´Hz. Peygamberin örnekliğinde İslami Hayat´ konferansı yapıldı... - İLKAV - İlmi ve Kültürel Arastırmalar Vakfı
Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Umutsuzluk Yok, Mücadeleye Devam...

>  Suud Ve İran Özelinde, Ulus Devletler Dönemindeki Statüko Dinler...

> Saltanat Döneminde Oluşturulan Statüko Dinleri Ve Müslümanlar...

> TARİH BOYUNCA TEVHİD DİNİ´NİN KARŞISINA HEP ´´STATÜKONUN DİNİ´´ Ç...

> ESARET ALTINDA PARÇALANMIŞ ZİHİNLER, ÖZGÜN VE BÜTÜNCÜL İSLAMİ DÜŞ...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   ALTERNATİF EĞİTİM KONFERANSLARI  >  2011
 
´Hz. Peygamberin örnekliğinde İslami Hayat´ konferansı yapıldı...
Tarih: 17/05/2011
   


İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı –İLKAV’ın konferansları KTÜ Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Celalettin Vatandaş ın “Hz. Peygamberin örnekliğinde İslami Hayat” konulu sunumu ile bu hafta son buldu. İLKAV konferans salonunda bayan erkek büyük bir katılımla gerçekleştirilen konferansa Emrullah Ayan’ ın Kuran ve mealini okuması ile başlandı.

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı –İLKAV’ın konferansları KTÜ Öğretim Üyelerinden Prof.Dr. Celalettin Vatandaş ın “Hz. Peygamberin örnekliğinde İslami Hayat” konulu sunumu ile bu hafta son buldu. İLKAV konferans salonunda bayan erkek büyük bir katılımla gerçekleştirilen konferansa Emrullah Ayan’ ın Kuran ve mealini okuması ile başlandı.

Celalettin Vatandaş, modern hayatın, insanları ve özelde Müslümanları nasıl sekülerleştirip, bireyselleştirdiğini “Allah sız “ bir hayatın topluma mal edilerek tüketim köleleri haline getirilmek istendiğini canlı örneklerle anlattığı konuşmasında, vahyin peygamberden ayrı düşünülemeyeceğini belirterek yürüyen Kuran olan peygamberimiz Hz. Muhammed’ in doğru örnek alınarak tüm bu sapmalardan kurtulabileceğimizi vurguladığı konuşmasının özetini aşağıda veriyoruz.

Neden Bir Modele İhtiyaç Var?

Bir insan olarak model ve rehber anlayışımız bir yarışmayı telkin ediyorsa (hayatta karşılığı olmayan övünmenin aracı ise)bunun bir anlamı yoktur. Örnek alınacak kişinin içeriği ile iyi bilinmesi şarttır.

Bugünün dünyası Allah’sız bır dünya. Bireyin ve toplumun hayatında Allah yok.Modacılar,politikacılar,artistler,entelektüeller,din tüccarları var. Müslümanım diyen bir sürü insanın zihin dünyabında modacılar,imaj makerlar daha güçlü. Bunun Buna sekülerlik diyoruz.Sekülerlik Allahı inkar etmez.Sadece hayatına karıştırmaz.Sözlü olarak söylemesede uygulama odur.Batıdaki Rönesans sonrası hümanizm,modernite ve sanayi devrimi sonucu oluşan zihin ve ekonomik yapı bunu getirmiştir.

Allah bireysel ve toplumsal hayatımızda yoksa ne olur.Olanı tüm dünyadaki adaletsizlik,zulüm,hertürlü olumsuzluk ,fahşa ve münkerde görüyoruz. Biz Allaha bireysel ve toplumsal hayatımızı adalet ve ahlak temelinde inşa etmek için teslim olmuşuzdur. Benim Allaha ihtiyacım var.Lisanımızda olan Allah bile uzaklaştırılıyor.” Kendine iyi bak, bye, günaydın” vs… Dil ile hayat örtüşür.Dil inancın köprüsüdür.Müslüman toplumda doğan bir çocuğa Allahın iradesi ve varlığı konusunda özel eğitim vermeye gerek yoktur.Sadece nasıl kulluk edileceği noktasında eğitim verilir.Bugünkü toplumumuzda gençlerin bile Allahın varlığı hakkında eğitime ihtiyacı var.Bizim Allahın hakimiyeti olan bir dünyaya ihtiyacımız vardır.Şiddetin ve zulmün hakimeyeti şu anda mevcuttur.Her akşam televizyonlarda yayınlanan diziler bile bunun bir göstergesi.Sonrada bu topluma ne oluyor diye soruyoruz.Çizgi filmler bile şiddet yüklü.Bizim çocukluğumuzda Küçük Ev diye bir dizi vardı.Bazıları onu gizli hristiyanlık propagandası yapıyor diye eleştirirdi.Ama o dizideki anne,baba ve çocuk ilişkileri bile bizim “İslami kanal “ dizilerimizden daha iyi idi.

Modern hayat şiddeti çok daha fazla içimize sokmuştur. Tabiatı feth olunacak bir nesne olarak gördüğünden çevre kirliği,kimyasal kirlilik,genetiği değiştirilmiş hayvan ve bitkiler bu zihniyetin sonucudur.

Serkeşlik eden hanıma bir tokat atılması ruhsatı ( en üst yaptırım olarak) islamı sorgulama vesilesi yapan kişiler hergün dizilerde sevgili tokatlatılmasına bir şey demiyor. Akılın olmadığı bir dünyada yaşıyoruz.

Tüketim Köleliği

İnsanlık tarihinin en çok kölesinin yaşadığı bir dünya zamanına dek geldik. Tüketim köleleri ile dolu bir insanlık. Cinsellik konusuda alabildiğine sömürülen bir meta haline geldi.Aslında hayatın yeme içme gibi doğal bir parçası olan cinsellik hayatın merkezi haline getirildi.Bütün dinler mahremiyeti saygı duyulan bir husus görürken,modern hayat teşhirciliği her tarafa yayıyor.Kadının değeri bedeni ve cinselliğe indirgendi. Bunu da kadını erkeklerle eşit hale getireceğiz diye yaptılar. Değer bedene indirgenirse gözdeki bir çizik,bir tutam et nakısa haline gelir.Kapitalizmin köleleri haline getirilmek için zihni değişim başarılmıştır. Erkeklerde bunların peşinde koşan sürülere dönüşmüştür.

Bireycilik

Bireycilik egemen kılındı. Müslümanların çocukları bile egoist, doyumsuz.Sadece kendini düşünüyor.Şehircilik ve ev planında Kapitalizmin gereği küçük çekirdek aileler teşvik ediliyor.Ailede büyüklere yer yok.Onlar huzurevlerine. Çocuklarda kreşe. Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış gibi.

Çıkış Yolu Doğru Bilgi Vahiy

Özelde davranış genelde ise yaşayış tarzı ile bilgi arasında bir ilişki olduğu, daha doğru bir tanımlamayla olması gerektiği açıktır. Hemen herkes bu ikili arasındaki ilişkinin varlığını ve hatta zorunluluğunu kolaylıkla kabul eder. Zira bilgiye dayanmayan davranışlar ve yaşayış tarzları her an her yere ve yöne savrulabilirken, davranışa dönüşmeyen bilginin de işlevsiz bir entelektüelizmin dışında kayda değer bir önemi yoktur. Bu nedenledir ki “İnsan tutum, hak ve davranışlarında bilgili ve dolayısıyla bilinçli olmalıdır” gibi bir ilkeyi dile getirmek her zaman gayet mümkün ve kolaydır. Bu aşamanın bir adım sonrası ise bilginin doğruluğu ile ilgilidir. Zira doğru olmayan bilgi bir değer ifade etmediği gibi, son derece yanlış davranışlara ve o davranışların şekillendirdiği bir hayat tarzına yol açar. Özetle insan tutum ve davranışlarını doğru bilgiye dayandırmak ve böylelikle doğru bir hayat tarzının mensubu olmak ister. Buraya kadar her şey açık ve anlaşılır; sapkın, yanlış bir hayat tarzını bilerek kendilerine yol edinenler hariç dini, kültürü, mesleği her ne olursa olsun dile getirilen ilkeyi dile getirir ve savunur. Ancak bilgiyi doğru yapan şeyin ölçüsünün ne olduğu, bir başka söyleyişle doğru bilginin ölçütünün ne olduğu gündeme gelince en derin ayrışma başlar. Örneğin akla uygunluğu her türlü bilginin doğruluk ölçütü için yeterli tek ölçüt olduğunu dile getirenler olacağı gibi, haz veren şeylere uygunluğun doğruluk ölçütü olmaya yettiğini savunanlar da olacaktır. Bu konuda yığınla farklı yaklaşım ve dolayısıyla ölçüt dile getirilmiştir ve getirilmeye de devam etmektedir. Başta akıl olmak üzere insani bazı özellikleri bir kısım bilginin doğruluk ölçütü için gerekli ve yeterli olduğunu dile getirmekle birlikte mutlak anlamda beşeri hiçbir ölçütün yeterli olmayacağını, mutlak doğruluk ölçütünün ancak ilahi olduğunu, vahyin bu bilginin en tartışılmaz biçimi olduğunu dile getiren ve savunanlar da vardır. Biz Müslümanlar, bu durumu ifade edenlerin içerisinde önemli bir kesimi oluşturuyoruz ve vahyin, bilginin doğruluğu konusunda mutlak ölçüt olduğu konusunda hiçbir tereddüt taşımayız. Burada ki tereddüt doğrudan imani bir sorun olarak karşımız çıkar. Çünkü hakikat/mutlak doğru bilgi, tereddütsüz bir kabulü gerektirir. Bundan dolayıdır ki ismimiz Müslüman’dır, yani hakikate/mutlak doğru bilgiye, bir başka ifadeyle vahye teslim olanlarız.

Vahye teslimiyeti kabul etmek imani bir durum olarak anlam ve önem kazanıyor. Vahyin inşa ettiği bireysel ve toplumsal hayat örnekleri de imanımızın doğruluk ölçütü olarak özel bir önem ifade ediyor. Zira İslam hariç hiçbir din ve ideoloji doğruluğunun somut göstergesi olarak tarihsel bir gerçeklik boyutuna sahip olamamış, bir ütopya olarak sadece zihinlerde bir saadet çağı inşa etme çabası yürütmüşlerdir. İslam’ın bireysel ve toplumsal açıdan doğruluğu tarihsel bir gerçekliğe sahiptir ve tarihteki özel ve muhteşem yerinde durmaktadır.

Gelelim günümüze ve günümüz Müslümanları olarak bize; Hakikatin bilgisi elimizde, o hakikatın inşa ettiği saadet asrı geçmişimizde, fakat bireysel veya toplumsal durumlarımız problemli, sıkıntılı. Sözlerimizle hakikati temsil ediyoruz, imanımızla hakikatin aydınlattığı bir zihinsel dünyanın mensubuyuz. Ama ne var ki halimizden memnun değiliz, gidişatımız yanlışlarla dolu, gönüllerimizi bir karabasan gibi dertler ve sıkıntılar sarıp sarmalamış. Bu durumda doğal olarak soruyoruz ve sormamız da gerekiyor: “Bir yerlerde yanlışımız var, ama nerede?” Aslında bu oldukça önemli ve hayati sorununu cevabı hiçte zor değil. Yeter ki sahip olduğumuzu, mensubu olduğumuzu ifade etmekten mutluluk duyduğumuz, onur kazandığımız hakikatin üzerinde durarak halimize bir göz atalım. Görülecek ki dertlerimizin dermanı, problemlerin çözüm formülleri hemen yanımızda duruyor.

Doğru Örnek/Model Hz.Muhammed

Bu bataktan çıkmak için yukarıda da bahsedildiği üzere vahye sarılmamız gerekiyor.Bu bilgi bizim için çok gerekli bir yoldur.Yüce Rabbimiz insanlara sadece teorik bilgi göndermemiştir.Yoksa bizler onu da öyle bir çarptırırdık ki tanınmaz kılardık.

Kuran, peygamber ayrılmaz bir bütündür. Peygamber yürüyen Kurandır. Teorik ve pratik bir bilgiye sahibiz. Haritamız ve rehberimiz var. Ancak bize öyle bir rehber anlatılıyor ki günde elinden beş defa mucize zuhur eden bir peygamber. Bakış açımız şu olmalı: Hz. Salih’in devesi beni ilgilendirmiyor. Devesi onun kavmini ilgilendiriyordu. Hz. İbrahim’in ateşi beni ilgilendirmiyor. Beni onun misyonu ilgilendiriyor. Yol haritasını okuyacak rehbere ihtiyacımız var. Bu kadar mucizesi olan bana rehber olamaz.Bugün işimize peygamberimizin izlediği yol haritası yarar.

Hidayet rehberimizin en büyük düşmanları onu seven yol abdallarıdır.Aşırı sevenler daha çok zarar vermişlerdir.Beşer olmaktan çıkarmışlardır.Model kuru bir sevgiye indirgenmiştir.Gül ve kutlu doğum..Rehberlik ve önderlik daraltılarak namaz,oruç,hac ile kaldı.Bundan öte ekonomide ,hukukta,psikolojide,aile ilişkilerinde de model olması hatırlanmıyor.

Alemlere rahmet olarak gönderildiği vahiyle bize bildirilen Peygamberimizin (SAV) bu vasfını ben bizler için en güzel örnek olarak kendi alemimizi oluşturan hayatımız içindeki ekonmik,siyasi,ahlaki,kültürel,toplumsal vs… tüm boyutlarda yolunu takip etmek olarak algılıyorum.Hz. Ebubekir,Ömer gibi zirve şahsiyetler ancak Kuranın rehberliğinde bu hakikat temsilcisini model aldıkları için oluşmuşlardır.

Bugün için kitap ve Elçisi ile olan ilişkilerimizde sorunlarımız var.Huzurun ve sıcaklığın hızla uzaklaştığı evlerimize rahmet yağması gerekiyor.

Sonsöz eğer Peygamberi doğru model/örnek alırsak bütün alemlerimiz (ekonomik,psikolojik,ahlaki,ailevi,sosyal,siyasal vs…) rahmetle dolacaktır.

Konferans, oldukça yoğun gelen sorulara verilen cevapların ardından İLKAV’ın geleneksel çay ve simit ikramıyla sona erdi.















Bu içerik 1639 defa görüntülendi.
 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem