Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Bugün 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümü...

> Kadir Gecesinin ve Ona Değer Kazandıran Kur’an’ın Kadrini Bilmek...

> Erdoğan’ın, Karşılığı Olmayan Sert Söylemleri Filistin’den Yana, ...

> Ömrümüzden Bir Yıl Daha Azaldı, Gelin Hâlimizi Sorgulayalım!...

> Küresel İfsadın Fıtratı ve Doğal Dengeyi Bozması ile İnsanlığın Y...

   
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2024
 
Hutbe: Sorumluluk bilinci ile yaşamak
Tarih: 19/01/2024
   


“Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab: 72)

Hutbe: Sorumluluk bilinci ile yaşamak
“Gerçek şu ki, biz emanetleri göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar; onu insan yüklendi. Çünkü o, çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab: 72)
Değerli mü’minler, bugün Hicrî Recep ayının 8’i/1445 Cuma.
Rabbimiz bizleri sorumluluk bilinci ile hayatının farkında olanlardan eylesin ve bizleri gaflette korusun.
Bugünkü hutbemizde sorumluluk konusunu ele alacağız. Türkçe sormak fiilinden türetilen bir kelime olan sorumluluk (Arp. Mes’ûliyet); hukukta “uyulması gereken bir kurala aykırı davranışın hesabını verme, tazminatla yükümlü tutulma, işlenmiş bir suçun gerektirdiği cezayı çekme anlamlarına gelir.
Dünyada sorumluluk duygusu taşıyan tek varlık insandır. Diğer varlıklarda bulunmayan akıl ve iradeye sahip olan insan kendine özgü inancı, değer yargıları ve yaşama tarzıyla bir şahsiyettir. Bu sebeple onun dinî, ahlâkî, içtimaî ve hukukî bakımdan doğru yolu seçmesi istenir ve bu hususlarda sorumlu tutulur. İnsanın iradeli davranışları üzerinde sorumlu olduğu kabul edilir.
Fıtratı bozulmamış her insan, bir takım olaylarda Gazze’de yapılan dünya tarihinin en acımasız zulümleri karşısında batıdaki erdemli insanların yaptığı gibi İslâmî ve Kur’ânî sorumluluktan uzak olsa da rahatsızlık hisseder.
“Müftüler sana fetva verse de sen yine vicdanına danış” (Dârimî, “Büyûʿ”, 2); “Kötülük senin içine sıkıntı veren şeydir” (Müslim, “Birr”, 14) gibi hadisler sorumluluğun önemini ifade eder.
İslâm kişinin hayatını kendisinde başlayıp kendisinde biten bir olay olarak görmemiş, bir yandan bireyi toplum karşısında sorumlu kılarken bir yandan da topluma insanların iyiliği uğruna çaba harcama sorumluluğu yüklemiştir.
Hutbemin başında okuduğum âyet-i celile insan olmanın ancak rabbimizin insanlığa tevdi ettiği bu sorumluluk bilincini kabullenip kuşanmakla yerine getirilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu sorumluluk insanın kendisi, rabbi ve toplum ile olan ilişkilerin yerine getirilmesinin ancak vahyin kılavuzluğunda örneklendirilebileceğine işaret etmektedir. Yerlerin, göklerin ve ikisi arasında bulunanların rabbi; “Nefse ve onu düzenleyene ona kötülük duygusunu ve takvasını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilham edene andolsun ki, nefsini(kendini) arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kötülüğe gömen ise mahvolmuştur.” (Şems: 7-10) buyurur.Burada bizleri bireysel, toplumsal, ailevî ve insânî her türlü sorumluluğumuzu ancak vahiy istikametinde yerine getirirsek kurtuluşa erebileceğimizi haber veriyor. Her birimizin aile reisi, evlat, komşu, akraba, yönetici olarak sorumluluklarımız bulunmaktadır.
“İbn-i Ömer (r.a)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (S) şöyle buyurdu: “Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden mesulsünüz.” ( Buhârî, Cuma, 11) 
Bu hadis herkese yeterince sorumluluklarını hatırlatıyordur sanırım. Özellikle anne babalar olarak evlatlarımıza, öncelikle aile yuvasında gerekli bilgiler ve örneklikler mutlaka sunulmalıdır. Bu sorumluluk dışarıdan birilerine havale edilmemelidir. Yöneticilerde toplumun maddi manevi sahip olduklarından mesuldürler. Tabi laik ve modern dünyada böyle bir sorumluluk hoş karşılanmaz. Zaten bu konu diyanet bünyesine havale edilip, resmi anlayışın dışında bir konuda gündeme getirilemez.
Yöneticilerin bir de toplumsal adaleti, insânî yaşam kalitesini sağlama gibi önemli görevleri de bulunmaktadır. Ancak görülen o ki bir tarafta azgın azınlık saray tarzı malikânelerde keyiflenirken diğer tarafta ise aldıkları komik aylıklarla geçim savaşı vermek zorunda bırakılan yığınlar bulunmaktadır. Bir tarafın bir öğünlük yemek menüsüne yaptığı harcama kadar maaşla bir ay geçinmek durumunda kalan kalabalıklar var. Bu hal toplumda kaos, kargaşa ve düşmanlığa sebebiyet vermektedir.
Öte yandan birçok Müslüman coğrafyasında kendilerine yapılan zulümlere karşı savaşlar verilmektedir. İşte Doğu Türkistan, Arakan, Yemen, Gazze bunlardan bazılarıdır. Gazze’de yaşanan benzeri görülmemiş katliamın artık gündemden düşürülmeye çalışıldığını görüyoruz. Artık Gazze’de yaşananlara dair haber ve görüntüler hem sıradanlaştırıldı hem ilgisizleştirildi.
Ölü ve yaralılar çekilen sıkıntılar, açlık, hastalık, susuzluk, barınma, kışın ağır şartları sıradan haber olarak sunulmaktadır. Oysaki bu olanlara çare olamamak artık kişiyi insan olmaktan utandırıyor. Ve oradaki katliamı maalesef nüfusunun sadece % 1.5’i Müslüman olan Güney Afrika Cumhuriyeti uluslararası adalet mahkemesine taşıdı.
Onca İslâm ülkesi ve bu ülkede bulunan binlerce vakıf, dernek ve cemaat varken, konuyu UAD’na bu yapılanların katliam ve soykırım suçu olduğunu bir Hıristiyan ülkesi taşıdı. Türkiye hükümeti de mahkemede delil olarak kullanılması için katliama dair görüntüler sağlamakla yetinebildi. Bu hal Müslüman fertler, dernek ve vakıflar ve ülke yöneticilerince utanılası bir durumdur. Sorumsuz davrananlara ve seyir edenlere yuh olsun!
Bir yandan siyasetçilerden sokaktaki vatandaşa kadar İsrail’e karşı esip gürleyelim, sonra da savaşın en şiddetli zamanında medyada çıkan haber doğru ise İsrail’den en yüksek ithalatı yapalım! Ne güzel protesto(!) değil mi? Kasım 2023’te yılın en yüksek ithalatı gerçekleştirilmiş. Ancak şurası kesindir ki   “Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu Türkiye'den İsrail'e günde ortalama 8 geminin gittiğini söyledi. Uraloğlu İsrail'in Gazze'ye saldırılarının başladığı 7 Ekim'den yılbaşına kadar Türkiye limanlarından İsrail'e 701 geminin sefer yaptığını açıkladı.
Aljazeera.net'ten Kemal Öztürk'e konuşan Uraloğlu "Türkiye’den günde kaç gemi İsrail limanlarına gidiyor?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"7 Ekim-31-Aralık 2023 tarihleri arasında, Türkiye limanlarından İsrail’e 701 gemi sefer yapmıştır. Bu da günde ortalama 8 gemiye tekabül etmektedir. Bu rakamlar gerek ülkemizden direkt İsrail limanına giden, gerekse transit olarak bizim limanımıza uğrayarak İsrail’e giden gemi sayısının toplamıdır."
Meydanlarda gösteri düzenleyip slogan atıp ticari ilişkilere devam ederek ikircikli tavrı gösterenler Allah katında hesap veremezler. Selam olsun sorumluluk bilinci ile yaşayanlara…
19.01.2024
Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU

Bu içerik 179 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Hayati İsaoğlu
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
İLKAV Teknik Komisyon