Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Pamak: Hz. Hüseyin’in Kerbela’da Şehid Edilmesinin Yıl Dönümünde ...

> Pamak: Allah’ın Adını ya da Dinini İstismar Ederek İnsanları ‘All...

> Pamak: Şeytan ve Dostlarının En Etkili ve En Yaygın Kandırma Biçi...

> Şeytanın, Sırât-ı Müstakîm Üzerine Oturup Dört Yönden Yaklaşarak ...

> “Yeni 28 Şubat”a Rağmen Allah Yolunda Sabırla Yürümeli ve Asla Ko...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2019
 
HUTBE: De ki: O, Allah’tır; tektir. Allah Samed’dir. Doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır. O’nun dengi de yoktur. (İhlas:112/1-4)
Tarih: 18/11/2019
   


HUTBE: De ki: O, Allah’tır; tektir. Allah Samed’dir. Doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır. O’nun dengi de yoktur. (İhlas:112/1-4)

HUTBE: De ki: O, Allah’tır; tektir.  Allah Samed’dir. Doğurtmamıştır ve doğurulmamıştır.  O’nun dengi de yoktur. (İhlas:112/1-4)
 
Kur’an’ı Kerim’in üç ana konusu vardır: 1. Tevhid, 2. Nübüvvet yani Risalet, 3. İse Ahirettir. Hadiste Resul (sav)’in ihlas suresini “Kur’an’ın üçte birine denk” olarak belirtmesi, Kur’an’ın üçte biri olan tevhid konusunu “ihlas suresi özetler” şeklinde anlamak daha doğru olur. Çünkü ihlas suresi bize Allah’ı tanıtan ilahi bir kartvizittir. Rivayetlerden anlaşıldığına göre müşriklerin ve ehli kitabın Rasul (sav)’e gelerek “ey Muhammed, seni gönderen Rabbini bize vasfet, bize tanıt” dediklerinde Peygamberimiz (sav) onlara ihlas suresini okumuştur.
 
1. Ayete bakacak olursak; قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ  bu ayet iki Türkçe cümleden meydana gelir 1. قُلْ هُوَ اللّٰهُ  deki O Allah’tır, 2. İse اَحَدٌۚ “tek” demektir. O zaman قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ  deki O Allah’tır, Allah tektir. Demek ki اَحَدٌۚ tek demektir. Ehad kelimesine anlam yakınlığı olan birde “vahid” vardır. Fakat vahid kelimesi izafî ve itibarî olup aynı zamanda varlıkların sayısal anlamda birliğini ifade etmek için de kullanılır. Mesela sayısal anlamda; vahid-1 demektir, isna-2 demektir, selase-3, erbaa-4, hamse-5 diye sayabiliriz. 
 
Ancak dikkat ederseniz! Ehad’in bir ikincisi yoktur. Buda ikincisiz Allah’a kulluk etmek demektir. Zaten “ehad” kelimesinin öncelikle ilk ayette gelmesi, kanaatimce şirkin en öncelikli bir sorun olduğunu bizlere hatırlatır. Onun için Allah’ın tekliğinin dışında ikinci bir kanun yapıcılar kabul edildi mi işte orada şirk başlamış demektir. Bu düşünce ve inanış insanı Allah’tan koparıp başka rablere, başka ilahlara, başka ululara, başka önderlere, başka liderlere, başka siyasilere götürür. 
Gul “de ki” emri, önce Rasul (sav)’e sonra da onun şahsında bize ve kıyamete kadar gelecek olan tüm Müslümanlaradır. “De ki” emri, bir şeyi “yap” emri değil, bir şeyi “söyle” emridir. Çünkü bir şeyi yapmadan önce ne yapacağını bil de ona göre söyle demektir. “De ki” emri duyulduğu andan itibaren kuldan karşı bir cevap istenir: “Ne diyeyim Rabbim!” Deki Allah ehad’dir, Allah tektir. Allah’ın bize bildirdiği her konuda Allah tektir. Her türlü nispetten ari olarak, her türlü karşılaştırmadan ari olarak, her türlü kıyaslamadan beri olarak, hep büyük, mutlak büyük, tek büyüktür Allah. 
 
Sevgiye layık tek büyüktür Allah. Korkulmaya layık tek büyüktür Allah. Hayatımızda söz sahibi olmaya, sözü dinlenmeye, çektiği yere gitmeye layık tek büyüktür Allah. Zatında nasıl tekse, yaratıcılığı konusunda da tektir. Yaratıcılığı konusunda nasıl tekse, kanun koyucu olarak ta tektir. Kullarına egemenliği konusunda da tektir. Kullarını idare konusunda da tektir. Rubûbiyet de tek, ulûhiyette tek, güçte, kuvvette tek, hüküm koyucu olarak tek, kitap gönderici olarak tek, Peygamber gönderici olarak tek, insan hayatına karışıcı olarak tek, hayatta söz sahibi olarak tek, kulluğa lâyık olucu olarak tek. Çünkü tek büyüktür Allah.
 
Ey yaratıcı olarak Allah’ı kabul edip de yasa belirleyici olarak başkalarını kabul eden beyinsiz müşrikler, sizin her şeyiniz yanlış, her şeyiniz yamuktur. Sizler kime kulluk etmeye çalışıyorsunuz? Kime kıyamda durup, kimin önünde rükûa eğilip, kime secde ediyorsunuz? Kimi, kimleri razı etmeye çalışıyorsunuz? Kimin ekmeğini yiyip kimin kılıcını sallamaya çalışıyorsunuz? Varlığınızı kime borçlusunuz? Hayatınızı kimlere adıyorsunuz? Yoksa sizler tıpkı Aristo’nun ve şu anda tüm demokratik ülke insanlarının çoğunun dediği gibi dünya işlerine karışmayan bir Allah’a mı inanıyorsunuz? Sadece yaratan, yarattıklarının hayatına karışmayan, canınız nasıl isterse, keyfinize nasıl gelirse öylece bir hayat yaşayın, Benden yaratması, gerisini siz bilirsiniz diyen bir Allah! Onların hayatlarını düzenlemek üzere peygamber ve vahiy göndermeyen, hayat programı göndermeyen bir Allah! Öylemi? 
 
Kellâ! Hayır hayır! Öyle değil. O (cc) kullarının hayatına karışmayan bir Allah değildir? İnsanların kılık kıyafetlerine, yemelerine, içmelerine, kazanmalarına, harcamalarına karışmayan bir Allah değildir. Eğer her kim ki Allah’ın dünya hayatına değil, sadece ahiret hayatına etki edeceğini düşünüyorsa, söylüyorsa o kişide müşriktir, ona inanan kişilerde müşriktir.  
Bugün de öyle diyor müşrikler. “Efendim tamam Allah büyüktür, ama Allah hayata karışmamalıdır. Bizler kendi hayatımızı kendimiz belirlemeliyiz. Din mukaddes bir kurumdur ama dini siyasete alet etmemek lazımdır. Din bir vicdan işidir, işlerimizi dine dayandıramayız. Bugün bizim hayatımızı belirleyecek uzmanlarımız, büyüklerimiz, düşünürlerimiz, siyasîlerimiz var diyorlar. Bakın! Yalnızca Allah’ın yetkisindeki konularda, Allah’a ortaklar bulmaya çalışıyorlar.
 
Şimdi düşünelim! Kur’an’ın ve  Peygamberimizin bizim hayatımızda fonksiyonu nedir? İnsanların çoğu Kitap ve Sünneti neden rehber olarak kabul etmiyor? Zira gideceğimiz yere bizi rehber de götürür, merkep de götürür. Ancak arada fark vardır. Rehbere teslim olunur öyle götürür, merkep teslim alınır öyle götürür. Rehbere teslim olunduğunda rehber insanı hedefine götürür, tek büyük Allah’a götürür. Ama Merkep teslim alındığında, Merkep kişinin heva ve arzusuna uygun yere götürür. 
Eğer biz Kur’an ve Sünnete teslim olduysak, onları rehber kabul ettiysek o zaman ne işimiz var bizim merkeple, katırla, putla, yatırla? Niye kendimize göre bir kulluk ihdas edip sonra da Allah’ım biz böyle münasip gördük Sen de bunu bizden böyle kabul et diyoruz? Ey peygamberin yolunun yolcuları: Böyle düşünen müşriklere deyin ki O Allah’tır, tektir. Çünkü tek büyüktür Allah. 
 
Peki, hayatınız konusunda, hayat programınız konusunda sizin efendiniz kim? Büyüğünüz kim? Tek büyüğünüz kim? Siz kime danışıyorsunuz? Yapacaklarınızı, yaptıklarınızı kime soruyorsunuz? Kime başvuruyorsunuz? Çocuklarımı nerede okutayım? Hanımımı, kızımı, oğlumu nasıl giydireyim? Nerelere hangi kıyafetle götüreyim? Hangi mesleği seçeyim? Nerelerden kazanıp nelerde harcayayım? Sofram nasıl olsun? Ev tefrişim, yemek tefrişim nasıl olsun? Nasıl bir hukuktan yana olayım?  Nasıl bir adil şahitlik yapayım? Mirası nasıl paylaşayım? Siyasal yapılanmamız nasıl olsun? Kimlere soruyorsunuz bütün bunları? Kimlerden onay alıyorsunuz? Yani sizin danışma merciiniz kim?
 
Buna göre bir daha düşünelim. Acaba gerçekten biz Rabbimize hayatımızı soruyor muyuz? Allah’ın berisinde kendimize, haşa! Kendimiz gibilerden tek büyük Allah’a birtakım ortaklar, yasa yapıcılar, şefaatçiler bulup, onlara mı danışmaya, onlardan mı izin almaya, onlar kaynaklı mı yaşamaya, onları desteklemeye mi çalışıyoruz? Eğer cevap sizinse, buyurun verin cevabını…
 
En’am Suresi 6/94. Ayetinin meali: “(Ve o zaman Allah buyuracak) İşte, size (dünyada iken) bahşettiğim bütün nimetleri arkanızda bıraktınız ve tıpkı sizi ilk yarattığımızda olduğu gibi, huzuruma yapayalnız (teker teker) geldiniz! Sizin (hayatınız, ölümünüz ve cennete girmeniz)le ilgili (konularda Allah’ın yetkisine ilâhlığına, otoritesine, mülküne, egemenliğine) ortak olduğunu iddia ettiğiniz şefaatçilerinizi yanınızda göremiyoruz (neredeler onlar!) Evet, aranızdaki (tüm) bağlantılar kesilmiş ve (sizi kurtaracaklarını) iddia ettiğiniz (sahte ilâhlarınız) kaybolup gitmiştir!” 
                                                                                                                                                      13.11.2019
                                                                                                                                            Hazırlayan: Şahin ÖZDAŞ
 
Bu içerik 375 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

İLKAV
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
İLKAV Teknik Komisyon