Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Müslüman Alim ve Öncü Şahsiyetlerin, İslam Adına Batıl Siyasete D...

> Mısır darbesinin idam kararları ve İslami Duruşumuz - II...

> Mısır darbesinin idam kararları ve İslami Duruşumuz - I...

> Ertelenemez ve Terk Edilemez Sorumluluğumuz...

> İLKAV´ın 25. Yılında Mehmet Pamak´la Söyleşi 3. BÖLÜM :...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2014
 
Hutbe: Mısırdaki idamlar ve müslümanca tavır
Tarih: 02/05/2014
   


“Hakkı kuvvetle batılın üzerine atarız ki o, batılı beyninden vurur. Batıl da hemen yok olup gider.” (Enbiya: 18)

Geçtiğimiz pazartesi günü, Mısır’da, İhvan-ı Müslimin Hareketi lideri Muhammed Bedii’nin de aralarında olduğu 683 kişi daha idama mahkum edildi. Geçen ay idama mahkum edilen 529 kişiden 37’si hakkındaki idam kararını onaylayan mahkeme, aynı davadan 492 kişinin cezasını ise müebbet hapse çevirdi. Darbeyle devrilen eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi de dört ayrı davadan yargılanıyor.
 
Zalim ABD, AB ve İsrail ile işbirliği halindeki Mısır cuntası, yaptığı işkence, zulüm ve katliamdan sonra da geçmişte Seyyid KUTUB’ları, Abdulkadir UDEH’leri idam ettikleri göstermelik mahkemeleri ile Müslüman Mısır halkının gözünü yıldırmak ve onları sindirmek istemektedir.
 
Bütün bu olup bitenleri ABD ve ABD’nin şürekası desteklemekte, darbecileri darbeci olarak değil de “demokrasiyi inşa etme çabası gösterenler” olarak niteleyip sahiplenmektedir. Şüphesiz ki, Mısır’daki darbeci generallerin emperyalist ABD ve işbirlikçilerinin ve kendilerinin süfli çıkarları için tetikçilik yaparak halkın verdiği silahlarla kendi halklarına yönelik katliam yapmaları, uyduruk mahkemelerle icad ettikleri bu idam kararları, efendilerine nazaran daha alçak ve daha zelil bir duruma işaret etmektedir. Böyle bir katliama başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere Batı ve Orta Doğu’daki kuklaları ile İsrail terör devleti gizli ve açık destek verirken Müslümanların sessiz kalması kabullenilemez. Bu fitnenin başı ABD ve İsrail ile onların güdümünde hareket eden Suudi Arabistan ve birkaç körfez emirliğidir. Bunlar, bugün hunharca akıtılan binlerce Müslüman’ın kanından doğrudan sorumludurlar. Biz de bu yüzden zalimlerin başı olan ABD,  AB ve İsrail zalimlerine sesleniyoruz. Ey katil Amerika ve işbirlikçileri! Üç yılı aşkındır Suriye’deki Baa’s katliamına da aynı süfli emperyalist çıkarlarınız, alçakça hesaplarınız ve İslam düşmanlığınız sebebiyle sessiz kaldınız. Rusya, Çin gibi doğulu emperyalistlerle beraber BM’yi işlevsizleştirerek, Esed rejimine kiminiz doğrudan, kiminiz de dolaylı destek vererek hep birlikte bölgemizde ve dünyada Müslüman kıyımı yapıyorsunuz. Allah’ın izniyle o doymak bilmeyen çıkarcılığınızın çamurunda ve akıttığınız Müslümanların kanında boğulacaksınız.
 
Değerli ve izzetli mü’min kardeşlerim. Eğer bizler de bu vahşetlere sessiz kalırsak Rabbimiz bizi hesaba çekecektir. Ahiret gününde “kimin yanındaydınız?” sorusuyla muhatap olduğumuzda ne cevap veririz? Bizler daima, Müslümanların ve mazlumların yanındayız. Ve bu Müslüman’a yakışır, izzetli, ilkeli duruşumuzu sürdürmeye, insani ve İslami sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.
 
İşte hakkın amacı, insanlığı bu batıl ve batılın temsilcilerinden kurtarmaktır. Bundan dolayı hak, ilahlık ve hakimiyet hakkını gaspeden tağutları uzaklaştırıp yeryüzüne tek olan Allah’ın ilahlık ve hakimiyetini yerleştirmekle insanın özgürlüğünü ilan ediyor. Bu özelliği taşıyan İslam’ın kuvvet ve hareket sahibi olması zorunludur. Çünkü İslam, ilanihaye gizlenip kalamaz. Onu alamet türü ibadetlerden ve bireyler arası ahlaki davranışlardan ibaret sayan kimselerin gönlünde mücerred bir inanç olarak kalamaz. Bir kere İslam, yeni bir hayat görüşünü, yeni bir sistemi ve yeni bir toplumu ortaya koymak için harekete atılmak zorundadır. Hayatın içinde var olmak zorundadır. Çünkü İslam, insanlığın pratik hayatında uygulanmak için Allah katından gelmiştir. İslam, ruhun derinliklerinde kök salan bir akidedir. Bu akide, mutlak tevhid ile şirkin arasında bir furkandır, ayırıcıdır. Ruh ve şuurda, ahlak ve davranışta, ibadet ve ubudiyette olanca dallarıyla kök salmış mutlak tevhid ve Allah’tan başka kişilerin, zevk ve ölçülerin, yönetimlerin, gelenek ve göreneklerin uşaklığını gönüllere koyan şirkin bütün biçimleri arasında bir fark… Öyleyse zafer tevhid akidesinin olmalıdır. Akidenin sahipleri, batılla mücadele etmek zorundadırlar… Sonra bu akide, dille söylenen bir lakırtıdan ibaret değildir. O, gerçekleşen bir pratiktir. Açıklamanın pratikteki halidir.
 
Hak, hiç şüphesiz Kudret’in elindeki ağır bir silahtır. Batılın beynini parçalayan bir silah… Yani batılı, bir anda yok edip ortadan kaldıran bir silah… “Hakkı, kuvvetle batılın üzerine atarız ki o, batılı beyninden vurur. Batıl da hemen yok olup gider.”
 
Bu Allah’ın bilinen kanunudur. Hak, bu kainatın tabiatında kök salmıştır. Varlığın oluşumunda kök salmıştır. Batılın ise bu kainatın yapısında yeri yoktur. Geçicidir, hiçbir kök salmışlığı da yoktur. Allah’ın kudret elinin kapıp yok ettiği bir şeyin yaşaması mümkün değildir. Bazı insanlar, zaman zaman hayat gerçeğinin Alim ve Habir Allah’ın bildirdiği bu hakikate aykırı olduğu zannına kapılmaktadırlar. Özellikle de batılın galipmiş gibi şişinedurduğu, hakkın da mağlupmuş gibi uzakta kaldığı bu dönemlerde… Oysaki, bu zamanın sadece bir dönemidir. Allah, bu dönemi dilediği miktarda, sınamak için uzun tutabilir. Ama sonunda ortada kalan, gene ezeli kanundur. Gökleri ve yeri ayakta tutan kanun… İtikat ve davaları da ayakta tutan kanun… Allah’a iman etmiş kimseler, ilahi va’din doğruluğunda en ufak bir kuşkuya kapılmazlar. Varlığın yapısında ve nizamında kök salmış hakkın soyluluğunda ve batılın beynini parçalayıp onu yok eden hakkın zaferinde en ufak bir kuşkuya yer vermezler. Eğer Allah, belirli bir dönemde batılın zaferiyle onları deneyecekse, bilirler ki o, sadece bir denemedir. Hissederler ki Rableri tarafından eğitilmektedirler. Zayıflık ve kusurları yüzünden eğitilmektedirler. Çünkü Allah bu yolla onları, zafer kazanmış bir hakkı karşılamaya hazırlamaktadır. Kudretinin tecellisi için onları hazırlamaktadır. Bu yüzden de onları bu tür denemelerden geçirmektedir. Kusurlarını gidermek ve zaaf noktalarını kapatmak için… Deneme sürelerini, iyileşmeye doğru koşuştukları nispette kısa tutan Yüce Allah, sonunda onların eliyle dilediğini gerçekleştirmektedir. Sonuç ise bellidir: “Hakkı, kuvvetle batılın üzerine atarız ki o, batılı beyninden vurur. Batıl da hemen yok olup gider.” Allah, elbette ki dilediğini yapar. 
02.05.2014
Hazırlayan: Emrullah AYAN     
 
Bu içerik 1034 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Emrullah AYAN
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem