Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
>  Suud Ve İran Özelinde, Ulus Devletler Dönemindeki Statüko Dinler...

> Saltanat Döneminde Oluşturulan Statüko Dinleri Ve Müslümanlar...

> TARİH BOYUNCA TEVHİD DİNİ´NİN KARŞISINA HEP ´´STATÜKONUN DİNİ´´ Ç...

> ESARET ALTINDA PARÇALANMIŞ ZİHİNLER, ÖZGÜN VE BÜTÜNCÜL İSLAMİ DÜŞ...

> Müslüman Alim ve Öncü Şahsiyetlerin, İslam Adına Batıl Siyasete D...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2016
 
Hutbe : Taklit, Yılbaşı ve Tüketim Çılgınlığı“
Tarih: 30/12/2016
   


Onlara: Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin, denildiğinde: ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter’ derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayanlar idiyse ya?” (Maide: 104)

       

 

 

 

         Hutbe : Taklit, Yılbaşı ve Tüketim Çılgınlığı“       

         Onlara: Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin, denildiğinde: ‘Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter’ derler. Ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayanlar idiyse ya?” (Maide: 104)

Değerli Müminler,

Bugün, hicrî Rebiu’l-Ahir ayının 1’i 1438 Cuma.Miladî 2016 yılını bitirmek üzereyiz. Rabbim bizleri verilen ömür sermayesini razı olacağı istikamette kullananlardan eylesin.

            Rabbimiz bizlerden göndermiş olduğu vahyine topluca ve sımsıkı sarılarak, yer yüzün de örnek bir toplum oluşturmamızı talep etmiştir. “Böylece sizi orta bir ümmet yaptık ki, insanlara şâhid olasınız. Elçi de size şâhid olsun.”(2 /143)Müminlerin böyle yüce ve önemli bir sorumluluğu olmasına rağmen Hulefa i Raşidin dönemi sonrasından günümüze maalesef bu misyonuna sahiplik yapamadı. Tam tersine Kur’an’dan uzaklaşmanın, O’nu terk etmenin bir karşılığı olarak adaletten, hikmetten uzak, taklit hastalığına tutkun olmanın bedeli, dünyayı merkeze almanın sonucu, zillete mahkum bir hayatı kendilerine tercih ettiler. Ve bugünkü manzara karşımıza çıktı. Bu manzarayı Allah başımıza musallat etmedi. Biz tercih ettik, Allah da verdi.

            İslam coğrafyasının hal-i pür melali ortada. Doğu Türkistan’dan, Arakan’a, Suriye’den Libya’ya, Afganistan’dan Filistin’e, Irak’tan Somali’ye, Türkiye’den Arabistan’a, bir baktığımızda her tarafta kan ve gözyaşı, umutsuzluk ve kargaşa hakim bulunmaktadır.  Coğrafyamız işgal, mezhep savaşları, kültürel yozlaşma, kişilik ve kimlik bunalımlarıyla ifsad edilmektedir. Velhasıl dünya insanlığına örnek olacağımıza düşman bildiklerimizin kötü bir kopyası olmaya özen gösteriyor, her şeyimizle onları kendimize model almaya zorluyoruz. İslam coğrafyasının başlarında bulunan batıl ve batı zihniyetli yöneticiler de kendi çıkarları ve dünya perestlikleri yüzünden ülkelerini bu hallere sürüklemekten hiç çekinmemektedirler. Oysa ki  Saddam ve İran şahı örneğinde olduğu gibi kendilerini rezilce bir son beklemektedir. Sisi ve Esed gibi sıradakiler de bunlardan ibret almayı akıllarından bile geçirmiyorlar.

             Hutbemin başında okuduğum ayet-i kerimede geçen taklid kelimesini Kur’an hep şirk ehlinin bir özelliği olarak vurgulayıp, yermektedir. Nedir taklit? İslam hukuku ile ilgili bir terim. Harfi harfine "(birisini) takip etmek" "taklit etmek" demektir.  İslamî hukuk terminolojisinde bir müctehid'i dinî kurallarda ve emirlerde onun türetmelerine ve yorumlarına göre takip etmek demektir. Basrî el-Maliki, "Taklidin şeriattaki manası: Bir kişinin sözüne sahibinin hiç bir delili olmadığı halde başvurmak ve ona müracaat etmektir. Bu taklit şeriat’ te kesin menedilmiştir. Şeriatte ittiba ise delille sabit olan şeye uymaktır" demiştir. Taklit: Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma. Taassup ise Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılıktır.

              Kur’an’ımız, gerek iman gerekse amelî bir konuda bilinçsizce delile dayanmadan namaz gibi ibadî konularda dahi taklidi yasaklamaktadır.

 Aslında İslam dünyasının bugün ki zilletli yaşantılarına bakarak sebepin taklit hastalığından kaynaklandığını söylesek herhalde abartmış olmayız.

              Günümüze gelecek olursak yukarıda bir nebze işaret etmeye çalıştığım halde olmamıza rağmen toplumsal baskılara, aile içerisinde masum gibi gözüken küçük çaplı da olsa kutlama programlarına meyletmemeli, çocuklarımızı da bu konularda bilinçlendirmeliyiz. Çevremizde oluşturulan tüketim çılgınlıklarına, albenilerine, ambalajlarına ve aldatmacalarına kendimizi kaptırmamalıyız, direnmeliyiz. Çevremizi de dikkatli olmaya davet etmeliyiz. Televizyon kanalizasyonlarına, medya ilahına, muhafazakar belediyelerin yeni yıl kutlama çağrılarına zerre kadar prim vermemeliyiz. Nitekim aynı kurumlar  Ramazan ayı geldiğinde de Ramazan çadırları ve eğlenceleri düzenlemektedirler. Maksat hem Ramazanı hem de din algısını bozmak.

Son yıllar da bilinçli ya da bilinçsizce bu tür etkinliklerle hak din ve tek din olan islamı da Protestanlaştırmak istiyorlar. İçi Boşaltılmış bireysel ibadetleri yerine getiren ama modern dünyanın gereklerine de ayak uyduran batılı hayat tarzına hoş bakan ve kabullenen bir din algısı. Batılıların aşırı bulduğu şeylerden vazgeçen ılımlı dindarlık yaygınlaştırılmak isteniyor. Evet, yenidünya düzeninde Müslümanına, hristiyanına, ateistine, liberaline yani insanlığın tamamına yeni bir din algısı, anlayışı dayatılmaya şirin gösterilmeye çalışılıyor. Bu yeni dinin adı insanlık dini. Kimsenin kimseye karışmadığı, her şeyin hoşgörüyle karşılandığı, herkesin birbirinden memnun olduğu, cihad, emr-i bi’l-ma’ruf ve Allah’ın hükümlerinin uygulanmasının rafa kaldırıldığı, içerisi boşaltılmış, bireysel ibadetlerin yapılabildiği, etliye-sütlüye karışmayan, ancak şeytanın razı olacağı bir din. Bizlere dayatılmaya, özendirilmeye  çalışılan bu hayat tarzına, bu dine karşı mücadele etmeliyiz, karşı koymalıyız,  kendimizi kaptırmamalıyız.

Değerli Kardeşlerim,

Çok açık bir kumar olan dini (!) piyango, yapılan reklamların da etkisiyle son yıllar da neredeyse mubahlaştırılmaya çalışılmaktadır. 5 vakit namazlı (!) pür tesettürlü (!) insanlarca dahi hiçbir vicdanî rahatsızlık duyulmadan alınmaktadır. Fahşaya dair ilşkiler artık tüm dizi filmlerde normalmişçesine sunulmaktadır. Adına cinsel özgürlük denilen haller devletçe neredeyse meşrulaştırılmaktadır. Bu nasıl bir dünya Allah’ım.

Kendisini medenî dünya olarak tanımlayan vahşi batıda ise durum çok daha vahimdir. Tek tek zikretmekten hayâ ettiğimiz sapıklıklar ve akıl almaz fantazi ve harcamalarla israfın ve alçaklığın zirvesine çıkmaktadırlar. Sözde noel hurafesi adı altında İsa (a)’ın doğumu kutlanmaktadır.

Yılbaşı harcamalarına dair birkaç kalem şöyle;

“Yılbaşı çamlarının süslenmesine 97 milyon dolar harcandı. Buna ithal edilen 36 milyon dolarlık havai fişek de eklendiğinde rakam daha da büyüyor.”

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, 2011-2015 döneminde yeni yılda kullanılan süs ve ışıkları için gerçekleştirilen ithalat tutarı 100 milyon dolara yaklaştı.

Batıda ise durum çok daha ürpertici  Piroteknik Sanayi Derneği, yaptığı açıklamada Alman halkının yılbaşı nedeniyle düzenlenen etkinliklerde patlatılacak havai fişeklere 124 milyon Euro harcama yaptığını açıkladı.

Interactive Media in Retail Group (IMRG) verilerine göre; İngiliz perakendecileri 2015 yılında sadece noel döneminde; 24 milyar sterlinden fazlasını (yaklaşık 30 milyar dolar) cebe indirdi.

G7 ülkeleri geçen sene Noel’de 445 milyar dolar harcadı. ABD ekonomisinin toparlanmasıyla harcamaların bu yıl 300 milyar doları aşması bekleniyor. Evet modern dünya noel harcamalarında bu devasa rakamlara ulaşırken Dünyada ki açlık raporu ise bizlere şu bilgileri vermektedir.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre ise dünya genelinde 805 milyon insan açlık çekiyor ve her 4 saniyede bir insan açlık sebebiyle hayatını kaybediyor. Ve bu 805 milyon insanın yıllık gıda harcaması 30 milyar dolar. Lanet olsun sizin medeniyetinize ve yazıklar olsun size özenen alçaklara!

Bizler ise Rabbimizin yardımı ile kurtuluşun yoluna girmeliyiz. Kullukta, Rabbe boyun eğmede, ısrarlı olmalıyız geçtiğimiz günlerin, yılların muhasebesini yapmalıyız. Halimize acımalı, gözyaşı dökmeliyiz. Rabbimizden yaşadığımız zilletten bizi kurtarmasını talep etmeliyiz. Kendimizi ve neslimizi arındırmasını, O’nun merhametinin hep bizimle olmasını, buna layık olmamızı O’ndan niyaz etmeliyiz. O bizim yegane Mabudumuz, Mevlâmız ve Şefaatçimizdir. Yeniden bir silkinişle bu konuda geleneğimizden gelen değerlere de sahip çıkarak, vahye teslim olmuş bir akılla olayları yorumlayıp, ticaretimizle, aile hayatımızla, komşuluk ilişkilerimizle etrafımıza örnek teşkil etmeliyiz. Taassuptan uzak, Kur’an’ı gereği gibi anlayıp ferdî, içtimaî tüm sorunlarımıza çare üretip hayata hakim kılmak mücadelesini vermeliyiz.

Rabbimiz hayatın her anını, her yılını razı olacağı şekilde geçirmeyi bizlere kolaylaştırsın, kurtuluş mücadelesi veren kardeşlerimizi de yardımına mazhar eylesin. Amin.
                                                                                                                                               30.12.2016
                                                                                                                                  Hazırlayan: Hayati İSAOĞLU                                  

 

Bu içerik 1146 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Hayati İsaoğlu
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem