Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Peygamber’e Sövmek Serbest, “Atatürk İlâh Değildir” Demek Suç!...

> İlk Kur’an Neslinin Mekke Örneğinden Çıkarılacak Dersler ve Mekke...

> Kur’an ve Sünnete Dayalı Sahih İslam Anlayışını, Her Şartta Taviz...

> Zulüm bataklığında çürüyüp toplumu da çürüten bir sistemin kurulu...

> Mü’minlerin, Ameller, Hayat Tarzı ve İtaat Alanında Bâtıl Olandan...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   BASIN AÇIKLAMALARI  >  2008
 
İlkav´dan Gazze Ambargosunu Protesto Basın Açıklaması
Tarih: 19/12/2008
   


Basın açıklamasına gelen Gazeteciler, Pazartesi günü Ankara’ya gelecek olan İsrail Başbakanı Olmert’e, Irak’ta olduğu gibi, ayakkabı atmaya davet edildiler.

Basın açıklamasına gelen Gazeteciler, Pazartesi günü Ankara’ya gelecek olan İsrail Başbakanı Olmert’e, Irak’ta olduğu gibi, ayakkabı atmaya davet edildiler.

İlmi ve Kültüğrel Araştırmalar Vakfı – İLKAV’ın çağrısı üzerine bugün Mısır Büyük Elçiliği önünde toplanan Ankara’lı Müslümanlar, Gazze halkına yönelik vahşi ambargoyu protesto ettiler. Siyonist işgalci gücün Gazze halkını top yekun yok etmeye yönelik kuşatmasında işbirlikçilik yaparak Rafah kapısını kapatan Mısır Firavununu protesto içerikli İLKAV basın açıklamasını Abdurrahman Çeliker okudu.

Basın açıklamasında, terörist İsrail devletinin 60 yıldır süregelen işgal ve katliamlarına ve en son Gazze’de gerçekleştirmeye çalışıtığı soykırıma ve bu insanlık suçunu bütün dünyanın utanmadan seyretmesine dikkat çekilerek işgalci ve işbirlikçileri protesto edildi.

“Yaşasın İslami Direnişimiz”, “Kahrolsun İsrail”, “Kahrolsun Emperyalist Katiller”, “Hamas’a Selam Direnişe Devam”, “Gazze’ye Selam Direnişe Devam”, “Ambargo ve Kuşatma Yıldıramaz Gazzeyi”, “Hamas’a Gazze’ye Direnişe Bin Selam”, “Kahrolsun Çağdaş Firavun”, “Kahrolsun İşbirlikçi Hainler”, “Ambargocu Zalimdir, İşbirlikçi Haindir”, “Katil Olmert Ülkemizden Defol”,“Zulme Karşı Direneceğiz”, “TEKBİR” ve “TEVHİD”sloganları eşliğinde okunan açıklmada Abdurrahman Çeliker özetle şu hususlara değindi:

“Bir zamanlar sahip oldukları topraklarda şimdi mülteci konumuna düşen Filistinli halk, Siyonist İsrail’in “vaad edilmiş topraklar”a sahip olma hırsıyla ve her şeyi mübah görmesinin bir sonucu olarak yarım asrı aşkın bir zamandır soykırıma tabi tutulmakta ve İsrail, uluslar arası hukukla dalga geçercesine tüm dünyanın gözünün içine baka baka kundaktaki bebekten ömrünün son demlerini yaşayan yaşlılara ve savunmasız kadınlara kadar her canlıya saldırmakta, bunu da devlet güvenliği adına yaptığını söylemektedir. Filistin topraklarında inşa edilen ırkçı ayırım duvarı, Lahey uluslar arası adalet Divanı’ nın duvar inşasının yasal olmadığını belirten kararı hiçe sayılarak bir utanç abidesi olarak yapımına devam edilmektedir. Bugün Gazze’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Filistin halkı en temel haklarından yoksun bırakılmıştır. Hastanelerdeki yaralılar ve hastalar her türlü tıbbi yardımdan mahrum bırakılmıştır. Siyonist İsrail, işgali ve ablukasıyla Gazze’yi adeta büyük bir cezaevine dönüştürmüştür. Tüm bunlar yaşanırken neredeyse tüm dünya sessiz kalmakta ısrar ediyor. Aslında bu ambargo, sadece Filistin halkının çektiği sıkıntıları ortaya çıkarmıyor aynı zamanda ambargoya karşı sessiz kalan uluslararası toplumun işlediği suçları da açığa çıkarıyor.”

 
“Buradan Mısır Devletine, diktatörüne, çağdaş Firavuna çağrıda bulunuyoruz. Gazze halkı için belirli günlerde değil sürekli olarak Rafah sınır kapısını açmalarını istiyoruz. Unutmayın, bizlerde unutmayacağız. Ümmet ve tarih, Mısır’ın bu duruşunu, Siyonist İsrail ile yaptığı anlaşmaları, Gazze’de bulunan genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek Müslümanları açlığa mahkum eden, hastanelerde onları ölüme terk eden, onları karanlığa gömen Siyonist kuşatmaya verdiği desteği unutmayacaktır.”
 
“Bunca zulmü yapmalarına rağmen, İsrail Terör devletinin Başbakanı katil Ehud Olmert utanmadan Pazartesi günü Ankara’ya gelecekmiş. Gazze’de soykırıma yönelik vahşi ambargo ve kuşatmayı acımasızca sürdüren bu eli kanlı katili Türkiye’ye davet edenleri, onun mazlum Müslüman Filistin halkının kanına bulanmış elini sıkmaya hazırlananları, yaptıkları bu çirkin işbirliğinden utanmaya ve terör devletiyle kurdukları bu işbirliğini kesmeye davet ediyoruz. Katil Olmert’e de “pis katil ülkemize gelme, defol” diyoruz.”
 
Basın açıklamasının okunmasının ardında İLKAV Başkanı Mehmet Pamak yaptığı kısa konuşmasında şunları söyledi :
 
“Bugün Flistin’de, Gazze’de bütün dünya insanlığını utandırması, başını yere eğdirmesi gereken, tam bir insanlık dıramı, vahşi bir soykırım yaşanıyor. 1.5 milyonluk bir halk topyekun yok edilmeye çalışılırken bütün dünya devletleri ve uluslar arası kuruluşlar utanmazca, ahlaksızca seyrediyorlar. Bugüne kadar hiçbir BM kararına uymamış bulunan terörist İsrail, insani yardım kuruluşlarının çabalarını da engelleyerek BM’e ve bütün dünyaya meydan okurcasına zulmünü ısrarla sürdürüyor. ABD’nin emriyle Irak’a haksız yaptırım kararını kolayca veren BM ve diğer kuruluşlar terörist İsrail’in bütün yaptıklarına, soykırımına seyirci kalmayı sürdürüyor. İran haricindeki tüm halkı Müslüman ülkeler Arap devletleri, İKÖ ve Arap Birliği ahlaksızca seyrediyorlar. Önemli bir kısmı ise, seyirci bile kalmayıp İsrail terör devletiyle işbirliği yapma alçaklığını da gösteriyorlar. Mısır’ın çağdaş Firavunu ise daha ileri gidip, terör devletinin inşa ettiği duvarlarla ve kuşatmayla ceza evine çevirdiği Gazze’nin kapılarını kapatıp, terör devletince verilen gardiyanlık görevini en sadist duygularla yerine getiriyor. İşte bütün bu zulümleri, zalimleri ve işbirlikçi alçakları protesto etmek ve hepimizin onurunun, insanlık onurunun ve ümmetin onurunun savunucusu, onurlu Gazze halkının ve Hamas’ın, Müslüman kardeşlerimizin yanında yer aldığımızı haykırmak için bugün burada toplandık.”
 
Mehmet Pamak, konuşmasını bitirirken, orada bulunan gazetecilere seslenerek şunları söyledi:
 
Biliyorsunuz katil işgalci, İnsanlık suçlusu ve terörist Bush’un suç ortağı Ehud Olmert Pazartesi günü Ankara’ya geliyor. Yine bildiğiniz gibi, Bush Irak’lı yiğit ve kahraman bir gazetecinin onurlu protestosuna muhatap olmuş ve ayakkabı fırlatılarak layık olduğu şekilde aşağılanmıştı. Ehud Olmert’e yaklaşmamıza fırsat verseler, biz de onu, Allah’ın izniyle ayakkabıların altına gömeriz. Ama bizim ona yaklaşmamıza fırsat vermezler. O halde iş, siz Türkiyeli gazetecilere düşüyor. Bakalım Iraklı gazeteci gibi bir veya birkaç yiğit aranızdan çıkacak mı? Bunu bekliyoruz. Irak’ta şartlar daha ağır olduğu halde o gazeteci ölümü göze alarak bu insani sorumluluğunu yerine getirdi ve insanlık onurunun ayağa kaldırılması mücadelesine önemli bir katkıda bulundu. Irak’ın ağır şartlarına rağmen bir yiğit çıktığına göre, Türkiye’de daha fazla sayıda gazeteci bu insanlık suçlusu zalime ayakkabılarını fırlatma yürekliliğini göstermelidir. Bunu yaparsanız sizi tebrik ve takdir edeceğiz ve siz bu eyleminizle onur kazanacakszınız” dedi.
 
Basın açıklaması, Almanya İnsana Hizmet Vakfı başkanı Yalçın İçyer’in yaptığı dua ile son buldu.
 
İçyer; Allah’ın, Filistinli. Gazzeli, Iraklı, Afganistanlı mazlum halklara ve onların direnişçi evlatlarına yardım etmesini, onların azim, sabır ve direnme güçlerini arttırmasını, onları kâfirlere, zalimlere, işgalcilere karşı muzaffer kılmasını ve bizlere de ümmet bilinciyle bu kardeşlerimizin samimi yardımcıları olmayı nasip etmesini niyaz etti. Ümmetin, Kur’an’dan ve Resulullah’ın (s) yolundan uzaklaştığı için, tevhid ümmeti olma vasıflarını yitirdiğini ve bu sebeple parçalanmışlığın, dağılmışlığın ve sonuçta zilletin içine sürüklendiğini ifade ederek, Rabbimizin bütün Müslüman halklara, Hablullah olan Kur’an’a topluca sarılarak yeniden tevhid akıdesinde vahdeti yakalamayı, yeniden ilk nesil gibi kardeşleşip güç birliği yaparak, bütün bu zulüm ve zillete son verme iradesini ve izzetli günleri nasip etmesini diledi.
 

Bu tür eylemlere müsait olmayacak şekilde dar olan Mısır elçiliğinin önünde ve yoğun trafiğe rağmen yaklaşık 300 kişinin katıldığı basın açıklaması tekbir ve tevhid sloganlarıyla sona erdi

 









BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ

 
İnsanlık, bir kez daha Siyonist İsrail eliyle gerçekleştirilen bir zulme ve barbarlığa tanıklık etmektedir. Bu zulüm; her dinden, her milletten, her coğrafyadan insanın kanını donduran ve “yeter artık” dedirten boyuttadır. Ancak Gazze hala Siyonistlerin işgali altında bulunmakta ve zulüm şiddetini gün geçtikçe artırmaktadır. Ve Müslüman Filistin halkını, Gazze’de bulunan İslami direnişi büyük bir soykırıma tabi tutmaktadır. Daha dün kendilerine soykırım yapıldığını iddia edenler bu gün başka bir halka, mazlum Filistin halkına soykırım uygulamakta, onları açlıkla, susuzlukla, ilaçsızlıkla, korku ve şiddetle terbiye etmeye çalışmakta, işgale karşı direnen İslami direnişin gücünü ve ona olan halk desteğini kırmaya çalışmaktadır. Mekkeli müşrikler de Hz Peygamberimize ve ashabına zulmetmiş ambargo ve tecrit uygulamışlardı. Sonuçta o günkü müşrikler nasıl Allah’ın (CC) gazabına uğramışlarsa, bu gün de Siyonistlerin aynı gazaba uğrayacaklarından şüphemiz yoktur inşaallah.
 
Filistin topraklarını 1948 yılından beri işgal altında tutan Siyonist İsrail, yayılmacı politikalarını her geçen gün artırarak devam ettirmekte ve Filistinlilere adeta nefes alacak alan bırakmamaktadır. Bir zamanlar sahip oldukları topraklarda şimdi mülteci konumuna düşen Filistinli halk, Siyonist İsrail’in “vaad edilmiş topraklar”a sahip olma hırsıyla ve her şeyi mübah görmesinin bir sonucu olarak yarım asrı aşkın bir zamandır soykırıma tabi tutulmakta ve İsrail, uluslar arası hukukla dalga geçercesine tüm dünyanın gözünün içine baka baka kundaktaki bebekten ömrünün son demlerini yaşayan yaşlılara ve savunmasız kadınlara kadar her canlıya saldırmakta, bunu da devlet güvenliği adına yaptığını söylemektedir. Filistin topraklarında inşa edilen ırkçı ayırım duvarı, Lahey uluslar arası adalet Divanı’ nın duvar inşasının yasal olmadığını belirten kararı hiçe sayılarak bir utanç abidesi olarak yapımına devam edilmektedir. Bugün Gazze’de bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Filistin halkı en temel haklarından yoksun bırakılmıştır. Hastanelerdeki yaralılar ve hastalar her türlü tıbbi yardımdan mahrum bırakılmıştır. Gazze için gereken yakıtın geçişine izin verilmemesinden dolayı elektrik santrallerinin durması nedeniyle hastanelerde ameliyat odaları, yoğun bakım üniteleri, diyaliz makineleri, çocuk bakım üniteleriyle ambulanslar tamamıyla durmuştur. Kuşatmadan dolayı salgın hastalıkların baş göstermesi de kaçınılmazdır. Çocuklar açlıktan ölme sınırında bulunmaktadır. Siyonist İsrail, işgali ve ablukasıyla Gazze’yi adeta büyük bir cezaevine dönüştürmüştür. Tüm bunlar yaşanırken neredeyse tüm dünya sessiz kalmakta ısrar ediyor. Aslında bu ambargo, sadece Filistin halkının çektiği sıkıntıları ortaya çıkarmıyor aynı zamanda ambargoya karşı sessiz kalan uluslararası toplumun işlediği suçları da açığa çıkarıyor.
 
Tüm bu sessizliğe, hainliğe, işbirliğine, yalnız ve mahsun bırakılmalarına rağmen Gazze halkı, Gazze’nin onurlu ve yiğit halkı, İslami direnişini ısrarla sürdürüyor. Bizlerden ne yiyecek ne silah, hiçbir şey istemiyorlar, istedikleri tek şey zulme sessiz kalmamamız. Filistin davası, yalnızca Filistin’li Müslümanların değil ümmetin davasıdır. Unutmayalım ki Filistin’deki İslami Direniş sadece kendisini temsil etmiyor. Sadece Filistin’i savunmuyor. Zira Filistin direnişi, ezilen, sömürülen, işgale ve katliama maruz kalan tüm insanlığın direnişidir. Filistin İslami direnişi, insanlık onurunu düştüğü çukurdan ve çamurdan kurtarıp yeniden ayağa kaldırmanın adıdır. Hamas da sadece Filistinlileri temsil etmiyor. Hamas, tüm İslam ümmetini, direnişin safında duran tüm onurlu ve hür insanları temsil ediyor. Hamas, Filistin topraklarında İsrail’i tanımayı reddedenleri, Amerika’nın hegemonyasına karşı çıkanları temsil ediyor. İslami direniş onuru ve izzeti temsil ediyor. İşte bu yüzden izzeti kafirlerin, zalimlerin yanında arayanlara, onlarla aynı safta yer alanlara, Mısır’a, Ürdün’e, Arabistan’a, Türkiye’ye ve diğer coğrafya ülkelerine sesleniyoruz ve diyoruz ki; “İzzet de, şeref de, onur da ancak Müslümanların yanında olmakla mümkündür. İslam davasını, Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı savunmakla, İşgal edilmiş yerlerde işgale, katliama karşı onurla mücadele etmekle mümkündür.”
 
Kardeşlerim! “Kuşatılan Gazze değil İslami Direnişimizdir.”
Gazze’de ambargoya maruz kalanlar, açlıkla sınananlar, hastanelerde ilaç olmadığı için, elektrik olmadığı için ölenler, göğüslerinde çocuklarına emzirecek sütü kalmayan anneler, direnişi ve Allah için yaşamayı ölüme tercih edenler, belki de bizlerin bir gün dahi dayanamayacağımız zorluklara rağmen Rabbim Allah’tır diyerek Siyonist katliam çetesi İsrail’e karşı 60 yıldır direnenler, savaşanlar, zulmü, katliamı, işkenceyi ifşa edenler bizim kardeşlerimizdir. Zira “Müslümanlar ancak kardeştirler.” Onlar her türlü zorluğa rağmen Allah için ve hepimizin onuru için hala direniyorlar, taviz vermiyorlar. Gözleri bizlere bakmaktadır. Ve gözleri bizlere haykırmaktadır; “Biz vacip olan bir çağrıda bulunuyoruz; vacibin ne olduğunu bilen herkese! Vicdanı uyanık olanlara! Bu duruma tanık olan tüm Müslümanlara ve Araplara! Yöneticilere, krallara, alimlere, halklara çağrıda bulunuyoruz: Sessizliğinizi bozun! Ne zamana kadar sessiz ve hareketsiz kalacaksınız? Her geçen gün işler daha kötüye gidiyor. Bu halk için gerçek dostları nerede? Bu durumu durdurmak, her aşamada Gazzeye, Batı Yaka'ya, Kudüs'e ve bütün Filistin halkına yardımcı olmak gibi tarihi bir sorumlulukla karşı karşıyayız."
İşgale direnen kardeşlerimiz, Siyonist İsrail’in pervasızca gerçekleştirdiği bu katliamların karşısında bizlere seslendiler ve dediler ki; “Tüm İslâm ülkelerindeki yönetimleri ve toplumlarını Siyonist düşmanın bu tutumuna karşı tavır almaya, Filistin halkının haklı direnişine destek vermeye, onun üzerindeki insanlık dışı kuşatmanın sona erdirilmesi için aktif olarak devreye girmeye ve sessizliklerini artık sona erdirmeye çağırıyoruz.” Biz de direnen onurlu kardeşlerimizin bu çağrılarına insan olmanın kazandırdığı duyarlılıkla ve ümmet olmanın verdiği sorumlulukla icabet ettik, katliama seyirci kalmayacağımızı ve sonuna kadar işgale direnen kardeşlerimizin yanında olacağımızı haykırmak için burada toplandık. Filistin’de İslam için, Allah için, insanlık onuru için direnen kardeşlerimiz böyle feryat ederken sizler, bizler nasıl sessiz kalabiliriz, nasıl yerimizde oturabiliriz.
 
“Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zâlim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?”
 
Buradan Mısır Devletine, diktatörüne, çağdaş Firavuna çağrıda bulunuyoruz. Gazze halkı için belirli günlerde değil sürekli olarak Rafah sınır kapısını açmalarını istiyoruz. Unutmayın, bizlerde unutmayacağız. Ümmet ve tarih, Mısır’ın bu duruşunu, Siyonist İsrail ile yaptığı anlaşmaları, Gazze’de bulunan genç, yaşlı, çocuk, kadın, erkek Müslümanları açlığa mahkum eden, hastanelerde onları ölüme terk eden, onları karanlığa gömen Siyonist kuşatmaya verdiği desteği unutmayacaktır.
 
Mısır Devletine bir kez daha hatırlatıyoruz, işgale yardım edenler, işbirliği yapanlar, Filistin halkının direnişini birkaç dolara satanlar, sessiz kalanlar, İsrail işgaline karşı çıkma ve Müslüman dünyasının kalbinde terörist İsrail devletinin kurulmasını engellemeye güçleri yettiği halde herhangi bir şey yapmayanlar, hem dünyada katil işgalciden daha alçak ve zelil durumda olacaklar, hem de kıyamet gününde şiddetli bir hesaba çekileceklerdir.
 
Ancak her türlü zulme, işgale ve katliama rağmen, ambargoya rağmen, entrikalara, açlığa maaşların kesilmesine, elektriklerinin kesilmesine rağmen, İslami direniş hala devam etmektedir. İman sahipleri derler ki; " Bu Allah'ın bize vaat ettiğidir." Bugün Hamas’ı, İslami Direnişi yok etmeye çalışan müstekbirler, işbirlikçiler teker teker düşmektedir. Bush, düştü ama Hamas hala direniyor. Allah’ın izniyle, direnişimiz sürdükçe Siyonist İsrail’de yok olup gidecektir. ABD ve İsrail, Filistin’in meşru hükümeti Hamas’a karşı darbe yapmaları için bazı Filistinlileri mal ve silahla desteklemektedir. Filistin halkının kanı üzerinden siyaset yapan işbirlikçi Abbas’ı, işbirlikçi Arap diktatörleri ve Siyonistlerle aynı masaya oturanları kınıyoruz. Kuşatma ve saldırıların devam ettiği bir dönemde Ramallah yönetimi, Abbas ve işbirlikçi yandaşları işgal devletiyle görüşmeler yapıyor, yardım alıyor ve İsrail, ABD silahlarıyla Gazze’deki İslami yönetimi ve direnişi kırmak için savaş hazırlıkları yapıyor. Bu görüşmeleri ve Abbas Başkanlığındaki Ramallah yönetimini kınıyoruz ve Gazze’de devam eden insanlık dramının ortağı olarak gördüğümüzü ilan ediyoruz. Ve onlara Allah’ın ayetlerini hatırlatıyoruz; “Zalimler yakında nasıl bir inkılapla devrileceklerini bileceklerdir.”
 
Bunca zulmü yapmalarına rağmen, İsrail Terör devletinin Başbakanı katil Ehud Olmert utanmadan Pazartesi günü Ankara’ya gelecekmiş. Gazze’de soykırıma yönelik vahşi ambargo ve kuşatmayı acımasızca sürdüren bu eli kanlı katili Türkiye’ye davet edenleri, onun mazlum Müslüman Filistin halkının kanına bulanmış elini sıkmaya hazırlananları, yaptıkları bu çirkin işbirliğinden utanmaya ve terör devletiyle kurdukları bu işbirliğini kesmeye davet ediyoruz. Katil Olmert’e de “pis katil ülkemize gelme, defol” diyoruz.
 
Son olarak buradan zalimlere sesleniyoruz; “Ambargo, mü'münlerin imanını artırmıştır." ve Filistinli Müslümanların şanlı direnişi arz-ı mevut projesini, Siyonist İsrail ve İşbirlikçilerinin planlarını, Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi inşaallah ters yüz edecektir.
 
19. 12. 2008
 
İLKAV
İLMİ VE KÜLTÜREL ARAŞTIRMALAR VAKFI
Bu içerik 982 defa görüntülendi.
 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem