Hutbe : Zalimler İçin Yaşasın Cehennem - İLKAV - İlmi ve Kültürel Arastırmalar Vakfı
Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Umutsuzluk Yok, Mücadeleye Devam...

>  Suud Ve İran Özelinde, Ulus Devletler Dönemindeki Statüko Dinler...

> Saltanat Döneminde Oluşturulan Statüko Dinleri Ve Müslümanlar...

> TARİH BOYUNCA TEVHİD DİNİ´NİN KARŞISINA HEP ´´STATÜKONUN DİNİ´´ Ç...

> ESARET ALTINDA PARÇALANMIŞ ZİHİNLER, ÖZGÜN VE BÜTÜNCÜL İSLAMİ DÜŞ...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2016
 
Hutbe : Zalimler İçin Yaşasın Cehennem
Tarih: 02/12/2016
   


“Zalimler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında öğrenecekler!”(Şuara:26/227)

         Hutbe : Zalimler İçin Yaşasın Cehennem                                         

         “Zalimler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında öğrenecekler!”(Şuara:26/227)

    “Sen, o zalimlerin işlediklerinden, sakın Rabbinin habersiz olduğunu zannetme! O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.” (İbrahim:14/42)

Şerefli Müslümanlar,Bugün hicrî 3 Rabiu’l-Evvel 1438 Cuma, günlerimiz aydın, ömrümüz bereketli olsun. İlk insandan günümüze insanın özünde bulunan ihtiras ve kıskançlık duygusu, zulme meyli, hevasına kul olma düşüncesi, Allah’ın belirlediği ölçülere göre düzenlememesinden kaynaklanan tercihi dolayısıyla yeryüzünde fesadı ve zulmü yaygınlaştırmıştır. Tüm zalimlerin ve katillerin atası Kabil’dir. Ve bugünlerde yaşananlar da özelde Halep ve Suriye’de, genelde tüm İslam coğrafyasında sanki kaderleri imişcesine yaşananlar Kabil’in, firavunların ve nemrutların torunlarınca bu mazlum insanlara, bu Müslüman halklara hem de çoluk-çocuk, kadın-erkek, genç-yaşlı demeden ABD ve dostları, batılı ve doğulu kana doymayan vampirlerce yaşatılıyor.

Elbette bu yaşananlarda Müslümanların büyük sorumluluk ve zaafı bulunmaktadır. Ne zaman ki bu ümmet Kur’anî öğretilerden uzaklaşıp, yerine mukabil olmak üzere başka kaynaklara yöneldiler, o kaynakları kutsayıp baş tacı yaptılar o gün bu gündür başları dertten, beladan kurtulmadı. Siyasî, itikadî ve amelî yönelişlerini, yönetim ve hüküm kaynaklarını İslam düşmanlarından temin zaafına ve kompleksine kapıldıkları günden beri o direniş ve dirilik ruhunu kaybettiler. Ayrıca dünyevileşme belası da bu çöküşü artıran etken oldu.

              Halep Yoksa Ümmet Var mı?

Ümmet coğrafyasının sembol şehirlerinden Halep, katliamcı diktatör Esed rejimi ile onun hâmi ve destekçileri Rusya ve İran’ın son dönemde en fazla kan döktükleri, 3 aydan fazla zamandır abluka altında tutup açlığa mahkûm ettikleri yetmezmiş gibi her gün onlarca mazlumu çoluk-çocuk demeden hunharca katlettikleri bir harabeye dönüşmüş durumda.

Halep’in doğusunda, direnişçilerin denetiminde olan bölgede 30 kilometrekareye sıkışmış, 95 gündür her türlü insanî yardımın da engellendiği bir ablukaya maruz kalmış durumdadırlar. 300 bin mazlum, açlık ve susuzluğun yanı sıra, Rusya ve Esed rejimi savaş uçaklarından yağan bombalarla da 10’ar, 20’şer katlediliyor ve buna rağmen bir şarkıcının yeni saç stili kadar dahi dünyanın gündemine girmiyor.

ABD ve AB ülkeleri hep bölgenin despotlarının, darbecilerinin hâmisi olmaları sebebiyle mazlum halkların katliamla yok edilmesi hem umurlarında olmamakta, hem de bu soykırımın gerçekleşmesi için her türlü desteği ve yardımı yapmaktan da uzak durmamaktadırlar. Bölgedeki İslam düşmanı seküler terör örgütlerini ve bu arada PKK/PYD'yi destekleyerek Esed rejimiyle el ele katliamları birlikte sürdürmelerini de sağlamaktadırlar. Görünen odur ki, küfür tek millet olarak topyekûn bir saldırıyla bölgenin mazlum ve Müslüman halklarını yok etmeye çalışıyor. Müslümansızlaştırılacak bölgede, kafalarında oluşturdukları emperyalist sınırlarla bölünmüş, kendi çıkarlarına hizmet edecek yeni haritayı uygulamak istiyorlar.

Halep’te özellikle hastaneleri ve fırınları bombalayan işgalci Rusya ve çavuşu Esed güçlerinin bu saldırıları sonucu şu an Halep’in abluka altındaki Doğu bölgesinde hiçbir hastane kalmazken, toplam 6 doktor hastaneden mahrum olarak her gün yüzlerce ağır yaralıya müdahale etmeye çalışıyor. Şehir de kalan fırın sayısı ise sadece üç.

Birkaç gün önce Rusya-Esed savaş uçaklarından Halep’e atılan bildiride “Teslim olun. Aksi halde ölüp gideceksiniz. Dünyanın umurunda değilsiniz” ifadelerinin yer alması, insanlığın yaşadığı irtifa kaybı açısından gerçekten dikkat çekici.

Halep halkının hukukunu işgalci Rusya ve İran ile işgal işbirlikçisi Esed rejimine karşı kıt imkânlarla savunmaya çalışan direnişçilerle savaşmak yerine bu şer güçler, Halep halkını açlık ve bombardımanlarla cezalandırarak diz çöktürmeye çalışmakta.

Diğer taraftan Arakan’da da benzeri katliamlar yaşanmakta ve dünya kamuoyu hiçbir şey olmuyormuş gibi davranmakta.

Söz konusu olan Müslümanlar olduğunda “dünya kamuoyu” denilen vicdansızlık toplamının susmasına artık alışmış olsak da, İslam dünyasının son dönemde Halep, Arakan ve benzeri mazlum coğrafyalarımız için artık yeterince ses vermiyor olması acıyı daha da katlamakta ve zalimleri de cesaretlendirmektedir.

Yaklaşık 1,5 ay önce bir gazeteye “Dışişleri’nde etkili bir bürokrat” etiketiyle demeç veren ve demeci yalanlanmamış olan bir yetkilinin “Rusya ile karşılıklı anlayış anlaşmamız var. Biz onların Halep operasyonlarına müdahil olmayacağız, onlar da bizim el-Bab operasyonumuza” şeklindeki sözlerini hatırlatır şekilde Türkiye yönetiminin Halep’teki büyük insanlık dramı karşısındaki sessizliği, ne yazık ki son dönemde hemen her konuda mevcut iktidara bağımlı yaklaşımlar sergileyen dindar kesimlerin de sessizliğe bürünmesine yol açmış görünüyor

Bizler, kendilerini Müslüman olarak tanımlayan herkesi, Din Günü’nün Mâliki olan Âlemlerin Rabbi’nden korkmaya ve kardeşlerimizin acılarına duyarsız kalmaktan titizlikle sakınmaya dâvet ediyoruz.

Yeryüzünün halifeleri olmakla mükellef kılınan bizlere düşen, yeryüzündeki tüm zulümlere, haksızlıklara karşı sesimizi yükseltmek iken, bizler Allah Rasulü (a.s.)’ın bizleri aynı vücudun azaları olarak tanımladığı Müslümanların maruz kaldığı vahşet soykırım derecesinde zulümlere karşı duyarsızlaşırsak Rabbimize asla bunun hesabını veremeyiz. 

Bizler, hem dua ve her türlü yardımlarımızla kardeşlerimizin ve mazlumların yanında yer almalıyız hem de Rabbimize sığınarak, Suriye, Halep ve Arakan mazlumlarına yardımcı olması ve yardımını göndermesi için yalvarmalıyız.

Rabbimiz!

Bütün bölge halklarına ve tüm Müslüman halklara Hablullah'a topluca sarılıp yeniden tevhidî bir ümmet olmayı ve izzetli günlere yeniden ulaşmayı hak edecek vahiyle dirilişi ve bu zilletten kurtuluşu nasip et.

Rabbimiz!

Ulusal çıkar putu ya da mezhepçi sapkınlık sebebiyle kâfirlerle birlikte mazlum ve Müslüman bölge halklarına yönelik katliamlar yapan İran devleti yöneticilerini hidayetinle bu büyük sapkınlıktan kurtar. Israr ettiklerinde ise, onları da diğer kâfirlerle birlikte kahret ve dünyada veli edindikleri Esed ve Rus kâfirleriyle birlikte onları cehenneminde de bir araya topla.

Rabbimiz!

Dünyevî çıkarları uğruna hep birlikte mazlum bölge insanlarını katliamlarla yok etmek isteyen, alçakça, vahşice sivil, silahsız insanlara bombalar yağdıran ABD, AB, Rusya, İran, Esed ve bölgedeki işbirlikçi örgütleri kahreyle. Onların üzerine lanetini yağdır.

Rabbimiz!

Mazlumlara, Müslümanlara yardımınla direnme gücü ver ve onları zalimlerin kuşatmasından kurtararak selamete çıkar. Bizleri de mazlumlara yardımcılar kıl.

Rabbimiz!

Suriye'de zulme karşı direnen kardeşlerimizi önce yardımına müstahak ve sonra da yardımınla muzaffer kıl.

Yaşasın zalimler için cehennem.

 

                                                                                02.12.2016          
                                                                                Hayati İSAOĞLU    

 

 

 

   

 

 

 

 

 

Bu içerik 720 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

Hayati İsaoğlu
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem