Cuma, Mart 20, 2026
Ana sayfa HABERLER İLKAV’da Ramazan Bayramı namazı kılındı ve bayramlaşma yapıldı

İLKAV’da Ramazan Bayramı namazı kılındı ve bayramlaşma yapıldı

by İlkav Editor
7 👁
A+A-
Reset

İLKAV’da Ramazan Bayramı namazı kılındı ve bayramlaşma yapıldı

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı-İLKAV konferans salonunu sabahın erken saatlerinde dolduran mü’minler bayram namazını kıldıktan sonra samimi bir şekilde bayramlaşma merasimi yaptılar. 

Bayram namazı öncesi Emrullah AYAN; “İbadetler ve Hayatı İbadet Kılma Sorumluluğumuz” başlıklı bir sunum yaptı.~~51.5“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zâriyât: 56)
âyeti çerçevesinde; “Allah, sizi yarattıktan sonra hükümler verir. Bunlar bilinen ibadetlerden başka şeylerdir. Tüm yaşayışınız boyunca Allah’ın emir, hüküm ve bildirdiklerine bağlı olup hiçbir zaman başıboş olamayacaksınız. İstediğinizi yapamayacak, bildiğinizi okuyamayacaksınız. Hareketinizi Allah’ın kararlaştırdığı şekil ve ölçülere göre ayarlayacaksınız. Tüm iş ve davranışlarınız, Allah’ın gösterdiği usule uyacaktır. Böyle yaptığınızda yaşayışınız kendiliğinden tümüyle ibadet olur. Yaşadığınız zaman, uyumanız bile ibadet olur. Yiyip içmeniz, yürümeniz, gezip dolaşmanız, konuşmanız ibadettir. Çocuğunuzu sevmek dahi ibadettir. İnsanların dünya işi dedikleri işlerin hepsi de ibadet olur.” değerlendirmesiyle ibadetin kapsamını çizdikten sonra; madem ibadet budur, öyleyse namaz, oruç, hac v.b. nedir? sorusunu şu şekilde cevapladı:

Allah’ın size farz kıldığı bu ibadetlerden maksat; hayatın her alanını kuşatan ibadet için sizi hazırlamaktır.Bu ibadetler hazırlık ibadetlerdir. Hayatınız boyunca devam edecek ibadete hazır olasınız. Daima ibadet halinde olmak için hazırlanasınız. Günde beş vakit namaz kılarken hep Allah kulu olduğunuzu hatırlayasınız diye Allah size beş vakit namazı farz kılmıştır. Size senede bir ay oruç farzdır, bu da sizi kulluğa hazırlamak içindir. Size zekât vermenizi hatırlatmıştır ki, siz kazanmış bulundunuz, mal sizin değildir, Allah, size ihsan etmiştir. Bunun için siz, sizin olmayan bu malı kuralsız bir şekilde harcayamazsınız.
Ardından şu konuları gündeme getirerek açıklamalarda bulundu:
Ramazan’da kazandığımız güzellik ve hassasiyetleri hayatın tümüne şâmil kılmalıyız . 
Yaptığımız her işte Allah’ı hesaba katmalıyız. İşte bu şekilde yapılan her amel ibadet olur, tevhidi tavır ve yaşayış olur.
İbadetlere alışmak doğru değildir. Mesela, namaz kişiyi kötülüklerden alıkoymuyorsa o namaza alışılmış ve bilinç dışlanmış demektir. 
İnsanlar Allah’ı hayatlarına karıştırmıyorlar. Ekonomi, hukuk, eğitim ve sosyal hayatı kendi istedikleri gibi düzenlemek istiyorlar. Bunlar heva ve heveslerini ilah edinerek Allah’a şirk koşuyorlar.
“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü’min erkek ve mü’min kadın için kendi işlerinde tercih hakları yoktur. Kim Allah’a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır.” (Ahzâb: 36)
Hayatımız bir ibadettir. Hayatın her evresinde sahte bir ilah ile karşılaşılabiliyor. O yüzden hayat, bu ilahlık taslayanlardan kaçınıp çok itinalı bir kararlılık gerektirir.
Eğer mü’min isek, hayatımızı Allah belirliyor demektir. Değilse hayatımızda kim belirleyiciyse o ilah oluyor demektir: “Allah’ı bırakıp hahamlarını; rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, tek olan Allah’a ibadetle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır.” (Tevbe: 31)
Bayram konuşmasından sonra Bayram hutbesini Hayati İSAOĞLU irad etti.
Hutbe: Sadece Ramazan’da değil her zaman Allah’a kulluk
~~15.99~
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقٖينُ.                   
“Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kulluk et!” (Hicr: 99) Kıymetli mü’minler bugün Hicrî Şevval ayının 1’i 1447/Cuma
Rabbimiz tarafından dünya Müslümanlarına Ramazan sonrası ikram edilen ve sürur günleri olarak idrak edilen Ramazan bayramı tüm Müslümanlara mübarek olsun. Dünya üzerinde zulmün ortadan kaldırılıp silmin hakim olduğu o güzel günlere hepimizi ulaştırsın. Her yıl aynı özlemimizi tekrar ediyoruz. Ancak biz Müslümanların  sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı bir türlü o beklediğimiz, özlediğimiz bayramlara ulaşamıyoruz.
2025 yılı Ramazan’ının üzerinden tam bir yıl geçti. Dünya Müslümanlarının genel haline baktığımızda; evvelki yıllardan devam edegelen Arakan, Doğu Türkistan, Keşmir, Yemen, Sudan ve Gazze de kardeşlerimize yapılan soykırım, katliam ve zalimliklerin yanı sıra bu yıl bir de İran ve Lübnan üzerine yapılan ABD öncülüğündeki batılı güçlerin, siyonistlerin ve körfez ülkelerinin destek verdiği ve yaklaşık 3 haftadır devam eden çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden tüm coğrafyanın hedef alındığı ve dünya insanlığının seyretmek sureti ile sessiz destek verdiği bir terörü  yaşadığımızı görürüz. Hem de Ramazan gibi Müslümanlar açısından anlamlı ve önemli bir ay içinde bölge insanlarının iftar sofraları bombalarla füzelerle vuruldu. Onlar bu yalnızlığı yaşarken dünya Müslümanlarının(!) bir kısmı da manda kaymaklı, mükellef sofralarda iftar açmanın manevi (!) zevkini yaşıyordu. Bir yandan da televizyon ekranlarında kendileri gibi oruç tutan kardeşlerinin yuvalarına ve iftar sofralarına atılan bombaların görüntülerini izlerken belki biraz vicdanı sızlıyordu hepsi o kadar. Haber kanalları da bu katliamları uzman konukları ile değerlendirip reyting yapmanın derdinde idiler. Sonrasında teravihler, hatimler, Kadir gecesi kutlamaları, resmi makamlarca belirlenen ve cepleri fazla yakmayan yardımlarla tatmin olmalar. Bu yıl da ümmetin genel hali evvelki yılları aratmayacak bir durumda…
Ümmet olarak neden bu haldeyiz, bu her Müslümanın sorup cevabını bulması gereken bir soru? Bu sorunun cevabı elbette bir iki cümle ile verilebilecek bir cevap değildir. Ancak şu kadar ifade edebiliriz ki; Rabbimiz  “Hep birlikte Allah’ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah’ın size olan nimetini anın.” (Âl-i İmrân: 102)
“Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka velîniz yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.” (Hûd: 113)
“Ve rasul dedi ki: “Ey Rabbim! Doğrusu kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş halde bıraktılar.” (Furkan: 30)
“Hani onlar kavimlerine; ‘Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi inkâr ettik ve siz Allah’a tek olarak iman edinceye kadar bizimle sizin aranızda ebedî düşmanlık ve kin belirmiştir.’ demişlerdi.” (Mümtahine: 4)
“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridirler. Sizden kim onları veli edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.” (Mâide: 51)
“Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır. Kim Tağut’u inkar edip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur.” (Bakara: 256)
Meallerini verdiğim şu birkaç âyeti Müslümanlar gereği gibi anlasalar bugün birçok şey değişir ve Rabbimizin müjdesini verdiği o güzel günlere ve bayramlara ulaşırız.
Her şeye rağmen elbette bayramlar bizim bayramlarımızdır. Çerçevesini de Rabbimiz belirlemiştir. Bayram muhabbettir, halleşme ve dertleşmedir. Bu vesileyle helâl-haram sınırları istikametinde ziyaretler, dostluklar oluşturulmalı, çocuklar sevindirilmeli, kimsesiz ve yoksullar ihmal edilmemelidir.
Ramazan vesilesi ile kazandığımız güzel hasletler mesela anlama ve yaşama amaçlı Kur’an tilavetleri devam ettirilmelidir. Özellikle nafile oruçlar ve teheccütler ihmal edilmemelidir. Rabbimiz sadece Ramazan ayının emredeni değil 365 günün, yani 7/24 zaman ve mekanın sahibi ve Rabbidir.
“De ki: ‘Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.’ ” (En’âm: 162) âyetinde işaret edildiği üzere Rabbimiz sadece caminin veya Ramazan’ın değil çarşı, pazar, okul, meclis, mahkeme, ev ve işyerlerinin de Rabbidir. Böyle olmayan anlayış ve yaşantılar Allah’ın razı olacağı hayatlar değildir ve bu hali Rabbimiz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr olarak değerlendirmektedir. Kurtuluş için akledip fark ederek geçirilen bir Ramazan yetmez, hutbemin başında okuduğum âyette buyrulduğu gibi bir ömür yakîn gelene dek yani ölüm gelene kadar yalnız Allah’a kulluk etmek gerekir.
                                                             

Cemaat, bayramlaşma ve geleneksel olarak çocuklara verilen hediyelerden sonra dağıldı.

Ekitap için tıklayın

Yorum yazın

* Bu formu kullanarak girdiğiniz bilgilerinizin saklanmasını ve size ulaşım için kullanılabileceğini onaylıyorsunuz.

İLKAV


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı

Editör'ün Seçimi

Son Yazılar

İLKAV Teknik Komisyon