Üye Ol  -  Şifremi Unuttum?
Facebook
 
 
> Peygamber’e Sövmek Serbest, “Atatürk İlâh Değildir” Demek Suç!...

> İlk Kur’an Neslinin Mekke Örneğinden Çıkarılacak Dersler ve Mekke...

> Kur’an ve Sünnete Dayalı Sahih İslam Anlayışını, Her Şartta Taviz...

> Zulüm bataklığında çürüyüp toplumu da çürüten bir sistemin kurulu...

> Mü’minlerin, Ameller, Hayat Tarzı ve İtaat Alanında Bâtıl Olandan...

   
 
Hesap İsmi: İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Para Cinsi: Türk Lirası (TL)
Şube/Hesap: Kızılay Şub. / Hesap No: 2000614-4
IBAN: TR550020300002000614000005
En Çok Okunanlar

Anasayfa  >   CUMA HUTBELERİ  >  2016
 
Hutbe; Allah’ın kanunları ve Tevhid dini İslam
Tarih: 25/11/2016
   


İşte benim yolum budur, ben ve bana uyanlar tam bir basiretle Allah’ın yoluna davet ediyoruz. Allah’ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim”diyen, nebimiz, efendimiz Muhammed Mustafa’ya da salatü selam olsun.(S.A.V)

 

           Bugün Hicri 25 Safer 1438 Cum’a. Gününüz mubarek ve bereketli olsun. Rabbimiz (Celle Celalühu) bugünde ve gelecek günlerimizde, tağutlara, müşriklere, kafirlere, haddi aşarak yeryüzünde ve ülkemizde mazlum insanların kanlarını akıtan zalimlere karşı direnen, ümmet bilinci içinde olmayı başaran, vahdeti sağlamaya çalışan tevhid ehli kullar zümresine bizleride ilhak eylesin.  Amin Bugünki hutbemizin mevzuu “Allah’ın kanunları ve Tevhid dini İslam” konusu üzerine olacaktır inşallah.

          Öncelikle,zamanı, evreni ve insanları yaratan, insanlara suhuf, Kitap, Rasul ve Nebiler göndererek kendisini ve İnsanlar yararına koymuş olduğu tevhid dini İslamın kanun ve kurallarını tanıtan ve bu kanun ve kurallara uymamızı, boyun eğmemizi emreden âlemlerin Rabbi Allah’u Teala’ya hamd’ü senalar olsun. (Celle celalühü)

          Ayrıca; Allah’ın kulu ve elçisi “İşte benim yolum budur, ben ve bana uyanlar tam bir basiretle Allah’ın yoluna davet ediyoruz. Allah’ı tesbih ederim ve ben müşriklerden değilim” diyen (Yusuf-108), Nebimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya da salatü selam olsun.

          Muhterem cemaat; Rabbimiz (cc) gökleri ve yeri yaratan, geceyi takip eden gündüze, gündüzü de takip eden geceye katandır. Aynı zamanda güneşi, ayı, yıldızları, galaksileri, saman yolunu yaratmış bunlara bir kanun bir kural bir kaide belirlemiştir.(Araf-54) Bu kanun ve kurallar çerçevesi içerisinde akıp gitmelerini kendi yörüngeleri etrafında hareket etmelerini emir buyurmuş, emrine amade kılmış ve her şeyi insanın emrine musahhar kılmıştır.

          Rabbimiz (cc) aynı zamanda yeryüzüne de kanun ve kurallar belirlemiş(Ala- 4) ve dahi yeryüzüne     الْمَرْعَ أَخْرَجَ وَالَّذِي  yeşil bitki örtüsünü çıkarıp sermiş sonrada bu yeşil bitki örtüsünü kararmış, sararmış, çürümüş, çerçöpe çevirmiştir. Açıkçası ayât-ı kâinat zerre-i miskal şaşmadan, kaymadan, çarpmadan, sapmadan Allah’ın (cc) kanunlarına boyun eğmişlerdir.

          Evreni yaratan Allah insanı da (cc) yaratmış, insana da bir kanun bir kural ve bir kaide belirlemiştir. Hatta evrenden fazla olarak (Ahzab-72) dağların semavatın ve arzın yüklenmekten çekindikleri emanetlerden biri olan sorumluluk bilincini insana bahşetmiştir. Daha da ötesi suhuf ve elçiler (S.A.V) göndererek Sırat-ı Müstakimin ana esaslarını ve işaret taşlarını bildirmiş ve Rasullerin (S.A.V) örnekliğini de işaret buyurmuştur. (Beled-10) وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ  “Ona iki yolu gösterdik” ayeti celilesi ilede emri-nehyi, hayrı-şerri, hakkı-batılı, tevhidi- şirki apaçık bildirmiştir. Ancak insan anlamamış, anlamak istememiş, tefekkür edememiş pek cahil kalmış ve pek aceleci davranmıştır. İnsanlardan çok az muvahhid bir gurup müstesna, çoğu “Bu da İslam’dır” zannı ile çoğunluğun görüşüne tabi olarak tevhid dininin karşısında olan paralel dinlere tabi olmuşlardır.

          İşte bu az muvahhid gurup; “La ilahe illallah, Allah’tan başka ibadet edilecek hiçbir ilah yoktur” diyerek; kayıtsız şartsız hâkimiyet sahibi olan, kanun ve hukuk belirleyen, güvenilen, güven kaynağı olan Allah’ u Teala’ ya velayet haklarını tevdi etmişlerdir. Açıkçası; Allah’ın kanunlarına boyun eğmişlerdir. Ne gibi; Tıpkı; Güneş gibi, ay gibi, yıldızlar gibi çarpmadan çarptırmadan. Sapmadan saptırmadan.

          İkinci gurup olan; Tevhid dini İslama karşı paralel dinlere tabi olanlar. Bunlar; sayı ile Allah’ı birledikten sonra, yani la ilahe illallah dedikten sonra (Kasas-88) مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلَا تَدْعُ “Allah ile beraber başka bir ilaha daha yalvarma” manasındaki Allah’ın emrine rağmen, Allah ile beraber başka bir İlaha daha yalvarmış, başka bir ilah tan daha yardım talep etmişlerdir. Ne gibi?  bir tağut, bir ulu önder, bir put, , bir hoca bir efendi, bir bey, bir karnaval gibi.

 

          Kendi hevesini, ya da kendileri gibi âciz insanların hevâ ve heveslerine uygun yapmış oldukları kanunları, kendilerine uygun bir hayat programı olarak almış ve kabul etmişlerdir. أَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ Arzusunu, hevesini kendisine İlâh edineni gördün mü? Yahut ta görmedim mi?

          Kendi hevesine esir düşen, kendi hevesine yenik düşen günümüzün Müslüman kimlikli şahsiyetleri aydınlama çağı adı altında, Allah’ın kitabını, Allah’tan gelen hayat programını bir tarafa iterek, bir başka uydurulmuş dinlerin, kanun ve kurallarına tabi olmuşlardır. Ve bu paralel dinleri canhıraş destekledikleri yetmezmiş gibi çocuklarımızı da hizmet, himmet adı altında şirk dolu çürümüş yapılarına bir koltuk değneği bir payanda olarak kullanmışlardır.

          Açıkçası sahip çıkamadığımız evlad-ı iyalimize onlar sahip çıkmışlardır. Bizler sahip çıkabildik mi? Şimdiye kadar evlatlarımıza ne verdik ki ne bekliyoruz? Bırakın 18 yaşına gelmiş evlatlarımıza 18 ayetin mealini öğretmeyi, iki ayetin meali şerifini veya iki hadis-i şerifi öğretebildik mi? Kendimizi, evlatlarımızı bundan sorguya çekebildik mi? Bunun içinde çok çalışmak elzemdir. Evlad-ı iyalimize  tevhid dini İslam’ı anlatmaktır, öğretmektir

           Bakınız, Yâkub (as)’a ölüm geldiği vakit, oğullarını önüne alarak onları şöyle sorguya çekti; (Bakara 133) “Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? kime tapacaksınız?” Onlar da şöyle cevap verdiler: “Senin ilâhına ve senin ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhı olan tek bir İlâh’a tapacağız. Ve biz, O’na teslim olan Müslümanlarız” dediler. Peki bizler vakti ecel gelip çatmadan, pişman olup eyvah demeden önce, evlatlarımızı evden, arabadan, diplomadan, mirastan mı sorguya çekeceğiz? Acaba neden sorguya çekmemiz gerekecek?

          Sonuç olarak; Kur’an-ı Kerimi her daim kendinize rehber edininiz. Kur’an-ı kerimi, ve hadis-i şerifleri lif lif, hece hece aile yapınızın temeline inşa ediniz. Bir ümmet olunuz. Ümmet olmadan öncede, Mü’min bir aile olunuz. Onun için Kur’an-ı Kerim’i çok okuyunuz. Çok çok anlayarak okuyunuz, Rasulullah ile konuşunuz, Rasulullah ile koşunuz, Kur’an ile kalkınız, Kur’an ile kalkınınız, Kur’an ile korununuz, Kur’an ile kıyamda dimdik durunuz ki kafirler, müşrikler, zalimler karşınızda diz çöküp otursun. Fiemanilleh.  Allah’a emanet olunuz. Velhamdulillahi Rabbilalemiin.

 

                                                                                                                                             ŞAHİN ÖZDAŞ

                                                                                                                                                25.11.2016

 

 

 

Bu içerik 1577 defa görüntülendi.
 
 
CUMA HUTBESİ YAZARI

İLKAV
  Diğer Cuma Hutbesi Yazıları

 
 
Yorumlar
Yorum Ekleyin
Adınız Soyadınız
e-Posta Adresiniz
Başlık
Yorum
Kalan karakter sayısı : 6000
Güvenlik Kodu
 
 
Copyright © 2013 İLKAV - İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı
Strazburg Caddesi No:18/4 SIHHIYE/ANKARA
Telefon :  +90 (312) 229 79 76 e-posta:  iletisim@ilkav.org
Dataişlem