İLKAV’DAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA
“Yeni Türkiye”de “Yeni 28 Şubat” Zulmü Yaşanıyor
Ankara’da faaliyette olan,
· Akyurt’ta bulunan Akyurt Gençlik Kültür Merkezi Dayanışma Derneği,
· Yenimahalle’de bulunan Nasihat İlim ve Yardımlaşma Derneği,
· Etimesgut’ta bulunan Nebevi Davet İlim, Eğitim ve Yardımlaşma Derneği,
· Mamak’ta bulunan Çağrı İlim, Eğitim, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin 28 Şubat karanlığındaki gerekçelerle kapatılmasını reddediyor ve kınıyoruz.
Bir daha hatırlatıyoruz ki, bu ülke ve topraklar, Müslüman dedelerimizden bize intikal etmiş öz yurdumuzdur. İslâm’a ait, Müslüman topraklarıdır, biz uzaydan gelmedik, bu toprakların öz evlatlarıyız. O halde kendi coğrafyamızda, insanca, Kur’an çizgisinde Müslümanca yaşamamıza engel olmaya kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bizi yaratıp arzı’nın bu bölgesini bize tahsis eden Rabbimizin, Kur’an’la bildirdiği ahkâmına uygun, hür ve âdil bir hayatı insanca ve Müslümanca yaşamak talebimizi, hiçbir baskı ve sınırlama zulmüne boyun eğmeden gündemleştirmeye devam edeceğiz.
Laik-Kemalist rejimin kuruluşundan beri ülkede egemen olan, İslâm’a ve Müslüman’a düşman, baskıcı, yasakçı, darbeci zihniyet, süreklilik arz eden “28 Şubat” zihniyetidir. Bu zihniyetin hedefi; toplumdaki İslâmî uyanışta yükselme gözlemledikleri her konjonktürde hemen müdahale edip yeni baskılar, yasaklar, zulümler yaparak, emperyalizme eklemlenmiş projeleri uygulayıp seküler resmî ideoloji ile Diyanetçe temsil edilen “statüko dini” çizgisinde toplumu yeniden hizaya sokmaktır.
Rejimin hudutlarını çizdiği çerçeveyi aşan bir içerikle Müslim olmaya yönelen halkı “statüko dini” ve laik Kemalist resmî ideoloji çizgisinde hizaya sokma amaçlı bu müdahalelerden birisi de 29 yıl önce 28 Şubat 1997’de yapılmıştı.
Bu süreç sonunda iktidar olan AK Parti hükümeti, darbecilerin güdümündeki yargıçların mağduru yüzlerce Müslüman’a yeniden yargılanma yolunu açmadığı halde 28 Şubat’ı da gerçekleştiren ulusalcı Kemalist, Ergenekoncu ve Balyozcu darbeciler söz konusu olunca süratle yeniden yargılanma yolunu açtı. Sonuçta hepsi beraat ettirilip işbaşı yapmaları sağlandı. Kimine de göstermelik “müebbet”le tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıp olay kapatıldı. 28 Şubat’ın sivil ve medya ayağına ise hiç dokunulmadı.
Yeniden işbaşı yaptırılan, önleri açılıp şımartılan bu darbeciler AK Parti şemsiyesi altındaki “Yeni 28 Şubat”ta yeni mağdurlar üretmeye devam ediyor.
