Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Müslüman Alim ve Öncü Şahsiyetlerin, İslam Adına Batıl Siyasete D...

> Mısır darbesinin idam kararları ve İslami Duruşumuz - II...

> Mısır darbesinin idam kararları ve İslami Duruşumuz - I...

> Ertelenemez ve Terk Edilemez Sorumluluğumuz...

> İLKAV´ın 25. Yılında Mehmet Pamak´la Söyleşi 3. BÖLÜM :...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   ALTERNATİF EĞİTİM KONFERANSLARI  >  2009
 
Modern Cahiliye ve İslama Modernist Yaklaşımlar
Tarih: 18/05/2009
   


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen Alternatif Eğitim Konferanslarının bu haftaki konuğu Mustafa Eğilli oldu. “

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı tarafından düzenlenen Alternatif Eğitim Konferanslarının bu haftaki konuğu Mustafa Eğilli oldu. “ Modern Cahiliye ve İslam’a Modernist Yaklaşımlar” konulu konferansta ilk olarak Müslümanların özellikle yaşadıkları toplumun yapısını vahyi ölçülerle değerlendirilmesi gerekliliği üzerinde durularak; “yaşadığımız toplumun özelliklerini ve dünyada olup biteni sağlıklı bir şekilde değerlendirmeden Kur’an-ı hayata aktarmamız mümkün değildir” denildi. Ayrıca sağlıklı bir toplum değerlendirilmesi yapmadan vahyi muhatap kitlelere ulaştırmanın ve İslami mücadele vermenin mümkün olmadığı üzerinde duruldu.
 
Batının seküler düşünce tarzının oluşumu üzerinde durulan konuşmada “Aydınlanma döneminde Batılı aklı keşfetmiştir. Doğruya akıl ve bilim yoluyla ulaşılabileceği inanışı yaygınlık kazanmış bilimsellik adına elle tutulana, beş duyu organıyla hissedilene inanmak gerekli görülmüştür. Post modern diye tanımlanan sonraki dönemde ise mutlak doğrunun olmadığı safsatası terviç edildi.” Tesbiti yapıldı. Eğilli şöyle dedi: “ Önceleri sözüm ona akıl ve bilimden yola çıkılarak vahy, gayb ve yüce yaratıcı inkâr edildi. Ciddi toplumsal çatışma ve buhranların ardından bu kez liberalizmin de etkisiyle mutlak doğrunun olmadığı tezinden yola çıkılarak, yüce yaratıcı olabilir de olmayabilir de, ahiret olabilir de olmayabilir de, kimse bu konularda inancını dayatamaz görüşü yaygınlaştı. Hatta bu konuda daha da ileri gidilerek sadece gaybi alanda değil beş duyu organlarıyla hissedilen alanlar ve hatta bilimin kanıtladığı aklıselimin teslim ettiği evrensel doğrularda bile kuşku ve kargaşa egemen kılındı. Modern yaşamdaki tüm bu dönüşümün, Müslümanlar üzerinde hiç kuşkusuz önemli ve bir o kadar da tehlikeli yansımaları olmuştur. Müslümanlar bu zihinsel kırılmalardan ister istemez etkilenmişler ve bu etkileşim Müslümanların Kur’an ve İslam algılarına da tesir etmiştir. Bilim ve teknoloji anlamında muazzam gelişmelerin olduğu insanlığın çok değişik değer ve inanışlara yöneldiği çağımız önceki asırlardan çok ama çok farklı özelliklere sahiptir. Aklın ve hevanın ilahlaştırıldığı, modernizmin yeni bir din olarak dayatıldığı bir dünyada yaşamaktayız. Yaşadığımız toplumu Kur’an’i bakış açısıyla doğru tahlil etmeliyiz. Bu sebeble İslam öncesi döneme hasredilen cahiliye kavramı toplum değerlendirmesinde bizler için açıklayıcı özelliğe sahiptir.”
 
Konferansta daha sonra cahiliye kavramı cahili toplum ve cahili tutum hakkında bilgiler verildi. Cahili tutum ve sapmaların her toplumda görülebileceği örneklerle izah edildi. Günümüzde Komünist, Kapitalist, Yahudi, Hıristiyan vs. bütün çağdaş toplumların ve seküler, Laik, ulus devletlerin tahakkümü altında bulunan toplumların “modern cahiliye”yi temsil ettiği hatırlatıldı.
 
Konuşmasında kökü itibariyle Latince bir sözcük olan modernizm kavramı üzerinde duran Eğilli: “Batı modernleşmesinin oluşumundaki Antik Yunan felsefesini, ronesansı, reformları, sanayi devrimini görmeden modernleşme tahlilinde bulunmanın anlamsızlığı ve ilgili süreçleri yaşamamış ülkelere dayatılmasının vahameti ortadadır. Modernite, zihinlerden manevi olanı silme ve yaşam mantalitesinin topyekûn sekülarize etme çabası içerisindedir. Bireyselleştirip böldüğü toplumu hangi kimlik sahibi olursa olsun bir arada tutan değerler manzumesinden ayıklayarak zayıf düşürmektedir.”
 
 
Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde modernizmin dinsel ırkçılık tüketim olgusu sekülerizim popülizim gibi etkilerinden bahsedildi. Bu bağlamda kurana tarihselci yaklaşım üzerinde duruldu. Kuran’ın nüzulü dönemindeki olguların belirleyici değil etkileyici olmaları noktasında ele alınmaları ve bunlara anlamı kolaylaştırıcı yardımcı unsurlar olmalarının ötesinde bir anlam yüklememelidir.
 
 
 
Konuşmasında hermenötik okumayı da eleştiren Eğilli; “ Her ne kadar hermenötik tarihselciliği zorunlu olarak öngörmese de bazı öncülleri ve varsayımları dolayısıyla ortak paydalara sahiptirler hiçbir yöntem ait olduğu paradigmadan bağımsız değildir. Bu bile tek başına, kuranı okuma ve anlama çabalarında kullandığımız usullerin niteliğine ve içeriklerine dikkat etmemiz gerektiğini gösterir.
 
 
 
Kur’an’a bilimsel yaklaşım ve bilimsel tefsir örnekleri üzerinde duran Eğilli; “Modernist yaklaşımlar yeni bir Kuran okuma biçimi üretmiştir ve bilimsel yaklaşımda olduğu gibi batının siyasi, ekonomik, askeri ve teknolojik başarılarıyla dünyayı etkisi altına almasıyla başlamıştır.” dedi. Bu bağlamda modernist yaklaşımın öne çıkan temsilcilerinden olan Seyit Ahmet Han, Gulam Ahmet Perviz ve Yaşar Nuri Öztürk’den örnekler verdi. Modernist yaklaşımın batı karşısında savunmacı ve özür dileyici bir dile sahip olduğunu bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde sadra şifa olacak önerilerinin olmadığını söyleyen Eğilli;“Gelinen noktada teslim olmakla direnmek arasında kalan insan tarihinin mağduriyetini yaşamaktadır.”dedi.
 
Mustafa Eğilli konuşmasını şu şekilde tamamladı. “Kuran’ın ifadesiyle, Allah’ın hükmünün dışında aranan çözümlerin tümü “Cahiliye”dir. Dolayısıyla İslam’i olmayan her bir yaşam tarzı; moderniyle, geleneğiyle cahilliyenin içindedir. İslam ise tam bunun karşısında bir kurtuluş hareketidir. Keza o, uygarlığın ta kendisidir.Istılah olarak cahiliye :Allah’ın indirdiği hükümleri ve bilgileri kabul etmeyip, bunların yerine insanlar tarafından konulan hükümlere, düşüncelere ve sistemlere iman etmektedir Keza cahiliye, İslam’ın zıddıdır.”

“İnsanı insanın kulluğundan kurtarma tarafı olan İslam cahiliyenin her türünü ortadan kaldırmaya dönüktür. -yoksa onlar İslam öncesi cahiliye idaresini mi arıyorlar? Yakın sahibi (gerçeği görebilen) bir toplum için, hükümranlığı Allah’tan daha güzel kim vardır? - (Kur’an:5/50) Cehalet ilmin değil daha çok hilmin zıddı olması itibariyle kurtuluşun tam karşısında yer alır.Keza kurtuluş baskıdan, sömürüden, ahlaksızlıktan, heva ve hevesin arzularına esaretten, bireysel ve toplumsal olarak Allah’tan başka ilahlık iddiasında bulunanların tasallutundan, ekonomik ve kültürel alanda fıtratı bozucu her tür adaletsizlikten; dil, ırk, coğrafya putçuluğundan kurtulmaktır.İşte tam anlamıyla cahiliyeden İslam’a geçmekte budur. Dolayısıyla çözüm vahyin dışında aranılırsa, bir cahiliyeden onun başka bir formuna geçilmiş olur..”

Bu içerik 1378 defa görüntülendi.
 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem