Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Pamak: Allah’ın Adını ya da Dinini İstismar Ederek İnsanları ‘All...

> Pamak: Şeytan ve Dostlarının En Etkili ve En Yaygın Kandırma Biçi...

> Şeytanın, Sırât-ı Müstakîm Üzerine Oturup Dört Yönden Yaklaşarak ...

> “Yeni 28 Şubat”a Rağmen Allah Yolunda Sabırla Yürümeli ve Asla Ko...

> Şeytan ve İnsan İlişkisinde Üç Kategori...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   PANELLER  >  2007
 
Panel:Kuran Neslini İnşa Sorumluluğu
Tarih: 22/04/2007
   


PAMAK: "Kararsız Müslüman Hem Dünyada Hem de Ahirette Ziyan içindedir"

PAMAK: "Kararsız Müslüman Hem Dünyada Hem de Ahirette Ziyan içindedir"

Özgür Der Ümraniye Şubesi’nin her 15 günde bir Cumartesi günleri düzenlediği seminerlerden dördüncüsü olan “Kur’an Neslini İnşa Sorumluluğu” başlıklı panel 21 Nisan Cumartesi akşamı Çamlıca Sabahattin Zaim Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Oturum başkanlığını Kenan Levent’in yaptığı panelin konuşmacıları; Mehmet Pamak ve Ramazan Kayan oldu.
Oturumu yöneten Kenan Levent’in konuyla ilgili kısa bir giriş konuşmasından sonra ilk sözü Ramazan Kayan’a verdi.

 

 

Ramazan Kayan, Ankebut Suresinde geçen “İnsanlar “İman ettik” demekle bırakılıp da imtihan edilmeyeceklerini mi sandılar?” ayetini hatırlatarak Müslümanların yaratılış amacı olan ve varoluşunun gereği imtihan ile karşı karşıya olduğu, Müslümanların tüm insanlara karşı sorumluluklarının olduğunu, onların hayrına, yararına gayret etme zorunluluklarının bulunduğunu belirttikten sonra Kur’an neslini inşa ile sorumlu olan biz Müslümanların, Allah’ın ayetleri ile bunu nasıl gerçekleştireceklerini dört ayet ile özetleyerek anlattı.Birinci ayet olarak Hac Suresinin 74.ayetini zikreden Kayan, burada tevhidi çizgide sahih bir duruşu sergileyemeyenlerden bahsedildiğini, tevhide şirk bulaştırmadan sağlam bir imana kavuşmadan ileriki safhalara geçemeyeceğini, Kur’an neslini inşa etme iddiasında olan Müslümanların dikkat etmeleri gereken ilk hususun tevhid olduğunu ve Yusuf Suresinin 106.ayetini de (“Onların pek çoğu Allah’a şirk koşmadan iman etmezler” ) buna en somut örnek olduğunu belirtti.

İkinci husus olarak Bakara Suresinin 121.ayetini zikreden Ramazan Kayan, “tilavetin hakkını verenler” ile salt kuru bir okuma değil okunulan ayetlerin gereğini yapma, vahyin hakkını verme demek olduğunu söyledi. Bir çok hafız yetişmesine ve yine binlerce insanın Kur’an’ı okumayı öğrenmeye çalışmasına rağmen tilavetin hakkını veremediğini bu okumaların ya anlamı idrak etmekten uzak okumalar olduğunu belirtti.
Üçüncü husus olarak takvanın hakkını vermenin önemine değinen Kayan, Ali İmran Suresinin 102. ayetinde Allah’ın takvanın hakkını vermenin önemine dikkat çektiğini hatırlattı. (“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekirse öylece sakının. Ona lâyık olduğu tazimi gösterin ve ancak O’na teslim olan müslüman olarak can verin” Ali İmran 102)
Dördüncü ve son husus olarakta Hac Suresinin 78. ayetinde geçe “hakkıyla cihad etmek” bölümüne değinen Kayan, cihad kavramının günümüzde saptırıldığını, basite indirgendiğini de vurguladı.
Son olarak Hadid suresinden 27.ayetini hatırlatan Ramazan Kayan, Kur’an’ı inşa sorumluluğu taşıyan bizlerin bunun hakkını vermemiz gerektiğini aksi halde ayette geçen “hakkıyla riayet etmediler” sözüne matuf olacağımızı sözlerine ekledi.

Mehmet Pamak ise, konuşmasında: Rabbimizin vahiyle tarihe ve topluma müdahale etmekte ve insanların kurtuluşu için bir fırsat tanımakta olduğunu, Resul’ün vahiy mesajı ile örnek bir Kur’an nesli oluşturduğunu, Bizlerinde ancak Resul’ü örnek alarak bunu gerçekleştirebileceğimizi belirtti. Peygamberin Mekke’de imanından taviz vermeyen onurlu bir kadro ile Medine devlet olduğunu hatırlatan Pamak, bizlerin o günkü öncü örnek kadrodan ne gibi eksikliklerimiz olduğunu Şehid Seyyid Kutup’tan alıntı yaparak açıkladı. Kutub’un 3 husus üzerinde durduğunu, bunlardan ilkinin, Doğrudan Kur’an’dan belendiğini, araya başka kaynak girmediğini, daha sonra bir çok kültür ve geleneğin İslama karışması neticesinde Kur’an dan uzaklaşıldığını.
İkinci olarak, ilk nesil Kur’an neslinin Kur’an’ı yaşamak, yaşamlaştırmak için okuduğunu, vahiye bu gaye ile yaklaştığını ve gereği gibi okuduklarını, mesajı anlama ve ulaştırma çabası içinde olduklarını, konjoktürel rüzgarların etkisine kapılmadan gerektiğinde bedel ödemekten kaçınmadıklarını aktardı.
Pamak, Seyyid Kutup’un son tespiti olarakta; o dönemki Müslümanların cahiliyeden tümüyle sıyrılıp İslam’a öyle girdiğini, zihni olarak tüm cahiliyeden hicret ederek İslam’a girdiklerini bugün ise cahiliyenin çok daha büyük ve yaygın olduğunu, bu ayrışmayı Müslümanların bugün net bir biçimde maalesef yapamadıklarını belirtti.
Sahih bir din anlayışı ile güzel bir örneklik sergileyerek tevhidi kimliğe sahip tüm Müslümanların Kur’an neslini inşa etmekle sorumlu olduğuna dikkat çeken Pamak, Kur’an’ı bir bütün olarak algılamak gerektiğini, O’nu parçalamamak gerektiğini, Kur’an bütünlüğünden koparılmış ibadetlerin amacına ulaşamayacağını, hayatın bütün alanlarını Allah’a tahsis etmenin önemine de değindi.

Pamak:" Kulluk eksenli hayat tasavvurunda, samimi bir imanı müteakip, hayatın bütün alanlarının Allah’a tahsis edilmesi, bütün alanlarda Allah’ın hükümlerinin esas alınması ve yüzlerin her alanda tek kıbleye dönmeleri gerekmektedir. İşte ancak o zaman, farklı alanlardaki değişik ibadetlerimiz birbirini besleyen, tamamlayan, destekleyen bir bütünlük içinde hayatımızı tevhid ekseninde inşa eden, tevhidi inkılâba uğratan bir fonksiyon icra edeceklerdir."dedi
Kuran okumanın nasıl olması gerektiği üzerinde de duran Pamak şöyle dedi:"İnsan, sadece kelimeleri okumakla kalmayıp Kur'an'ın öğretilerini iyice anladığında ve onları ruhunda sindirdiğinde ve namazı, sadece fiziksel hareketlerden ibaret kalmayıp kalbinden gelen bir hareket ve ahlâk olursa, Kur'an okumak ve namaz kılmaktan güç kazanabilir. Namazın nasıl olması gerektiği, bir sonraki cümlede Kur'an'ın kendisi tarafından açıklanmaktadır. Kur'an okumaya gelince, boğazdan aşağısına, kalbe ulaşmayan bir okumanın, değil kişiye küfre karşı koyma gücü vermek, imanında sebat etmesi için yeterli güç bile veremeyeceğine dikkat edilmelidir.
Bu tür insanlar hakkında bir hadiste şöyle buyurulmaktadır : "Onlar Kur'an okuyacaklar, fakat Kur'an boğazlarından aşağıya geçmeyecektir: Onlar okun yaydan çıktığı gibi imandan çıkarlar." Aslında kişinin düşünce, ahlâk ve davranışlarında hiçbir değişiklik meydana getirmeyen ve onun Kur'an'ın yasakladığı şeyleri yapmaya devam etmesini engellemeyen bir okuma, gerçek müminin okuyuşu değildir. Böyle kimseler hakkında Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın haram kıldığını helal kılan, aslında hiç Kur'an'a inanmamış gibidir." Böyle bir okuyuş, kişinin nefis ve ruhunu ıslah edip güçlendirmez, aksine onu Allah'a karşı daha küstah, vicdanına karşı inatçı yapar ve karakterini tamamen bozar. Çünkü Kur'an'ın ilâhî bir kitap olduğuna inanan, onu okuyup Allah'ın neler emrettiğini öğrenen, sonra da emirlerine karşı gelen kimsenin durumu, bilmediği için değil, kanunu çok iyi bildiği halde suç işleyen sanığın durumuna benzer."
Kur’an ile birlikte Müslümanlara şeref indiğini fakat Müslümanların şerefi başka yerlerde aradığını, ayette Allah’ın “onlarla Kur’an’la cihad edin” buyurduğunu, bizim bunu terk ettiğimizi yeniden Kur’an’a sarılarak, Kitab’ı yaşamlaştıran ilk dönem nesil gibi bizlerinde bu nesli oluşturmamızın hayal olmadığını belirten Pamak, cahiliyeye karşı çıkarken kendi tevhidi cemaatimizi oluşturup burada doğru olan tavrı, davranışıda sergilemek zorunda olduğumuzu söyledi.
Panelin ikinci turu ise dinleyicilerden gelen sorulara, konuşmacıların verdiği cevaplarla son buldu.




 

Bu içerik 1142 defa görüntülendi.
 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem