içerek kurulmuş ve köleleştirdikleri halkların kaynaklarını ve emeğini sömürerek güçlenen, sürekli yeni katliam ve kanla beslenen vampir devletlerdir. En son, yine yardımlaşarak Gazze’deki soykırımın mimarı vampirler, Yahudi ve Evanjelik Hıristiyan siyonizmini temsil eden ABD ve İsrail terör devletleri, bir süredir de İran’a yönelik tehditleri artırmakla meşguldüler. Filistin/Gazze’deki şanlı direnişin bölgemizdeki tek silah ve mühimmat destekçisi ve bölgedeki ülkeler içinde terörist işgalci İsrail’e ve hâmisi ABD’ye tek düşman olan İran’dan intikam alıp bölgeyi ele geçirme projelerinin tek engeli gördükleri İran’ı sindirip yok etmek istiyorlar. Siyonist Yahudi ve Hıristiyan sapkınlığın arz-ı mev’ud hurafesini gerçekleştirmenin önündeki tek engel İran’ı ezerek hedeflerine ulaşmak istemektedirler. On yıllardan beri, kitap, makale ve konferanslarımızda, haklı tespitlere dayanıp İslâm Cumhuriyeti adına yakışan âdil bir sistemi oluşturamamakla, mezhepçilik yaparak Şii-Fârîsi Ulus devlet olmayı aşamamakla ve sonuçta da bu akîdevî ve siyâsî sapma sebebiyle bölgedeki diğer halkların ve Müslümanların kanını dökmekle suçladığımız İran, bütün bunlara rağmen, bölgede emperyalizmin güdümüne girmeyen, ABD ve İsrail’e dost olmayan, Filistin direnişine gerçek anlamda tek destek olan ülke özelliğini de taşımaktadır. Türkiye başta olmak üzere, tüm bölge ülkeleri ABD dostu olup her birinde birden fazla ABD üssü bulunmakta, en fazla sayıda ABD üs veya tesisi ise Türkiye’de bulunmakta ve tüm bu üsler ABD ile İsrail’e hizmet etmektedir. Böyle bir bölgede, çocuk tacizcisi, gözü dönmüş Trump’ın yönetimindeki ABD ve işgalci İsrail, bölgeyi kaosa sürükleyip ele geçirme planlarının gereğini yapmak üzere İran’a füze saldırılarını altı gün önce başlattılar. İran’a yönelik bu saldırılarda, ilk vurdukları yerler, tıpkı Gazze’deki gibi, hastaneler, okullar ve sivillerin yaşadığı alanlar oldu. Başta Hamaney olmak üzere üst düzey isimleri de söz konusu saldırılarda katlettiler. Üstelik İran’ın liderini yanında çocukları ve torunlarıyla birlikte katlettiler. Bir ilkokula yaptıkları saldırıyla iki yüze yakın kız çocuğunu ve öğretmenlerini katlettiler. Gazze’de on binlerce çocuğu da katledip soykırım yapmayı kendileri için hak gören alçaklar, İran’daki çocukları katletmekten kaçınmadılar. Onları destekleyen sözde insan ve çocuk hakları savunucusu hayvandan aşağı Batılı yönetim ve işbirlikçileri, bu büyük vahşeti de tıpkı Gazze soykırımı gibi sadece seyrettiler. ABD üslerine ev sahipliği yapmak İran’da yapılan katliamlara ortak olmaktır. Bu sebeple, İran’a bölgedeki tüm üs ve radar tesislerini de kullanarak saldıran ABD emperyalizmi ve işbirlikçisi İsrail ile destekçileri; İngiltere, Almanya, Fransa vb. zalimler kadar bunlara ait bölgedeki üs ve tesisler de İran’ın kendini savunma hakkından payını almayı hak etmektedirler. Açıkça ortaya çıkmıştır ki, hukuk ve ahlâktan uzak, nefsini ilah edinip aşağılık konumlara sürüklenmiş Batılı yönetimler ve kadroları, siyonist tuzaklara kolayca düşmüşlerdir. İşte ABD, Batı ve işbirlikçi rejimleri, çocuklara cinsel tacizde bulunma sapkın eğilimleri sebebiyle, Epstein dosyalarıyla siyonistler kuşatmıştır. Sonuçta, BM ve AB’nin içi boş kurumları, seküler değerleri ve kokuşmuş sistemleri, siyonistlere hizmet ediyor. Bu yüzden ABD ve Siyonist barbarlar bu katliamları, kimsenin hesap sormayacağından emin, uluslararası hukuka hesap vermeyecekleri bilinciyle daha rahat yapıyorlar. İşte Yahudi ve Hıristiyan siyonizminin bu kadar cüretkârca cânileşmesini kolaylaştıran da, dünyaya egemen hâle gelen ve fıtratını bozup insanı vahşileştiren bu ahlâksızlık ve hukuksuzluk zeminidir. ABD ve özellikle de ahlâk ve hukuk yoksunu Trump’ın sınırsız desteği olmasa İsrailli Nazi Netanyahu bu kadar azgınlaşma cesaret ve gücünü kendinde bulamaz ve bu derece azgınlaşamazdı. Üstelik her ikisi de, bulundukları konumu ve hedefledikleri plan ve projeleri kutsallaştıran hurafelere de inanmakta ve çevrelerini de bu pislik inançlarına ikna etmeye çalışıyorlar. Yaptıkları katliam ve soykırımlarının haklılığını(!) muharref kitaplarına dayandırmakta, sivilleri, çocukları katletmeyi bile inandıkları tanrılarının emrettiğini iddia edecek kadar zillete sürüklenmişlerdir. Bu iki sapkın liderliğindeki iki haydut devlet, İsrail ve ABD’nin uçakları, Irak ve Suriye dahil, Körfez Arap ülkelerinin hava sahalarından geçip İran’ı vurdu. Tüm dünya savaş suçları konusunda sınır tanımaz sapkınlığın dünyayı adım adım dünya savaşına sürüklediğini izliyor. Kendisine dünyaya barışı getirecek bir kurulun başkanı payesini veren Trump’ı dost kabul edip onun teşkil ettiği kurula katılan tüm bölge ülkeleri onun işgal, savaş ve katliamlarına da destek olma konumuna düştüler. Üstelik bu sözde “Barış Kurulu”na soykırımcı Netanyahu ile Erdoğan da çağırılmıştır. Bu kurula katılan bölge ülkelerinin çoğunda da katil terör devleti ABD ve Batı emperyalizminin kanlı ordusu NATO’nun üsleri bulunuyor. Gazze’de soykırımı hak gören bu sapkınları destekleyen zihniyetle bugün İran’ı bombalayan zihniyet aynıdır. Gücü hukuk yerine koyan bu anlayış, dünyayı kuralsız hâle çevirmiştir. Nükleer silahı kendine sınırsız meşruiyet tanıyıp başkasına mutlak yasak dayatan çifte standartlı sistem işletiliyor. “Benim silahım caydırıcıdır, seninki tehdittir” diyen kibirli bir düzen vardır. Soykırımcı, katliamcı olarak tanımlanıp uygulanmasa da Uluslararası Mahkemelerce hakkında tutuklama kararı olan Netanyahu nükleer silaha sahip olduğu, destekçisi ABD milyonlarca insanın katili olup Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak bir milyona yakın mazlum insanı birkaç günde katledecek kadar vahşi olduğu halde ve onlarda nükleer silah varken, nükleer silahı olmayan, bu silahı edinmeyi inancı gereği gündemine almadığını açıklayan İran’ın sivil amaçlarla nükleer enerji üretmek istemesine tahammül etmiyorlar. Bu iddiayla iki terörist ABD ve İsrail, İran’da katliam yapma hakkını kendilerinde görüyor. Bu süreçte müttefikleri Fransa, nükleer silah kapasitesini arttırma kararı aldığını, Polonya, nükleer silah üretme kararı açıklarken bunlara susup hakları gördükleri halde, bu silahı elde etmeyeceğini açıklayan İran’a saldırıp katliam yapanlar insanlık düşmanı alçaklardır. ABD ve Batılı ortakları ile kanlı katil orduları olan NATO’nun yıllardır “özgürlük, demokrasi” söylemiyle yürüttükleri yıkıcı müdahalelerin bedelini bu coğrafya ağır ödedi. Irak yerle bir edildi, Afganistan’da nesiller kaybedildi, milyonlarca masum katledildi, onların desteğiyle Filistin’de yüz binlerce masum katledilip soykırımlar işlendi. Tüm bu coğrafyada Milyonlarca insan hayatını kaybetti, milyonlarcası yerinden edildi. Bu zorba siyaset, uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda eğip bükmeyi alışkanlık hâline getirmiştir. Bugün bölgenin ateşe verilmesi yalnız komşu ülkeleri ilgilendiren bir mesele değildir. Unutulmamalıdır ki bu yangının hedefinde bölgenin tamamı vardır. Coğrafyamız üzerinde yürütülen her kirli senaryo, uzun vadede yaşadığımız ülkeyi de kuşatıp zayıflatma stratejisinin bir parçasıdır. Bu saldırılar, bölgeyi zayıflatma ve parçalayıp yönetme stratejisinin devamıdır. Yaşadığımız ülkedeki ABD ve NATO üs ve tesisleri ile özellikle de İncirlik ve Kürecik Radar Üssü, ABD, İngiltere ve Fransa üzerinden dolaylı olarak siyonizme de hizmet eden bir rol oynamaktadırlar. Bu durum bölgemiz için açık bir güvenlik tehdidi oluşturuyor. Bu sebeple söz konusu üsler ABD ve NATO’nun elinden alınıp ABD ve NATO bu ülkeden defedilmelidir. Mü’minler olarak imanımızın bize yüklediği adil şahidlik sorumluluğumuz gereği, bugün İran’a yönelen bu ABD-İsrail saldırısına suskun kalmamalıyız. Zalim, terörist, siyonist Yahudi-Hıristiyan koalisyonu, Batı destekli ABD-İsrail ordularının İran’a alçak saldırısını protesto ediyor ve mazlum İran halkının yanında yer aldığımızı ilan ediyoruz. “YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM”