Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Kadir Gecesinin ve Ona Değer Kazandıran Kur’an’ın Kadrini Bilmek...

> Erdoğan’ın, Karşılığı Olmayan Sert Söylemleri Filistin’den Yana, ...

> Ömrümüzden Bir Yıl Daha Azaldı, Gelin Hâlimizi Sorgulayalım!...

> Küresel İfsadın Fıtratı ve Doğal Dengeyi Bozması ile İnsanlığın Y...

> Emperyalist Sömürü, İşgal ve Katliamların Sonucu Olan Mültecilik;...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2022
 
Hutbe: Tâğutlar nurdan karanlıklara çıkarırlar
Tarih: 22/07/2022
   


“…Kâfirlerin velileri tâğûttur. (O da) onları nurdan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.” (Bakara: 257)

Hutbe: Tâğutlar nurdan karanlıklara çıkarırlar
“…Kâfirlerin velileri tâğûttur. (O da) onları nurdan karanlıklara (sürükleyip) çıkarır. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.” (Bakara: 257)
Kardeşlerim, bugün Hicrî Zilhicce ayının 23’ü 1443/Cuma
Tâğut, kelime anlamı olarak çokça azgın, haddi aşan anlamına gelirken, terim olarak da, zorla yahut insanları şartlandırarak kendisine kulluk ettiren (Firavun vb. gibi) küfrün önde gelenlerine denir. Ayrıca şeytan, put, sihirbaz, kâhin için de kullanılan bir sıfattır.
Eğer bir insan Allah’a isyanda ileri gider ve insanları kendi taşkınlığına ortak yapıp boyun eğmeye zorlarsa tâğut olur. Tâğut, bir kişi olabileceği gibi dînî ya da siyasî bir lider, kral, padişah, devlet başkanı olabilir. Sözü edilen güçlerin dayanağı, dayanışma içerisinde olduğu kurumları da tâğut olabilir. Mesela devlet ve benzerleri gibi…
İlkelerini Allah’ın direktiflerine dayandırmayan her düşünce, her kurum ve gelenek bu kavramın kapsamına girer. Hakkı çiğneyen, ilâhî vahyin ilkelerine savaş açan her düşünce, sistem, ideoloji ve Allah’ın adını istismar ederek, dinin yerine hurafeler ikâme eden herkes, tâğut kavramının kapsamına girer.
İnsanları “küfre” düşüren her kişi, “fuhşa” sürükleyen her dünya görüşü, “fesada” saplanan ve “ifsada” yönelten her kurum, her türlü şirk önderliği tâğuttur.
Tâğut, Yüce Allah’ın onayına dayanmayan herhangi bir hukuk sistemi, Allah’ın şeriatınca desteklenmeyen her hükümranlık, otoritesinin meşruiyetini Allah’tan almayan her türlü yönetim, uygulamasını Allah’ın şeriatı ile test etmeyen her iktidar, hakka tecavüz eden her zalim düşünce tâğuttur.
Hutbemin başında okuduğum âyette de geçen tâğut kavramı, kelime olarak tekil olmasına rağmen burada anlamı çoğuldur. Çünkü Allah'ı inkâr eden kimse, sadece bir tek değil binlerce tağut'un kölesi olur. Bunlardan birisi kişiyi sürekli yanlış yapmaya teşvik eden ve ayağını kaydıran şeytandır. Diğeri ise kişiyi kendi arzu ve şehvetlerinin kölesi yapan ve sapık yollara yönelten heva ve hevesidir. Daha sonra başkaları, karısı, çocukları, akrabaları, kabilesi, ailesi, arkadaşları, milleti, politik ve dinî liderleri ve hükümeti gelir. Bütün bunlar o kimse için tağut'tur ve onu kendi istek ve arzularının esiri yapmak isterler. Bütün bu efendilerin kölesi olan kimse, bütün hayatını imkânsız olan bir şey için, yani tüm bu efendilerin hepsini de teker teker hoşnut etmek uğruna harcar. 
Evet, işte bu tâğutlar kâfirlerin velîleridir. Kâfirlerin başvurdukları karar alma mercileri tâğutlardır. Onlar da hayatlarında tâğutları karar verme makamına oturturlar ve bu tâğutların kendileri adına aldığı kararları uygulamaya koyarlar. Bunlar aslında kendilerini yaratan ve gerçek velîleri olan Allah’ın sapasağlam kulpuna, dinine, kitabına ve kendileri adına aldığı kararlara sımsıkı sarılarak tüm tâğutları inkâr etmeleri gerekirken aksini yapmışlar, tâğutları velî bilmişler, onların arzularına, onların kanunlarına boyun bükmüşler ve onlara kulluk yapmaya karar vermişlerdir. 
İşte bu kâfirlerin velisi olan tâğutlar da velâyetleri altında bulunan kulları adına onlara danışmadan aldıkları kararlarla onları nûrdan, hidâyetten, aydınlıktan, İslâm’dan, huzurdan, sükûndan koparıp türlü türlü karanlıkların kucağına götürüp atmışlardır. Demek ki Allah’a kulluktan kaçan, Allah’ın velâyetini kabul etmeyen insanların başına kuzgun gibi tâğutlar çöker ve zorlamayla, dayatmayla, hile ve aldatmalarla onları her taraflarından kıskıvrak bağlarlar. Zulüm ağlarına düşürürler onları. Yularlarını ellerine alırlar ve onların velîleri olurlar. Onları nûrdan, imandan, İslâm’dan, Allah’a kulluktan, fıtratlarından, insanlıklarından, doğru yoldan çıkarıp karanlıklara, küfre, inkâra, ilhâda sürüklerler. Gidilmeyecek yollara sürüklerler onları. 
Çünkü tâğutlar aydınlık yolları sevmezler. Aklı, ilmi, düşünceyi fesada verirler. Ahlâkı ve fıtratı bozarlar. Allah ve Resûlüyle yarış iddiasıyla yapılmayacak şeyleri yaparlar. Peşlerine taktıkları kullarını belâların kucağına taşırlar. Boyunlarındaki ipin ucunu kendilerinin sahibi olan Allah’a vermeyerek kendi ellerinde tutmak isteyen ya da onu boşlukta tutmak isteyen herkesin iplerini ellerine alırlar ve onları kendilerine kul-köle edinirler. 
İnsanlar, güya Allah’a kulluktan kaçarken bu defa tâğutların kulu-kölesi olurlar. Allah’ı inkâr eden, velâyetini Allah’a vermeyen kişi binlerce tâğutun kulu olur. Tek olan Allah’a kulluktan kaçarken pek çok tâğuta kulluğa razı olur. Meselâ Allah’a kulluktan kaçan kişi evvela kendisini Allah’a kulluktan koparıp ayaklarını kaydırmak için fırsat kollayan şeytanın kulu durumuna düşer. Sonra onu Allah’ın emirlerinden koparıp kendi arzu ve şehvetlerinin kulu-kölesi durumuna düşürmek isteyen nefsinin kulu durumuna düşer. Daha sonra başkaları, karısı, babası, anası, çocukları, akrabaları, kavmi, kabilesi, milleti, devleti, politik ve dini liderleri, ağası, patronu, çevresi, âdetleri, töreleri, modası ve daha yüzlerce tâğutun kulu kölesi durumuna düşecektir. Görüyoruz işte, Allah’ın velâyetini kabul etmeyen insanlar, tek olan Allah’a kulluktan kaçarken yığınlarla tâğutun kulu-kölesi olmuşlar. Kimisi şeytanın kulu, kimisi heva ve hevesinin kulu, kimisi modanın kulu, kimisi şehvetlerinin, kadının, âdetlerin, törelerin, kanun koyucuların, çevrenin, ağalarının, patronlarının kulu, kimisi bu âlemde sebepler nizamı üzerinde galip ve müessir zannettikleri, zarar ve felâketler anında kendilerinden medet bekledikleri, kendilerine sığındıkları, kendilerini kurtarıcı olarak bildikleri kimselerin kulu… 
Öyleyse tüm tâğutları inkâr edip, hayatımızda onlara karışma alanı bırakmayıp, boyunlarımızdaki kulluk ipinin ucunu sadece Allah’a verip, sadece Rabbimizi velî kabul etmek zorundayız. Kulluğumuzu sadece Allah’a yapıp, Allah’ın bizim adımıza aldığı kulluk kararına dair maddelerine sımsıkı sarılıp bu karanlıklardan kurtulmak zorundayız. Bundan başka çaremiz de yoktur.
22.07.2022
Hazırlayan: Emrullah AYAN 
 

Bu içerik 65 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Emrullah AYAN
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
İLKAV Teknik Komisyon