Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Halimizi Sorgulamak – 7...

> Pamak: Halimizi Sorgulamak – 6...

> Pamak: Şu Hâlimize Bakın, Hâlâ Rabbimize Sığınıp Tevbe Etmeyecek ...

> Şu Hâlimize Bakın, Hâlâ Rabbimize Sığınıp Tevbe Etmeyecek miyiz? ...

> Hesap Gününde Yaşanan Kahredici Pişmanlığa Karşı Tedbir Alalım...

   
En Çok Okunanlar
 
Geçmişten Günümüze Mesajlar... / Tarih: 23/05/2011
   

Mehmet Pamak

1999 - 2000 yıllarında muhacir olarak bulunduğum Almanya’nın Duisburg şehrinde, geçmişime yönelik sorgulama sadedinde şiir formunda kaleme aldığım, yaklaşık 300 sayfa tutan tespit, özeleştiri ve umuda yönelik mısralarımdan, gündeme uygun olan bir bölümünü daha, ibret olması amacıyla kardeşlerimle paylaşmak istedim.

O günkü halim
O gün; laik, devletçi, Türkçü, tarikatçıydım
Ve hep itibar gördüm, sistemin baş tacıydım
 
Ulusçulukla yer aldık yanında, “kutsal devlet”in
Bölücülük yaparak vebaline girdik “millet”in
 
Türkçülüğü hak görüp, hep saldırdık “öteki”ne
Bir oyunla hizmet ettik, düzenin pis taktiğine
 
Türkçü çizgide teşvik gördüm, hep alkışlandım
Parlamenterdim, MHP’de genel başkandım
 
“Muhafazakâr Parti”ydi, MHP’nin ilk adı
Kurucu başkan olmamsa, “Başbuğ”un bir muradı
 
Cehaletle terk etmiştik, Allah’ın tevhid dinini
İcat edip de, batıl fikir “Türk-İslam sentezini”
 
Ümmetçiliği terk edip de, Türkçülük yaptık
Hak’la bâtılı karıştırıp, hevaya taptık
 
Aynı cehaletle, tarikatlarda geçti yıllarım
Tabi hüsrana sebep oldu, bu karanlık yollarım
 
Kaybolan bu yıllarımı, hep hüzünle hatırlarım
Ancak gözyaşım açıklar, aciz kalır satırlarım
 
Ya ölseydim o yıllarda, tevhide ulaşmadan
Tağutu reddetmeden, fıtrat-vahiy buluşmadan
 
Beş vakit namazlı ve ağzı tespihli insandım
Ama tevhide uzakta, halk tipi “Müslüman”dım
 
Anlatan, uyaran olmadı, kendimi mü’min sandım
Namaz ve tespih yeter zannedip, cahilce aldandım
 
Şekli namaz, “tesbihat”la, kurtulunmaz azaptan
Tevhid yoksa amel boştur, korkmak gerek hesaptan
 
“Yoldaki işaretler”le yöneldim istikamete
“Kur’an’ı hakkıyla oku”yup, ulaştım hidayete
 
“Rucz’dan hicret” edip, şirkten arınmayı öğrendim
Geçmişte Hak adına bulunduğum halden iğrendim
 
Yanlış din algısı, ne hale getirmişti özümü
Arınıp izzet kazanmanın, Kur’an’dadır çözümü
 
Öğüt alıp, yaşamak için yönelelim Kur’an’a
Vahye şahidlik, kulluk için sarılalım Furkana
 
Kitabı hakkıyla okuyup, yaşayalım dünyada
Takvayı kuşanıp, koşalım Kur’an ile cihada
 
Zalime, Hakk’ı haykırmak için çıkalım meydanlara
Mesajı taşımak, öğüt vermek için tüm insanlara
 
1981-1983 Darbe (Danışma) Meclisinde Durum
 
Mecliste, ulusçuluk yaptığımda, hep alkışlandım
İslam’dan her bahsettiğimde, yuh çekilip dışlandım
 
Ancak meclis dışında, özgür hissederdim kendimi
Kemalist meclis bir kâbustu, arttırırdı derdimi
 
İslam’ı terennüm ettikçe, bu yolda yalnız kaldım
İkbal makamında sıkıldım, baskılardan bunaldım
 
Darbeciye karşı, mecliste savundum tesettürü
Sıralara vurup “yuh”çekti, zalimlerden bir “sürü”
 
“Türkçüler” de horladı, tesettür konusunda beni
Rahatsız olup sorguladım, “Türk-İslam sentezi”ni
 
Sentezin ilk tarafı, memnun ediyordu her nefsi
İslam, bir slogan da olsa, rahatsız etti herkesi
 
Allah’ın ayetlerini okuyunca, laik mecliste
Kimse yanıma yanaşmıyordu, meclisteki kuliste
 
Bağnaz bir tepkiyle dışlandım, susturulmak istendim
İtirazım duyulmasın diye, boğulmak istendim
 
Hak, özgürlük taleplerim, faşistlere ters düşmüştü
Zalim “beyaz Türk”ler sürüsü, başıma üşüşmüştü
 
İnsan hak ve özgürlüğü, tehdit diye algılandı
Darbeci anayasa, bu önyargıyla kurgulandı
 
Hakk’a aykırı her şey, kolay kondu anayasaya
İslam’ı isteyince, hemen çağrıldım istifaya
 
Resmi ideoloji dayattı, despot anayasa
Farklılıkları yok etti, darbeci faşist yasa
 
Bu anayasaya “red” oyu verdim, aynı mecliste
Böyle oluştu, adımı yazdıkları kara liste
 
Hakk’ı kısmen haykırınca, sistemce karalandım
İstifa baskısıyla, generallerce sorgulandım
 
Evren, adeta çıldırmıştı, aykırı düştüm diye
Hemen sokulmak istendim, askere uygun çizgiye
 
İtiraz ettim, uymadım, dayatılan düşünceye
Büromun kapısı kırılıp, zarar verildi her şeye
 
Korkutmak istediler, hatta tehdit ettiler ölümle
Evimin kapısını zorlayıp, saldırdılar zulümle
 
Teslim olmadım korkuya, tavrımı sürdürdüm yine
Evren konuştu, “seçtiğimize pişman olduk” diye
 
Ondan sonra, sistem hedef yaptı, düşmanca davrandı
Hak, özgürlük yanlı çabam, hep dışlanarak kınandı
 
Birçok vetolar geldi, şu “kara liste”nin peşinden
Parti kurdum, aday oldum “veto” geldi Evren’den
 
Talep edince, hakkım olan bürokratik kadroyu
Bir de bu sebeple yedim, Kenan Evren’den vetoyu
 
Bakan Cantürk demişti, “yazık ettin istikbaline
Başörtüsünü savunmakla, zarar verdin kendine”
 
Cantürk devamla, “iflah olmaz askere ters düşen
Bu ülkede siyaset yapamaz, farklı yol seçen”
 
Sistem çok rahatsız olmuş, iyice dışlamıştı
Kemalizm’e uyumsuz olunca, linç uygulamıştı
 
1983 Yılında Partiler Kurulurken
 
Partiler kurulurken, Demirel, Özal peşimdeydi
Kuruculukta itibar gören, şöhretli kimseydi
 
Her biri ısrar ediyordu, partimize gir diye
Erbakan ve Kutan da, o halime talipti, niye?
 
Erbakan ve Kutan’la buluştuk, evinde Doğan’ın
Birleşmesini istediler, muhafazakâr sağın
 
Erbakan, övdü meclisteki şirke bulaşmış halimi
“Kurtardın” deyip yüceltti, ahiretteki istikbalimi
 
Dedi ki: “Birinci ahiret garantiledin” mecliste
İkincisini kazan, birlik sağlayıp da sağ kesimde
 
“Başbuğ”a selam gönderip, birleşmeyi önerdi
Türkeş, teklifi kabul edip, tereddüdü giderdi
 
Muhafazakâr Parti, işte böyle kurulmuştu
Genel Başkanlığı ise, zatıma sunulmuştu
 
Umurlarında değildi, bizim akıdevi halimiz
Yeter ki gerçekleşsin, iktidar ve ikbal hayalimiz
 
Zaten onlarda da, imana zulüm bulaşmıştı
Hakla batıl uzlaşması, zirveye ulaşmıştı
 
Her parti razıydı benden, hepsi oy umuyordu
Bu amaçla her biri, bir menfaat sunuyordu
 
Hepsinde de belirleyici, yalnız iktidar hırsı
İlkesizlik, çıkarcılık kuşattı, siyasi harsı
 
Hevayı ilah yapan sistemde, aldattılar halkı
Demokrasiyle uzlaşıp, batılla örttüler Hakkı
 
Müslüman’ım diyenle demeyenin, kalmadı farkı
Yeter ki, rahat işlesin sistemin sömürü çarkı
 
Çoğunluk yanaşmıyordu, şirk koşmadan imana
Dünyevileşme belası, uzak tutuyordu İslam’a
 
Hakka uzak durmak düşürdü, bu cahili illete
Makam-mevki, çıkar hesabı, yol açtı bu zillete
 
Rabb’imizin Hidayetiyle Şereflenip Müslüman Oldum
 
Bunaldım bütün bu zilletten, şirkten, fesattan
Hak arayışım kaynaklandı, temiz fıtrattan
 
Sorguladım ahvalimi ve aradım hidayeti
Yaşadım, şirkten tevhide manevi bir hicreti
 
Bu samimi yönelişle, ulaştım ben hidayete
Rabb’imizin de lütfuyla, ondan gelen rahmete
 
Kur’an’la teçhiz olup, kaçındım şirkten, tağuttan
Böylece kurtuldum, imanıma zulüm katmaktan
 
Heva ilahından kaçıp, Allah’a hicret ettim
Şirkten uzaklaşınca, tevhid ile şereflendim
 
“La ilahe illallah” deyip, Müslüman oldum
Tehlikeli sayıldım, düşman yerine kondum
 
Merhametle çağırınca, tüm insanları tevhide
Yargılandım hep DGM’de, maruz kaldım tehdide
 
Türkçülüğü terkle Mü’min oldum, “dönek” dediler
Hemen vurup, bu nasıl “dönek”lik, söyletmediler
 
Evet Rabb’imin lütfuyla döndüm, şirkten İslam’a
Bu “dönek”lik şeref getirdi, yönelince Kur’an’a
 
Yazardım, sağcı Tercüman’da ve ulusçu Hergün’de
Düşüncem zan alanında, İslami kimlik sürgünde
 
O zaman baş tacı etti sistem ve ulusçu kesim
Pek çok imkân tanındı, gür çıksın diye bâtıl sesim
 
İslamî kimlik döndüğünde, hayat dışı sürgünden
Tevhidi bakış oldu artık, yazılarımda gündem
 
Hakkı haykırınca her yanda ve haftalık Selam’da
Artık DGM savcıları, takipteydi arkamda
 
Siyasi mahkemelerde, yok edildi hürriyetim
Hedef alınıp yargılandı, İslami şahsiyetim
 
Partilerin Durumu ve Teklifleri
 
Uğraştılar, sistemin içine tekrar geri çekmeye
Bazı partiler başladı, yeni teklifler getirmeye
 
Defalarca teklifler geldi, Erbakan ve Kutan’dan
Tek delil gösteremediler, rehberimiz Kur’an’dan
 
Yolları gayri İslami’ydi, delili yoktu İslam’dan
O halde nasıl tabi olurum, ayrılıp da davamdan?
 
Dediler ki: “Seni parlamenter, ya da başkan yapalım”
“Yahut partimizin ön safında, iyi bir yer açalım”
 
İmanım izin verseydi, belki dönerdim geriye
Parlamenter, bakan olurdum, katılıp bir partiye
 
Belki bunları elde etmek, hoş gelirdi nefsime
Aldatıcı sebepler de bulurdum, her hal kendime
 
Ancak, akıdem izin vermez; laikçe hükmetmeye
Zillete, ilkesizliğe ve Kur’an’ı ketmetmeye
 
Razı olanlar bu sapmaya, makam ihtirasıyla
Dünyevileşip ilkesini yer, zan ve hevasıyla
 
“Laik, demokrat, Atatürkçüyüm”der, ikrah olmadan
“Bu sözü ikrah’sız söylemek”, çıkarırken imandan
 
“Hüküm ancak Allah’ın”, nihai olarak İslam’da
Laik yasa yapar, hevayla hükmedilen makamda
 
Allah’ın hükmünü reddeder, laik meclis, hükümet
Vahiyle gelen emirse; “Allah’ın hükmüyle hükmet”
 
Şirkle hükmetmeye yaklaşmaz, tevhidi iman
Bak,“Vahiyle hükmetmeyen”e, kâfir der Kur’an
 
Kim ki dini almaz ise, ancak Kur’an ile sünnetten
Kültür, zan ve hevayı din sayar, çıkamaz hiç zilletten
 
Bir yanda parlamenter makamı, zillet içinde
Diğer yandaysa, zindan ve hicret, izzet içinde
 
Şirki terkle,“Allah taraftarı”olup, buldum izzeti
Şeref getirdi zindan ve hicret, terk edince zilleti
 
“Aptal” dedi bazısı, reddedince “ikbal” teklifini
Dediler; “tevhidi tercihle, kararttın istikbalini”
 
Dediler ki:“ Vekil, bakan olurdun, istikbalin parlaktı.”
Bu sözler, tevhidi yok edecek, bilinçsiz bir tuzaktı
 
Rabb’imin lütfuyla muhafaza oldum, korundum
Gayri İslami yolları reddederek, arındım
 
Arkadaşımdı, birçok yüksek bürokrat ve bakan
Tüm yollar açıktı, ikbale, zenginliğe çıkan
 
Rabb’in izniyle reddettim, çıkar eksenli hayatı
Tevhid yolunda riske attım, dünyadaki rahatı
 
Sarıldım, Kur’an ve sünnetten gelen yönteme
Allah için hep uzak durdum, batıl sisteme
 
Hak yolda direndim, reddederek geri dönmeyi
Hatırladıkça iğrendim, şirke dair her şeyi
 
Bulaşmaktan kaçındım, aynı pisliğe ve şirke
Diğer insanları da çağırdım, tağutu terke
 
İman ettim tevhide, teslim oldum Allah’a
Bağlandım Kur’an’a ve örnek Resulullah’a
 
Allah’a ve Resul’üne, layık olmak istedim
“Birinci öncelikli tehdit”, düşman ilan edildim
 
Rabbimiz korusun ve ayağımızı sabit kılsın
Tevhid yolunda şâkir, âbid ve vahye şâhit kılsın...
Bu içerik 1677 defa görüntülendi.
 
 
MAKALENİN YAZARI

Mehmet PAMAK
  Yazarın Diğer Makaleleri

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
İLKAV Teknik Komisyon