Ankara’da kapatılan Derneklerin kapatılma sebepleri hukuk adına utandırıcı bir içerikte olup “Yeni 28 Şubat”ın yeni zulüm sebepleri icad ettiğini gösteriyor. İşte o ilginç hukuk garabeti kapatma gerekçeleri: “Girişte ayakkabılık olduğu, tüm zeminin halı ile kaplandığı, odada paravan olduğu ve bu alanda erkek ve kadınların ayrı ayrı namaz kıldığı, derneğin mutfağının olduğu, çay ocağı olduğu, fırın olduğu, birden fazla kişiye yemek pişirmek ve servis etmek için tabak, kaşık, bardak olduğu, girişin solunda tuvalet ve abdesthane olduğu tespit edilmiştir. Dernekler Kanunu’nun 26. maddesine göre tüzükteki amaçlarını gerçekleştirmek için ….. üyeleri için lokal açmaları ve…. Bu tesislerin işletilmesi mülki idari amirinden izin almalarına bağlıdır. Ayrıca Dernekler Kanunu’nun ceza hükümleri başlıklı 32/m maddesine göre bu tesisleri izinsiz açan dernek yöneticilerine ….. idari para cezası verilir ve tesislerin kapatılması hükmü verilebilir maddesine istinaden 09.02.2026 tarihli Valilik yazısı ile ‘Lokal açma ve işletme izin belgesi’ bulunmadığı tespit edilmiş ve tesisin kapatılması hususuna karar verilmiştir.”
Türkiye’deki bütün derneklerde, dernek üyeleri ve gelen misafirler için, toplantılarda kullanılmak üzere, hizmet ve ikram için bulunabilen eşyalar sıralanıp, zaten valilik izniyle kurulmuş bu dernekleri izinsiz lokal açmakla suçlamanın, kuzuyu yemek isteyen kurdun suyun aşağısındaki kuzuya “suyumu bulandırıyorsun” bahanesine benzeyen bir hukuksuzluk olduğu açıktır.
Bu laik-kemalist rejim devam ettikçe, sistem içi yöntemle, laik kemalist sistemin ilke ve kurallarını benimseyerek kim iktidar olursa olsun sonuç değişmemektedir. Son 16yılda tevhidî uyanış süreci gruplarının çoğu AK Parti politikalarına aktif destekçi konumuna savrulup on yılların birikimini bu zeminde harcamış, kirlenip erimiş, umut ettikleri kazanım ve kimi maslahat beklentileri de ters tepmiştir. 15 Temmuz sonrası oluşan “Yeni Statüko”, “Eski 28 Şubatçıları” iş başı yaptırıp “Yeni 28 Şubat” sürecini başlattı. İslâmî çalışma gruplarını yok etmeyi hedefleyen “Yeni 28 Şubat”ın baskı, sindirme ve zulümleri, sırasını bekleyenleri kuşatarak ilerlemekte ve giderek yaygınlaşmaktadır.
“Yeni 28 Şubat”ta bağımsız İslâmî çalışmalara eskisine göre çok daha ağır saldırılar kolayca uygulanmakta, şiddetle ilişkisi olmayıp şiddeti açıkça reddettikleri bilinen sivil grup ve davetçi Müslümanlara “terörist” muamelesi yapılmaktadır. Bu süreçteki baskı ve zulümle, “resmi din”in temsilcisi laik devletin laik kurumu Diyanet’ten bağımsız İslâmî eğitim ve tebliğ çalışmalarına meydan vermemek için bu tür İslâmî çalışmalar sindirilip yok edilmek istenmektedir.
Bu dönemin tüm mağdurlarına sahip çıkıp mazlumun yanında yer alarak zalime karşı itiraz etmenin, hak ve adaleti savunmanın, hem insânî, hem imânî ve İslâmî hem de ahlakî sorumluluğumuz olduğu unutulmamalıdır.
Bu temel ilkelerimiz gereğince, açıklamanın başında isimlerini zikrettiğimiz İslâmî çalışma gruplarına yapılan, kapatarak engel olma zulmünü de, en son olarak Mehmet Emin Akın ve Halis Bayancuk örneğinde yaşandığı üzere bütün Müslümanlara yapılan baskıları da protesto ediyor, tüm bu hak ihlallerine son verilmesi çağrısıyla bütün mağdurların yanında yer aldığımızı ilan ediyoruz.
İLKAV
İlmi ve Kültürel Araştırmalar VAKFI
