Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Peygamber’e Sövmek Serbest, “Atatürk İlâh Değildir” Demek Suç!...

> İlk Kur’an Neslinin Mekke Örneğinden Çıkarılacak Dersler ve Mekke...

> Kur’an ve Sünnete Dayalı Sahih İslam Anlayışını, Her Şartta Taviz...

> Zulüm bataklığında çürüyüp toplumu da çürüten bir sistemin kurulu...

> Mü’minlerin, Ameller, Hayat Tarzı ve İtaat Alanında Bâtıl Olandan...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2014
 
Hutbe: Mü’minler boş şeylerden yüz çevirirler.
Tarih: 28/11/2014
   


“İnsanların hesap verme günü yaklaşmıştır. Ama onlar (bu dünyada hesap gününe hazırlık yapmaktan) gafil ve uzak bir halde yaşamaktadırlar. Rablerinden kendilerine yeni gelen hiçbir zikir (ayet) yoktur ki, bunu eğlenedururlarken dinlemiş olmasınlar.” (Enbiya: 1,2)

Mü’min bir kalp; eğlenceyle, safsata ve boş işlerle oyalanmayacak kadar meşguldür. Boş söz, boş iş, boşuna özen ve yararsız anlayışlardan (düşüncelerden) uzak tutacak bir meşguliyet…

Çünkü inanmış bir kalp, Allah’ın zikri ve azametinin tasavvuruyla, nefis ve ufuklardaki ayetlerinin tefekkürüyle meşguldür. Çünkü kainatın her bir manzarası, aklı etkilemeye, düşünceyi meşgul etmeye ve vicdanı harekete geçirmeye yetip artmaktadır. Akidenin getirdiği sorumluluklar, bir başka meşguliyettir. Bunun gereği olarak kalbi arındırmak, nefsi tezkiye etmek ve ruhu arıtmak sorumluluğu… Davranışlara ilişkin sorumluluklar… İmanın gerektirdiği yüce konumu muhafaza etme sorumluluğu… Emr-i bi’maruf ve nehy-i ani’l-münker görevi… Hayatın saplantı ve fesattan korunmasına ilişkin yükümlülükler… Akidenin korunmasına, yardımına, yüceltilmesine ve düşmana karşı bekçiliğinin yapılmasına ilişkin olarak cihad yapma sorumluluğu… Görülüyor ki, tükenmez ve mü’minin gaflette kalmasına izin vermez nitelikte pek çok görev ve sorumluluklar söz konusudur. Bunların her biri ya farz-ı ayn, ya da farz-ı kifayedir. Bütün bu görevler, sınırlı beşer gücünü, ömür ve cehdini meşgul etmeye yetecek kadar çoktur. İnsan; ömür ve gücünü, ya hayatın ıslah, kalkınma ve iyileşmesi yolunda harcayacak ya da safsata, boş iş ve eğlence yollarında tüketecektir. Bir mü’min bu yeteneklerini, akidesinin gereği olarak ıslah, onarım ve kalkınma yolunda kullanmak zorundadır. Bunun anlamı, “mü’min zaman zaman istirahat etmez” demek değildir. Çünkü istirahat başka şey, işsizlik, eğlence ve yararsız işler yapmak başka şeydir:
“Namazlarında huşu duyan, boş şeylerden uzak duran mü’minler hiç şüphesiz felaha kavuşmuşlardır.” (Mü’minun: 1-3)

Akide ortamı, hiç şüphesiz çalışma ve çabalama ortamıdır. Aynı zamanda korku ve ürperti ortamıdır. Bu, gerçekten ciddiyet ve çabalama isteyen bir konumdur. Ama insanlar bu konumun ve bunun öneminin farkında değiller.

“İnsanların hesap verme günü yaklaşmıştır. Ama onlar (bu dünyada hesap gününe hazırlık yapmaktan) gafil ve uzak bir halde yaşamaktadırlar. Rablerinden kendilerine yeni gelen hiçbir zikir (ayet) yoktur ki, bunu eğlenedururlarken dinlemiş olmasınlar.” (Enbiya: 1,2)
Bu ayet, ciddiyet tanımaz başıboş insanları tanıtmaktadır. Çünkü onlar, en tehlikeli anlarda, en önemli konularda ve kutsal konumlarda eğlencelerini, safsata ve oyunlarını bırakmazlar. Oysaki, kendilerine gelen zikir (uyarı ve ayetler) Rablerindendir. Onlar ise saygınlık ve kutsallıktan uzak bir halde; yani eğlenedururlarken bunu karşılıyorlar. Ciddiyetten, dikkatlilikten ve kutsamaktan uzak olan bir nefis; bir tür çöküntü, saçmalık ve donmuşlukla karşı karşıyadır. Artık bu nefis, bir yük altına giremez, bir görev yerine getiremez ve bir sorumluluk kaldıramaz. Onun açısından hayat, boş, basit ve ucuz olmuştur. Mukaddesatı önemsemeyen bir ruh, muhakkak ki, hastadır. Görev yüklemek başka, vurdumduymazlık daha başka bir şeydir. Görev yüklemek, ciddi ve duyarlı bir güç demektir. Vurdumduymazlık ise şuur kaybı ve gevşeklik demektir. Eğlence kalbi oyalayan, vakti tüketen, hayır getirmeyen ve kısaca yeryüzüne hayır, adalet ve salah dağıtmakla görevli insana hiçbir kazanç sağlamayan bir şeydir. Bu; İslam’ın özelliğini sınırlarını, yol ve yöntemini çizip belirlediği bir görevdir.
“İnsanlardan kimisi var ki, hiçbir ilme dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve bunu alaya almak için boş sözleri alıp dururlar. İşte bu kimselere alçaltıcı bir azap vardır.” (Lokman: 6)

Umumiyet ifade eden ve işaretleri bütün zamanlarda açık seçik bulunabilen bu ayet-i kerime, bazı tip insanları tanıtmaktadır. Nitekim dün Mekke’deki davet ortamında, yani ayetin indiği ortamda da bu tür insanlar bulunuyordu. “İnsanlardan kimisi var ki,  boş sözleri alıp dururlar…” Boş sözlerin alışverişini yaparlar. Mallarını vererek, vakit ve hayatlarını vererek; yani paha biçilmez varlıklarını vererek satın alırlar boş sözleri… Basit ve pahaya gelmez bir boş söz uğruna bir daha geri gelmeyecek ömürlerini tüketir bu insanlar…

28.11.2014
Hazırlayan: Emrullah AYAN 

Bu içerik 2080 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Emrullah AYAN
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem